4 Temmuz 2011 Pazartesi
Pink Floyd Top 20
20- The Trial
Filmi izlediyseniz bu şarkının geçtiği sahneyi hatırlarsınız. Muazzam animasyonlar, Waters'ın hastalıklı beyni ve dehasının yanı sıra Gilmour'un riffleriyle (hakim konuşmaya başlayınca giren gitarı hatırlayın) birleşince saykodelizmin zirvesine ulaştırır insanı. Bu şarkı -ya da adına ne derseniz deyin- Roger Waters'ın Pink Floyd ruhunu besleyen fikirlerinin bir numunesi ve kafasındaki her şeyin bir özeti niteliğindedir.
Showing feelings of an almost human nature!
19- Another Brick In The Wall (tüm bölümler beraber)
The Wall Pink Floyd'un kaderini değiştirdi. Baştan aşağı Waters'ın eseri olan albüm -elbette diğerlerine haksızlık etmiyoruz ama aslan payı ona aitti- bu hırslı adama inanılmaz bir özgüven verdi ve grupta ayrışmalar başladı. The Wall'da Pink Floyd'un Syd-Waters yönünü en duru haliyle görebilirsiniz. Gilmour sonradan dümeni eline alınca bu işi en az Waters kadar yapabileceğini gösterdi elbette, ama Waters'ın değerini gösteren albüm buydu. Another Brick In The Wall da malum, Pink Floyd'un en çok bilinen -ve maalesef ayağa düşen- şarkılarından. Popüler kültürü nasıl etkilendiğinden bahsetmek abes olur. Tabii Gilmour'un solosundan da.
Poems, everybody!
18- Astronomy Domine
Tamamen Syd. Çılgın Elmas'ın Pink Floyd'a Giriş 101 dersi. Saf delilik. Saykodelizmin ve deneyselliğin en zirvesinden başlayan bir kariyerin henüz başındaki manifesto şarkı.
Blinding signs flap, flicker flicker flicker blam!
17- On The Turning Away
Gilmour ve onun hayata dair kısa, dağınık görüşleri. Ve elbette muazzam gitar solosu. Onun gitar çalışı kadar şahsına münhasırı az bulunur.
And the words they say which we won't understand.
16- Brain Damage
İsmiyle müsemma. Yine Waters dehası ve deliliği beraber. Görüşürüz ayın karanlık tarafında. Bu arada o manyak kahkahalar Naomi Watts'ın babası Peter Watts'a ait.
There's someone in my head but it's not me.
15- Keep Talking
Bir ara hayatıma ciddi anlamda katkısı olmuştu bu şarkının verdiği mesajın. Sonra bazen konuşmanın da bir boka yaramayacağını anladım orası başka, ama yine de iletişimi kesmemek lazımmış hacı. Bu geyikten acilen kurtulup Gilmour'un Pink Floyd saykodelizmine en büyük katkılarından olan o meşhur talk box performansına dikkat deyip diğer şarkıya geçeyim.
It doesn't have to be like this, all we need to do is make sure we keep talking.
14- Pigs (Three Different Ones)
Animals albümünü dinlemek zordur. Nick Mason bir keresinde, prodüktörlerin şarkılarını kısaltmaya yanaşmadıkları için kendilerine bozuk attığını söylemişti. Onlar da albümlerinin yapımcılığını kendileri üstlenmiş tabii. Pop şarkılar yapmaktan uzaktı Pink Floyd, elbette kısa şarkıları da oldu ama uzun şarkılarının tadı bir başkadır. Nitekim listenin başlarına doğru geldikçe de uzun şarkılarının bendeki yerini fark edeceksiniz. Pigs de böyle 11 dakikalık ve tamamen eleştirel -ve yine talk box'lı- bir şarkı. Evet, Waters rahatsız bir adamdır.
Ha ha, charade you are.
13- Dogs
Pigs'in ikiz kardeşi. Daha az siyasi eleştirileri haiz, iş adamlarına takmış bir şarkıdır. Onlara imaj tavsiyesi verir, ne yapacaklarını söyler ve akıbetlerini gösterir -intihar ettirir ya da kanserden öldürür yani. 17 dakikalıktır ve Gilmour'un muazzam gitar performansıyla bezelidir.
Deaf, dumb, and blind, you just keep on pretending.
12- Fearless
Liverpoollu Floydian'ların marşı. Dingin Gilmour vokali. İyi ki dingin Gilmour vokali, zira ne kadifedir o.
And everyday is the right day.
11- Wish You Were Here
Daha yukarılarda olabilirdi aslında. Waters bu şarkının Shine On You Crazy Diamond'a göre daha genel olduğunu söylemişti. Son derece basit sözlere sahiptir Wish You Were Here, kısadır, naiftir ve popülerdir.
Did they get you to trade your heroes for ghosts?
10- Hey You
Yine kısa, yine popüler. Her zamanki gibi saykodelik, karamsar ve iyimser. Ağlayan gitar, ağlatan sözler, Comfortably Numb'a nazire yaparcasına bir işbirliği.
Together we stand, divided we fall. (Eh yani...)
9- Mother
İronik müziğin Pink Floyd'daki bayilerinden. Anne sevgisi değil, anneye sitem, belki anne nefreti. Ana Gilmour, çocuk Waters. Ve yine ağlayan Fender.
Momma's gonna make all of your nightmares come true.
8- Money
Fazlasıyla eğlenceli. Gitar riff'i klasikler arasında, Noel Gallagher'a göre pek bir "complicated" gitar riff'iymiş -ki Pink Floyd'un büyük hayranıdır kendisi. The Wall filminde Another Brick In The Wall'un öncesinde Money'den birkaç satır vardır genç Pink'in yazdığı şiirde. Eleştirelliğinden bahsetmeye gerek var mı?
New car, caviar, four-star daydream, think I'll buy me a football team.
7- Time
Tüm üyelerin de en azından kağıt üzerinde eşit katılımıyla yapılmış şarkı. Elbette, Pink Floyd'da o ayrışmalar olsa da çalışılırken takım ruhu en üst seviyede oldu hep, ama genelde birileri öne çıktı. Nitekim bu şarkıdan hatırlanan da -göreceli olsa da- Gilmour'un solosu ve riffleridir. Ama Mason'ın performansı da unutulmaz mesela ki kendisi Pink Floyd'un en az öne çıkan adamıydı. Bu elbette Pink Floyd müziğindeki katkısının az olduğu anlamına gelmiyor.
The sun is the same in a relative way, but you're older.
6- Coming Back To Life
Beni "Fender ulan!" diye delirten şarkılardan bu. Gilmour The Division Bell'de Pink Floyd'un müzik kariyerine mükemmel noktayı koymasına en büyük katkıyı yaparken, bu şarkı da önemli rol oynuyordu bunda. Şarkıda eski karısına sitem etmesi hem komik -zira altında çooooook büyük anlam arayanlar oluyor- hem de çok güzel -e çok insani işte. Bu şarkının Polly Samson'a ithaf edildiği de söyleniyor ama bunu yanlış anlamışlar sanırım, Gilmour'un yeni eşi Samson'a ithaf ettiği şarkı High Hopes, çünkü sözlerini beraber yazdılar. Ayrıca böyle sitemkar sözleri yeni karısına niye yazsın lan, manyak mısınız? Ha bu arada, bu da az ironik değildir. Cambridge yöresi oyun havası tarzında ama acıklı. Öyle yani.
This dangerous and irresistible pastime. (Buna çok aşinayım işte.) [Ve dayanamadım] While you were hanging yourself on someone else's words... (Buna da az aşina değiliz hani.)
5- Atom Heart Mother
Hahah, ulan. Bu şarkının adı öylesine uyduruluvermiş, şarkının kendisi deneyselliğin boku çıktığından dolayı bizimkiler tarafından çok da sevilmemiş ve pek de tanınmamış... Bu açıdan benim için daha ilginç bir konuma ulaşıyor Atom Heart Mother. Deneyselliğin de boku falan çıkmamış ayrıca bence, her şey tam kıvamında ve ortaya çıkan iş bir orkestranın yaptığı işe muadil. Farklılıklar birbiriyle uyumlu ve uzunluk (yaklaşık 24 dakika) elbette hiç sorun değil. İneğinize kurban lan.
Tamamen enstrümantal bir şarkı. Bu da ne demekse, yarısı enstrümantal mı olacaktı bi de. Olurdu da yani, belirtmek... Eeh neyse.
4- Echoes
Yankılar. Pompeii. Nick Mason'ın sessiz ve derinden performansı. Gilmour'un manyak denemeleri. Rick Wright'ın ve Roger Waters'ın saykodelik efektleri. Kadife sesli ikilinin dingin vokalleri. Uzun bu da, 23 dakika. Ama ne gam. Bu arada Camel'ın Echoes'u da çok iyidir.
Strangers passing in the streets by chance to separate glances meet. (Şş size diyo.)
3- High Hopes
"Diz gitarı". Ne acayip bi şey o öyle. Ama Gilmour'un ell... dizlerinde. Efsanevi solo; derinden gelip "forever and ever" derken giriyor ve insanı yavaş yavaş çekiyor içine. Şarkının sözleri bi ayrı efsanevi, hızlıca yazılmış ama şaşmamak gerek, yılların birikimi zira bu. Yani Gilmour bunu birkaç saatte yazmadı -Polly Samson'la beraber-, aslında büyük kısmını yıllar boyunca yazdı. Kilise çanının sesi korkutucu, piyanonun eşlik edişi hüzünlendirici. Büyük ümitlerimiz baki ama karamsarlık da öyle.
Encumbered forever, by desire and ambition. There's a hunger still unsatisfied.
2- Comfortably Numb
Şarkı içselleştirmede yaptığım ihtisasa bu şarkıyla başladım sanırım. Ellerim balon gibi olmazdı çocukken, ama halimden memnun bir uyuşukluğum vardı uzun bir süre, bir aralar. O uyuşturucuyu vücudumdan attım. Ama atamayan da vardı. O da bir numarada zaten.
There is no pain.
1- Shine On You Crazy Diamond
Tüm aşk şarkılarını cebinden çıkarır. Arkadaşa yazılmış ağıttır bu, "beni sev" demez, "bir tatlı yalan olsa bile sevmeyi vadetmesini" istemez karşısındakinden, "why can't it be mine" demez, sadece "yıldızlığın ve çocukluğun çapraz ateşinde kaldın" der, "parılda çılgın elmas" der. Dünya üzerinde yapılmış en muazzam ve en vurucu şarkılardandır. En uzun şarkılarıdır -tüm bölümleriyle beraber 26 dakika- ve Pink Floyd için kendini feda eden adama yakışır bir mersiyedir.
You reached for the secret too soon.
"Syd'in ölüm haberi çok üzücüydü ama biz onun için zaten 30 yıldan fazla bir süredir acı çekiyorduk." Dave Gilmour
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)




8 Yorum:
bir benzeride benim vardı, birinci tabi değişmemiş hatta ilk dört bile aynı :)
ben another brick'leri daha önlere alırdım açıkçası (özellikle the hapiest day of our life ile birleşik part II daha iyi bir part II oluyor) ve the great gig in the sky'a yer açardım. ama güzel liste. böyle listeler bekliyorum içinden geldikçe :)
bakiyorum futbolu biraktin, müzik bloguna dogru gidiyorsun... :)
futbolda yazacak bir şey yok, futbol yazacak gücüm de kalmadı zaten. müzik-sinema yazsak hep keşke, ne güzel olur.
sen futbol yazinca da iyi oluyordu, ama hep müzik-sinema yaz, onu da okuyalim... :)
1 ve 2 numaramız aynıymış.
Güzel liste...
The Final Cut' dan hiç parça yok.
Sadece belirteyim dedim.
not now john zorladı ama gruptan çıkamadı. the final cut'ı diğerleri kadar "absorbe edemedim" rob gordon'ın deyimiyle zaten, bi daha göz atmam lazım.
Yorum Gönder