12 Haziran 2011 Pazar
Le Diamant Noir
Bir tek "çılgın elmas" tanırsınız değil mi? Syd Barrett. Pink Floyd'un isim babası, ruhu, gözyaşı olan Syd.
Ben bir çılgın elmas daha tanıyorum ama bunun üzerine ışık vurmuyor -hoş, diğerinin de vurmuş sayılmaz normal şartlarda, ama kendisi için Shine On You Crazy Diamond gibi bir şarkının yazıldığı adam sonsuza dek parıldayacaktır, ne olursa olsun. "Noir" kaldı o elmas, hep de öyle kalacak ne yazık ki. Parladığı zamanlar da oldu elbet ama bu ışık kör etti onun gözlerini.
Bertrand Pink Floyd'a öykünen bir adamdı, çılgın elmaslığını bilircesine. "Blanc" Fransa'ya çok geldi o, Le Pen'lerin, "Souffrance" FN'in, "Bu Müslümanlarla zencilere kota mı koysak ne?"cilerin ülkesine. Önce katil oldu, birkaç sene sonra intiharın yanı başında buldu kendini. Kaderin nasıl bir cilvesiydi bu bilinmez.
"On devra encore imprimer le rêve de l'égalité, on ne devra jamais supprimer celui de la fraternité."* diyen adamın elinde bir hayatı bile kalmadı. Şu an ne yapıyordur, o neşeli ve isyankar şarkılarını duymaya dayanabiliyor mudur, akıl sağlığı yerinde midir bilmem, ama artık parlamadığını ve parlamayacağını bilmek içimi acıtıyor.
Hangi kıskançlık krizi bir insanın ölümüne sebep olduğu halde hoş görülebilir? Bilmiyorum, hiç yaşamadım. Sadece "olmasaydı sonun böyle" diyebiliyorum, onu tanıdıkça daha içten ve acı bir şekilde hem de.
Bugün Türkiye'de bir başka boktan güne girdik Bertrand. Bizde ne kardeşlik kaldı, ne eşitlik, ne de insanlık. Bugün bunu daha iyi göreceğiz emin ol.
*Eşitlik rüyasını kurmaya devam etmeli, kardeşliği asla yok etmemeli.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
