19 Mayıs 2011 Perşembe

The Two Escobars


Öncelikle şunu belirteyim. Bu yazıdan ve bahsi geçen belgeselden "Futbol asla sadece futbol değildir"ciler büyük zevk alır, alacaklar. Diğerlerinin cehenneme kadar yolu var, hiç kendilerini yormasınlar izleyip-okuyup akıllarınca tutarsızlık falan aramakla. (Neden bu kadar kibar olduğumu ben de bilmiyorum inanın.)

Ceza Sahası'ndan sevgili Adem dün "Bu belgeseli izle" diyerek şu linki verdi, benim ona Anadolu'nun Kayıp Şarkıları'ndan bir bölümü izletmem üzerine. Belgesellere zaafımın olması şansımdı elbette, nitekim sinematik alanda büyük ölçüde dağılmış dikkatimi azami ölçüde toparlayıp izledim ESPN'in bu muazzam belgeselini.

Kolombiya Milli Takımı'nda kendi kalesine gol attığı için öldürülen bir adamın hikayesini duymuştum fakat bu adamın adını bilmiyordum. Şu an ülkede olsa "Adam gibi adam" sıfatının kendisine yapıştırılmaması imkansız bir futbolcuymuş Andres Escobar. Böylesine ağır (hatta en ağır, ölüm işte daha ağırı mı var) bir trajedinin yolunun futbolla kesişmiş olması aslında bizim gibi futbol romantikleri için çok yıkıcı -en azından kağıt üstünde öyle olması gerekiyor. Ne var ki bu belgeseli izleyinceye kadar bu olayı birkaç defa duymuş olduğumda ne kanım böylesine soğumuş, ne bir damla gözyaşım düşmüştü.

Jeff ve Michael Zimbalist kardeşlerin bu nefes kesici çalışmasına bir de özet geçelim (hikayeye en azından ucundan kıyısından vakıf olmayanlar okumasa iyi olur): Günümüzden 30-40 yıl öncesinin Kolombiya'sında uyuşturucu-fakirlik-futbol üçgeninde geçen bir hikaye anlatılıyor belgeselde. İki Escobar, Pablo ve Andres, o zamanlar Kolombiya'sının bir numunesi, daha doğrusu yaşadıkları olaylar ve temsil ettikleri olgular öyle. Kanun kaçağı olan (kanun kaçağı çok hafif bir tabir aslında) Pablo "Robin Hood" Escobar, Jacques Mesrine'den bayağı "hallice" bir suçlu. Öldürüyor, insanları uyuşturucuyla zehirliyor, her istediğini yapıyor ama yerle yeksan edilmiş bir kenar mahallenin sakinlerine yeni bir mahalle inşa edecek kadar da müşfik (ya da yufka yürekli, ya da başka bir şey)! Futbol en büyük tutkusu ve ülke futboluna büyük yatırımlar yapıyor. Milli futbolcuların çoğuyla arkadaş. Rene Higuita onu cezaevinde ziyaret ettiği için hapse bile atılıyor -yerine gelen de Oscar Cordoba hatta. Pablo, çocuk kaçırmayı yasaklıyor mesela, ama "Tanrı gibiydim, birisinin ölmesini istediğim zaman o kişi o gün ölürdü." de diyebiliyor. Kendi doğruları var, kendi vicdanı çoğunluğunkinden farklı işliyor ve yılların sonunda Kolombiya halkını gördüğümüz kadarıyla iki değil, birkaç parçaya bölmüş; cenazesinde ağlayarak "Sen yokken biz ne yapacağız artık?" diyen kadın bunun en net tezahürü. İşin ilginç yönüne bakın ki, o gittikten sonra ülkede karışıklık eskisinden de şiddetli oluyor, kaos büyüyor, insanlar gerçekten ne yapacaklarını bilemiyor. Nitekim Andres'i öldüren de Pablo'yu öldürenlerle aynı insanlar (Carlos Castano'nun adamları). Chicho Serna'nın dediğine göre sokaklarda "Pablo yaşasaydı, Andres ölmezdi." deniyormuş. O saatten sonra insanlar futboldan soğuyor, dünyaya verilmek istenen "Kolombiya şiddetten ibaret değildir" mesajı bir yalan haline geliyor. Valderrama "Eğer futbol yüzünden normal bir hayat yaşayamayacaksam, futbolu bırakırım. Ben korumalara alışık değilim." diyor. "Futbol başımıza bunları mı getirecekti?" ortak düşünce. Kaos içindeki bir ülkenin halkı kendini futbolla kanıtlamak istiyor, sonuç hüsran oluyor.

İki Escobar'ın merkezinde bulunduğu futbol-suç dünyası ekseninde Kolombiya kendine yeni bir kimlik arıyor fakat yıkım çok büyük oluyor. Futbola aktarılan kirli para Kolombiya futbolunun ve ülkenin imajını yerle bir ediyor. Şu anki durumu bilmiyorum ama belgeselde anlatıldığına göre 2010'da 18 kulüpten 14'ü iflasın eşiğine gelmiş durumdaymış. PEPE'ler (Pablo'ya karşı kurulan ve onu avlayan çete) ve Pablo Escobar döneminde dünyadaki en büyük cinayet oranına sahip olan bir ülke şu sıralarda yavaş yavaş toparlanıyor. 2009'da bu oran yarıya düşmüş. Futbolda ise o zamanlardan beri hala söz sahibi değiller. Güçlü sayılabilecek bir kadroları var ve Avrupa'yı istila etmişler desek haksız olmayız ama henüz elle tutulur başarıları yok ve özgüvenleri yerine gelmiş değil hala.

"Pablo ve Andres'in ölümü Kolombiya futbolunun başarılı yıllarının bitişini ve çöküşünün başlangıcını simgeler." diyor Pablo'nun kuzeni Jaime. Haklılık payı var elbette, ama Kolombiya, aradığı kimliğini çok daha şuurlu ve temiz bir şekilde kurduğu şu günlerde geleceğe güneşe bakar gibi bakmıyor artık.

Hasta la vida no termina aqui.

0 Yorum:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails