25 Ocak 2011 Salı

Saturday Night Fever #3


- Öncelikle; Volkan Şen ve/veya Sezer Öztürk bu formayı giyerse... Anladınız siz onu.

- Serinin ikinci ayağında (ayak) İbrahimoviç'ten bahsetmiştim. Adam Milan'ı şampiyon yapıyor lan şaka maka. Hay senin Brezilyalı karakterine be İbra... 

- Brezilyalı karakteri deyince, Benzema gibi bir yeteneği kazanamayan Real Madrid camiasına "kültürünüze sıçayım" diyor ve klasik Real Madrid nefretimi açık ediyorum yine. Geri verin bari çocuğu.

- Salı akşamı Saturday Night Fever mı yazılır anasını satayım.

- İlk izlenimlere göre Culio gayet yeterli bir tekniğe, mücadele gücüne sahip. İyi bir transfer olacak gibi. Gica Reyiz bir de pasör arıyormuş, Kallström'ü istemiyormuş falan... Haklı tabii kendince (ben olsam Kallström veya o tarzda birinin peşinde koşardım mesela), fazla tartışacak değilim. Stancu da faydalı olur inşallah ne diyeyim başka (düz adam). 

- King Kenny geldi ulan! "Liverpool'un tarzı pas ve harekettir" diyor Kral, ne de güzel diyor. Comolli'ye dönüyoruz şimdilik, kapsın getirsin birkaç Ligue 1 yıldızı. The Kid ve The King iyi işler başaracak beraber, inanıyorum.

- Eski Türkçeyi okuyabilenler için güzel bir kaynak var burada ve burada (İkinci linkteki, Lozan Sulh Muahedenamesi). El yazısını daha okuyamıyorum ben -tam teşekküllü olarak-, ama matbu metin okumak da bir şeydir değil mi? Ha? Size sordum, hey!

- Real Madrid bizi bu sefer kevgire çevirir. Zerre ümidim yok. Uğraş bakalım Madridista'larla. Allah belanı versin UEFA. ŞİKE VAR ULAN!

- Mesela şu sesin üzerine ne dinlersem dinleyeyim az geliyor. Gerçi Müzeyyen Abla'ya da haksızlık etmeyelim. İkisinin de yorumlamış olduğu Kapıldım Gidiyorum'u da siz açın, linkini vermiyorum. Kızmayın, müzik uğraş ister. Hehe.

- Ya da durun lan vereyim. Aha bu Müzeyyen Abla, bu da Zeki Reyiz. 

- Evet, bunu ve bi üsttekini niye madde halinde verdim bilmiyorum.

- Müzikten devam edelim. Pulse'ı birkaç kez izleyen birisi olarak şunu söyleyebilirim; The Dark Side Of The Moon performansı esnasında ekranda çıkan envaiçeşit politikacı Pink Floyd'un eleştirel yönüne; David Gilmour'un Wish You Were Here'daki ince notaları (ne deniyor lan onlara) çalarken ağzıyla onlara benzer bir ses çıkarması çocuksu yönüne, yani Syd yönüne güzel birer örnek teşkil eder. Ayrıca Money'deki gitar solosunun sonuna doğru giren davul atağında Nick Mason'ın sırıtışı ne kadar müthiştir... Hayat verir Floydian'a.

- Bu arada Shine On You Crazy Diamond her türlü aşk şarkısını cebinden çıkarır. 

- Bu adamı göndermeyin lan. Kaptan olsun, futbolu burada bıraksın.

- Siz halen Atsızcı Aslanlar'ı takip etmiyor musunuz yoksa? 

- Ahmet Kaya'nın Ağlama Bebeğim'i de, Jeff Buckley'nin Forget Her'ü de, Pink Floyd'un Comfortably Numb'ı da, Eminem'in Kim'i de, Aznavour'un Emmenez-Moi'sı da, The Smiths'in I Know It's Over'ı da, Oasis'in Stand By Me'si de, Orhan Baba'nın Kabahat Seni Sevende'si de, hatta Iron Maiden'ın Wasted Years'ı da ağlatır ama ağlatsa da ümit veren, başını eğdirmeyen şarkıya You'll Never Walk Alone denir. 

- Inception iyiydi eyvallah, ama Nolan did better jobs be abi. Bi dakka, saldırmadan önce bi dinleyin. İzlediğim diğer tüm filmleri -ki hangilerini izlediğimi yazıyorum birazdan- ondan daha iyiydi bence. Memento'nun kurgusu, The Dark Knight'ın atmosferi-felsefesi, Batman Begins'in tüm o vadediciliği, The Prestige'in melankolisi Inception'ın arak senaryosundan (bunu da bugün öğrendim) daha önemli bence Nolan'ın filmografisinde (Evet biraz algıda seçicilik yapmış olabilirim 'Inception'ın arak senaryosu' tabiriyle).

- Twitter'da milyonlarca (oha) Maria Puder var -eyvallah hatunlar kendilerini onunla özdeşleştirmiş, bize bok yemek düşer (o zaman ne konuşuyosun lan)- ama bir tane de Raif Efendi yok arkadaş. Biz mi yanlış kitabı okuduk be; herkeste bi Maria Puder övücülüğü almış başını yürümüş. Akıllı olun(uz). 

- Tabloya aşık olmak deyince akla Sevmek Zamanı geliyor tabii, ama Boyacı Halil biraz farklı bir aşıktı ki onun aşkı Divan Edebiyatı'ndaki aşkla örtüşüyordu daha çok. O da güzel tabii, yeter ki aşk kelimesinin altını doldursun aşık olduğunu iddia eden. İyice ayağa düşürdüler cânım kelimeyi senelerden beri ulan.

- Nev dinlemem ama Bir Nev-i Alaturka güzelmiş.

- Şu dakikalarda Real Madrid Adebayor transferini açıkladı. Ahaha. Ahahaha. Ahahahahaha. AHAJAKHHSDFAKSJFKASJKFJ. Tencere-kapak mı denir ne denir, öyle işte. Çok yakışmışsınız canııım ^^ Bu herif Şampiyonlar Ligi'nde oynayabiliyor muydu bu arada? 

Galatasaray Daha Ölmedi


Kurtuluşunu yeni stadda görenler, o stadı kendilerine mezar yaptılar. Hani adaletten bahsediyoruz ya sık sık, o adalet tecelli ediyor işte belki de. Bu stada asıl emeği veren adamın adını bir kez bile anmayan Adnan Polat şu günlerde art arda kıvırarak Galatasaray taraftarının gözünde bir Ömer Çatkıç, bir Emre Belözoğlu nefretini kazanmaya doğru hızla yol alıyor. Art arda hatalar yaparak, potlar kırarak, Galatasaray'ı ayakları altına alarak ipini çekiyor.

Benim için Özhan Canaydın heykelinin açılışına sarı-kırmızı atkıyla katılan Kılıçdaroğlu, yeni stadımızın açılışında seçim propagandası yaptıran RTE'nin mavi renklisidir. Stadda protesto gerekli mi değil mi, bunu tartışmaya gerek yok; hoş, protesto edilenler de neyi yanlış yaptıklarını düşüneceklerine bir gün sonra "Daha anlaşma yapmadık haa, ona göre" tehditleri savurdu ama normaldir bu ülkede. O kadar uçmuşlar ki, utanmasalar yandaşları gibi alenen "Size o stadı kim yaptı lan?!" diyecekler. Ali Sami Yen'in arazisi de THY'ye bağışlandı zaten, değil mi? Karşılığını aldınız işte. O karşılığı sandıkta alacağını sananların hepsi, paragrafın başında söylediğim gibi aynı necasetin farklı renginden ibaret.

Şu an kulübün başında bulunanlar unuttursa da milyonlara bunu; Galatasaray siyasi manevralarınızın ve emellerinizin üstündedir. "Galatasaraylılık" denen olguyu anlamayan, o tepkileri de anlayamaz.

Bunu en iyi temsil eden adamlardan birinin ölüm gününde terbiyesizce laflar eden birisinin satırlarıdır bunlar. Hatamı her geçen gün daha fazla anlıyor, daha fazla mahçup ve pişman oluyorum, ama şimdi günah çıkarmanın sırası değil, neyse... O akşam, işte o adamın adını ağzına almaya cüret eden TOKİ Başkanı ıslıklandı yeni stadımızda, "Özhan Canaydın'ın, karşısında aciz ve nahif (Uğur Meleke'nin tespit ettiği üzere naif değil nahif, yani zayıf) durduğunu" söylediğinden ve verdiği "akıllı olun ha" mesajından dolayı...

Ve benim Galatasaraylılığımdan en çok gurur duyduğum gecelerden birisi oldu o gece. Demek ki, dedim kendi kendime, ne kadar ümitsiz olsak da, ne kadar şikayetçi olsak da değerlerin içinin boşaltıldığından dolayı, ne kadar ölüm döşeğinde olsak da, ne kadar lanet etsek de, ne kadar memnun olmasak da taraftardan; ölmemişiz daha. Sindirilmek, yozlaştırılmak bir yere kadarmış.

Büyük laflar ediyorum belki evet, belki birkaç ay sonra yine bir-iki yıldız transferle yine binlerce kişi dönecek lafından ve safından, belki yine büyük kısmımızın Galatasaraylılığı Fenerbahçe düşmanlığından ibaret olacak, belki o meşhur faydacı taraftarlık tavrımız silinmeyecek, hatta müşteri taraftarlığa dönüşecek ama şimdilik bunları düşünecek durumda değilim. Taraftar kültürüne sahip çıkmış, değerlerini ezdirmemiş, ve hatta Galatasaray taraftarının çaktığı kıvılcımla diğer taraftarlar da sokağa dökülmüş ya, daha ne isteyeyim?

Not: Fotoğrafı Twitter'da Arda paylaşmıştı (hayır tahmin ettiğiniz Arda değil), asıl kaynağını bilmiyorum.
Not 2: Herhangi bir siyasi yaftayı yapıştırmaya kalkışacaklar zahmet etmesin.
Not 3: Niye bu kadar geç oldu derseniz... Ne bileyim yahu, blog yazıyoruz işte şunun şurasında.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Değerlerimizi Koruyanlara Teşekkürler



Rezalet üstüne rezalet geliyor. Yemin ediyorum artık "Daha kötüsü olur mu" demeye korkuyorum çünkü daha kötüsü olmaya devam ediyor ben bunu dedikçe. Bu utanmaz herifler yüzünden insanlara tuttuğum takımı söylerken duraksamak zorunda kalacağım bundan sonra.

Yukarıdaki fotonun hikayesini duydunuz sanırım. Bu pozu veren işçilerden birisi Galatasaray'ın değerlerine sövdüğü için hışımla elinden alınıyor suç aleti, cezası veriliyor. Kulübümüzün şanına da gölge düşmüyor, değerlerine halel gelmiyor (O değerlerin sülalesini sinkaf edenler gençliğimizi çürütürken oluyor bunlar tabii).

Muhtelif tepkiler peyda oldu her zamanki gibi -konu Galatasaray taraftarıysa, iyi ya da kötü nasıl olursa olsun,  ne zaman en az onlarca tepki peyda olmuyor ki zaten? Ne zaman tek vücut oluyoruz ki? Bu mevzubahis tepkilerde gördüğüm kadarıyla işverenin kulüp olmadığı falan da dile getiriliyor. Hani "Bu adamı sonuçta Galatasaray kovmadı ya canım"a getiriliyor laf. Galatasaray için orada çalışan işçinin ekmeği söz konusu yahu! Belki yapmaması gerekiyordu bunu, belki o atkıyı germemesi gerekiyordu -suratında bir gülümsemeyle hem de!-, belki bu kadar iyi niyetli bile olmaması gerekiyordu, yanındaki Galatasaraylıyla beraber dostluk mesajı vermemesi gerekiyordu...

Ama bitti işte hepsi. Ne kıymeti var "olmasaydı"nın, "yapmasaydı"nın? O işçinin elinden atkıyı çekip alan adamın fikriyatı neyse, birkaç ay önce Fenerbahçe marşını duyunca küplere binen kaptanınki de aynı değil mi? Adam kovuldu, işinden ekmeğinden oldu. Neden? Galatasaray'ın yeni stadında Fenerbahçe atkısı açtığı için, değerlerimize saygısızlık ettiği için. Ali Sami Yen'in tam orta yerine sıçan Galatasaraylı kılığındakileri ne yapıcaz peki? Kimisi kulübü yönetiyor, kimisi aramızda, kimisi sahada katlediyor o değerleri. Derdin bu mu olmalı, antrenmanı izlemeye gelen Fenerbahçeli taraftar mı, stadın inşasında çalışan Fenerbahçeli işçi mi?

Bok attığı Fenerbahçelilerden hiç farkı olmayan, anti-Fenerliliğini Galatasaraylılığından öne koyan taraftarın umrunda mı gerçi, o pragmatist taraftarlıktan müşteri taraftarlığa geçişini tamamladıktan sonra içinde acıyan bir kalbi de kalmaz, iyice rahatlar.

Sonra "ay bu işçiye de yazık ya" cümlesi yeter ona vicdani mastürbasyonu için. Benim şurada yaptığım nasıl kendime yetiyorsa...

4 Ocak 2011 Salı

Allah Belanızı Versin

İçini boşaltmadığınız hiçbir mefhum kalmadı Galatasaray'a dair. Ruh, vizyon, karakter... Hiçbiri bir şey ifade etmiyor artık. Nasıl etsin ki; Servet Çetin "ruhuyla oynayan adam" olarak kabul ettirilmeye çalışılır, bir taraftan "Edirne ötesi" vizyondan bahsedilir diğer taraftan Elano, Misimovic, Keita, Dos Santos gibi futbolcular piç edilir, karaktersiz diye gönderilen adamların yerine Serdar Özkan gibi "menajer" bozuntuları getirilirse?

Ve Colin Kazım Richards'a bu forma layık görülürse? Allah belanızı versin, defolup gitmediniz lan şu takımın başından. İnsanı sevdiği renklerden soğutuyorsunuz. Acı olanı da, "ĞALATASARAYLI DEĞİLSİN SEN DEMEK KİE!!!1BİR" kafasındakilerin ağzına sakız ediyorsunuz bizi.

O bahsettiğiniz karakter buysa, ta karakterinizi sikeyim ben sizin. İlk kez Galatasaraylılığımdan utandırdınız beni şu son birkaç ayda, teşekkür ederim.

Not: Hagi istemiş diyorlar Kazım'ı. Netleşene kadar şunu söylemem gerekir; yönetim ne yaparsa yapsın bir yere kadar koyuyor da, Hagi ağzımıza sıçtı ya asıl acı veren o. Allah kahretsin.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails