7 Şubat 2011 Pazartesi

Hagi'nin (Teknik) Adamlığı ve Galatasaray(lılık)



Uzun taktiksel çözümlemelere girecek kadar birikimim ya da analiz yeteneğim olmadığını tekrarlamam biraz sinir bozucu olabilir, ama bunu belirtmeden başlayamayacağım. Zira bu yöndeki beklentilerinizi düşük tutmanız yararımıza olur. Futbolda her şey rakamlara, mevkilere, satranç hamlelerine bağlı değil; ama bunların etkisini görmezden gelme aymazlığı da bize göre değil pek tabii. O yüzden bunu uzmanlarına bırakmayı tercih ediyorum. Benim konuşacaklarım futbolun psikolojik, belki sosyal, kültürel yönüyle alakalı olacak daha çok.

Bizim Hugo Suat'ın dediği sığınılacak bir liman olan ve Galatasaray'ın bir kez daha sığındığı Hagi'nin enkaz devraldığı bir gerçek. Ama Rijkaard'ın enkazı değildi bu, yönetimindi. Aslına bakarsanız çarpıklığı görmezden gelen (ya da o çarpıklığı kendi gerçeği yapıp, fark etmeyen) taraftarın dilsiz şeytan olduğu gerçeği de var ama, bunları konuşmaktan sıkıldım. Teknik mevzuların ötesinde Galatasaraylılığın özünün tam orta yerine pisleyen adamların başımızda halen durması büyük fiyasko ama buna isyan edebilen yok. Zaten Galatasaray'la alakalı tüm ümitsizliklerimizin sebebi de bu.  Taraftarın büyük kısmı Servet Çetin'i ihanetinden dolayı değil de, arkasına kaçırdığı toplardan dolayı sevmiyor; Adnan Polat'ı Galatasaray'ı hakim güçlerin ayağının altına serdiği için değil de, orta sahaya pasör alamadığı için kötülüyor. Her şeyin paketine, görünüşüne bakıyoruz nasılsa ya, burada da aynı durum geçerli aslında. Bugün bir Galatasaraylıya "Asıl sorun nedir?" diye sorduğunuzda BAM cevabını verecek yüzlercesi çıkacaktır emin olun. BAM, Servet Çetin, Baros'un sakatlığı, Hagi'nin teknik direktör olmadığı gerçeği (!) vs...

Hagi Galatasaray'ın başına geldiğinde camia olarak her yönden ümitsizlik içindeydik. Rijkaard'ın geldiği zamanlar nasıl "tünelin ucundaki ışığı görme" güzellemeleri yapıyorsak, Hagi geldiğinde de o tünel üzerimize çökmüş gibi hissediyorduk - bu uç noktalarda gidip gelmek belki asıl sorunumuzdur ya, neyse... Hagi'nin 12 lig maçında iki beraberliği, beş galibiyeti, beş de mağlubiyeti var. Bu süreçte kadro kalitesini, yeni transferlerin alışma sürecini, yeni hocanın kafasındaki planı falan bir yana bırakıp -niyeyse- ciddi ciddi birkaç ayda aceleyle Hagi'nin adamlığını, teknik adamlığını, basiretini, kısacası her şeyini sorguladı Galatasaray taraftarının bir kısmı. "Hagi'nin getirdiği Rumenler" efsanesi yaratıldı, onun üzerinden iğrenç klişeler çıktı ortaya, iğrenç geyikler türedi. "Şimdi gider bir Rumen'e milyon dolar döker ya eheğeğe", "Lan bu adamın Rumen liginden başka bildiği lig yok mu yaææ", "Hagi'nin vizyonu meheğeğe" vs.

Bu kadar kolay yönlendirilmeleri midem bulanarak, üzüntüyle ve ümitsizlikle izledim. Keyfim kaçtığı, ümidim tükendiği, canım sıkıldığı için de bir şey diyemedim, yazamadım, anlatamadım. Yönlendirilme diyorum zira birilerinin gazına gelindiği belliydi. Twitter'da Arda "Hagi'yi teknik direktör ilan edin hadi bekliyorum" demişti dün akşam; durum o kadar dansözlük içeriyor işte. Envaiçeşit boktan medya maşasını eleştirenlerin de bir sabır taşı olabilir, eyvallah, ama şu ahvalde Hagi'yi kurban seçmek Galatasaraylılığa yakışır mı? Galatasaraylılığı geçtim insanlığa yakışır mı demeyeceğim, onu da fazlasıyla kapsar çünkü bu kültür. Unutturulsa da son zamanlarda, birtakım hazımsız "kültürsüzler" tarafından hiç olmadığı iddia edilse de, Galatasaraylılık bunu söyler. Metin Oktay'ın o meşhur sözünün üzerinden onu hiç anlamadan geçenler anlamaz ama Galatasaraylılık gerçekten bir ahkâmlar bütünüdür (galat-ı meşhuru hoş görünüz). Bu ahkâmlar bütününün içinde de kendi "efsaneni" yemek, en basit tabirle, yoktur. Gelin görün ki bunu çok güzel yapan yönetimimizin bu icraatleri hep halının altına süpürülüyor. Zira bunu bilen bir nesil yok (korkmayın soyutlamadım kendimi), bunu öğreten yok, bunu hatırlatan yok. Hatırlatmaya çalışan ender insanlardan olan Melih Şabanoğlu gibi Galatasaray tarihçileri, rakip takım taraftaları tarafından sözde romantik, bel altı göndermelerle aşağılanabiliyor ve buna karşı çıkmayı bırakın, bundan haberi bile olmuyor birçok kişinin.

Bahadır Baruter geçenlerde şöyle bir şey dedi: "Tembeller, tarihi anlamanın değil onunla caka satmanın peşindedir her zaman; çünkü tarih övüncü tarih bilincinden daha zahmetsizdir." Ülke insanının hali neyse, Galatasaraylının hali de bu. Tarihte yaşamaktan, tarihle sadece övünmekten kurtulup, onunla bilinçlenmeyi bilemedik bir türlü. Bunu tamamen yanlış bir biçimde yapanlar ağızlarına "14 sene"yi, Metin Oktay'ı, Hakan Şükür'ü sakız edenler ya işte. Hatta bunu öyle iğrenç bir ritüel haline getirdiler ki, Abdülkadir Keita'yı bile andılar tribünde, bizim için bir sezon oynamış ve sahada bir-iki maçta çalım görmedikçe akıllarına getirmeyecekleri bir futbolcuyu yani. "Hiç mi saygınız yok tarihinize, hiç mi saygınız yok efsanenize?" diye soranlar da çıkmıyor tabii.

Bu girizgahtan sonra, Hagi'ye gelelim. "Benim dünya görüşümde, futbola bakışımda bir teknik adama futbolculuğunda yaşattıklarından dolayı kredi vermek yok abi" diyecek arkadaşlara sayfayı kapatıp hayatlarına devam etmelerini tavsiye edebilirim en çok, zira yine "Galatasaraylılık"tan dem vuracağım. Bugün bir Galatasaraylıdan "Hagi'nin futbolculuğu farklıydı, bize şunları yaşattı" lafının ardından "ama"yı duymak benim kalbimi acıtıyor. O "ama"nın ardından ben teknik direktörlüğünün sorgulanmasının daha töleranslı olması gerektiğini düşünüyorum. Yine de bunu es geçenler de haklı kendilerine göre, kendi içinde tutarlı belki ama madem durumu "eşitledik" (aman ne eşitleme) Hagi'ye Galatasaray kariyerinden dolayı fazladan kredi vermeyerek, birkaç ay içinde teknik direktör olmadığına, hatta olmayacağına nasıl karar verebiliyoruz?

Misimovic olayına canı sıkılmayan kaç kişi var bilmiyorum. Hagi'nin kendisiyle konuşmaması hanesine büyük bir eksi yazdırıyor muhakkak. Bu olay halen bir muamma, ve gündeme getirilmiyor. Misimovic niye kadro dışı kaldığını bilmiyor, yönetim/teknik kadro bu kararlarını sebebini açıklamıyorlar, bize de tam anlamıyla bok yemek düşüyor. İrdelemek hakkımız, buna itirazı olanın çıkacağını sanmıyorum ama çıkabilir pek tabii. "Misimovic önceden de disiplin sorunu yaşadı" diyen olabilir, "Hagi şeytan, Misimovic melekmiş gibi davranmayın" diyen olabilir, ağzına geleni söyleyen de olabilir. Bana göre  Misimovic'in geri dönmek için şartı olan "özür dileme" eylemini yerine getirmeyecek olan Hagi hatalıdır ve bu iş bitmiştir. Wolfsburg'u şampiyon yapan oyunculardan birini amiyane tabirle piç etmek de kulübümüzün "son dönem günahları" arasına girmiştir. Oyuncunun pozisyonunu beğenmemesi durumu Arda Turan'da da karşımıza çıkmıştı ama Arda herhangi bir ceza almamıştı. Skibbe-Hagi arasındaki disiplin anlayışı farkına eyvallah, ama yönetim aynı yönetim. Bir şeyler yanlış gelmiyor mu size de?

Getirdiği oyuncular... Memlekette Stancu'yu izleyip de parmak ısırmayan futbol seyircisinin olduğuna inanmıyorum. Gerekirse sol bekin kademesine kadar gelen, güçlü, hırslı, enerjik, ve Pino gibi sert şutlar atan bir santrfor (Son dönemde hakkında jet hızıyla çıkan haberleri sallamamamız da bizim iyimserliğimiz olsun) getirmiş Hagi. Culio da görev adamı kelimesini karşılayacak bir futbolcu gördüğümüz kadarıyla. Her takıma lazım olan futbolculardan zira çok yönlü, çok çalışkan, konsantrasyonu yüksek, her maçta somut katkılar yapabiliyor. Zapata'nın iyi bir kaleci olmadığını biliyordum, ama bu formayı sırtına geçirdi bir kere, birkaç maçtan notunu verecek değiliz hem. Aha size Hagi'nin getirdiği Rumenler (ikisi Güney Amerikalı Rumen, çakma Rumen). Kazım, Brezilyalı karakterine sahip sorunlu bir adam. Kendisine "önemli olduğu" hissettirilince nasıl oynayacağı görüldü. Kişiliği söz konusu olduğunda Galatasaray formasını kendisine "ben" layık görmem, ama Hagi görmüş, o kadar. "Alternatif yok muydu" diyenler Hagi'ye gidip en azından Kazım kadar iyi bir oyuncunun bonservisini hediye etmedikçe konuşmamalı. Devre arasında bu enkaz halindeki takıma yapılabilecek azami katkıyı yapmak için Hagi'nin gecesini gündüzüne kattığından başka bir ihtimal yok benim kafamda zira. Yekta Kurtuluş; Galatasaraylılığını gördük, zaten duymuştuk da, emin olduk iyice. Kasımpaşa'da yaptığı işleri de biliyorduk, zaten bir süredir de peşindeydi bizimle beraber bir-iki takım daha. 3,75 milyon avro az değil tabii, ama dediğim gibi ne kadar alternatifiniz olabilir devre arasında (Tam bu noktada, Rijkaard için bu paraları harcamayan adamların bizi susturabileceğini sananlara selamı çakalım)? Yekta'nın forvete yakın olması, en azından kanatlarda denenmesi daha makul bir hamle gibi duruyor ama zamanla kendisine uygun mevki bulunacaktır umuyorum ki.

Cana-Neill mevzuu var. Baştan söyleyeyim, Neill bana göre bir stoper için müthiş bir pasör. Bakın iyi demiyorum, müthiş bir pasör. İki ayağıyla da aynı isabette pas atabilmesi ve oyun görüşünün daha geride daha çok işe yarayabileceğini iddia edebilirsiniz ama orta sahada denenmiş olmasını ben destekliyorum. Cana'nın stoper mevkiinde oynamayı sorun etmesi gibi bir durum zaten söz konusu olmayacağına göre -belki Hagi bu ligde orta sahaların belli bir sertlikte olması gerektiğini aklına getirip onu yeniden ileri çekecek, bilinmez- kağıt üstünde bu değişiklik makul duruyor. Ama futbol sayılardan/rakamlardan veya varsayımlardan ibaret değil pek tabii. Bir-iki maçtır bu değişiklik beni tatmin etti. Bence; iki futbolcu da çok seri oyuncular olmadıkları için (hatta hantal oyuncular oldukları için) vizyonu daha iyi olanı Gica daha önde kullanıyor, durum bundan ibaret. Ha, şimdi stoper tandemi çok mu hızlı, eh tabii değil ama eldeki malzeme bu.

Taraftardan Eskişehirspor maçından sonra "Hagi'de iş varmış lan" uğultularının yükselmesi tesadüf ya da döneklikten öte/farklı bir şey bence. Bunu çöken moralle gelen güvensizliğe bağlamak mümkün. Hagi'nin yapabileceklerinden bu kadar ümitsiz olan taraftar -hep söylüyorum- önce aynaya baksın ve kendinin neyi doğru yaptığını düşünsün. Üç kelimeyle; Hagi ulan o! Teknik direktörlüğünde ışık görmesen de biletini bu kadar erken kesemez, notunu bu kadar erken veremezsin.  Tarafsız bir futbol izleyicisi olarak bunu zaten yapmaman gerekir, bir de Galatasaraylı olduğunu iddia ediyorsan... Eh.

Çok yazdım ama geriye dönüp bakacak halim yok; anlatmaya çalıştığımı anlatabildiğimi umuyorum.

Not: Toplum ve Tarih dergisinin şu sayısı tamamen Galatasaraylılık ve Galatasaray tarihine ayrılmış, Ali Sami Yen'e veda edildiği gün elime geçti, nasıl olduysa. İnternette halihazırda var mı dijital formatta, bilmiyorum ama fırsatım olursa taratıp yükleyeceğim, blogda paylaşırım.

9 Yorum:

Spooky dedi ki...

Misimovic konusuna genel itibariyle katılmıyorum.

2. paragrafta belirtiğin sebeplerin(saha içi örnekler vs. saha dışı karakter meseleleri) hepsi geçerli olabilir. Servet'i futbolu yüzünden de sevmezsin, yaptığı adilikler yüzünden de. İkisi de aynı anda geçerli olabilir. Benim, senin tercihin önemli değil. Biri daha kıymetli de olabilir o da önemli değil. Taraftarın önemi yok. Camiaların üst organlarının ne yaptığı önemli en son noktada falan filan...

Cana-Neill değişikliği doğru hamle bence fakat bu ikilinin tekrar değişmesi gereken maçlar olabilir. Bunu doğru tespit etmesi önemli Hagi'nin. Etse bile bu değişikliği yapacak mı bilemem. Teknik direktör fikridir saygı duymak lazım.

Chao Grey dedi ki...

2. paragraftaki sebeplerin hepsi geçerli tabii, ama benim için önemli olan sebebin geçerliliği az.

Sade dedi ki...

* stancu'yu rooney'nin yandan yemişi olarak değerlendiriyorum. bizde iyi işler yapabilir. ve avrupayada transferi gerçekleşebilir.

* culio'nun en sevdiğim yanı aklını ve kalçasını kullanabiliyor olması. Futbolda kalça önemlidir.

* kazım ve zapata olursa olur transferleri ne kadar katkı yaparlarsa o kadar iyi. olmazsada kimse üzülmez. Şuan için: Kazım yerine oynayabilecek var olan alternatiflerden iyi.

* Misimoviç olayında yönetimin oluşturduğu plan ve ona uyan hagi sonrası çogu zaman olduğu gibi yönetimin planladıklarının olmama durumu söz konusu. Elde patlama var ortada. bunda en az suçu olan da hagi. ama sanki en çok o suçlu.

neyse bu sene güzel futbol oynasınlar kaçıncı oldukları çok önemli değil. belki güzel futbola istinaden, futbol takımını hayatının ilki olarak ilan edebilecek, yetenekleri kısıtılı ama değişmeye ve gelişmeye müsait, gerçek taraftar kadar taraftar ruhu taşıyan bir kişi olan hagi teknik direktör olarak devam edebilir ki bende bunu isterim. Böyle insanalar daha kadir kıymet biliyorlar. tabi sene sonu yine yönetim saçmalaması yaşamazsak!

yunus yıldız dedi ki...

kazım konusunda katılmıyorum. biz bu tür şeylere tepki göstermezsek her oyuncu o formayı sırtına geçirdiğinde kabulümüz mü olucak ? kazım konusunda suçlu olan hagi değil bizzat yönetim hatta adnan sezgindir. burası çemişgezekspor değil illa hagi istedi diye topçu alınmaz. yönetim " hoca bak bu futbolcu bu kulübe yakışmaz " dese teknik direktör ne diyebilir ? hele ki hagi gibi bi adam bu kulübü bu kadar yakından bilen bi adam buna " hayır illa ki alınacak " mı derdi ? bence kesinlikle demezdi

outlaw dedi ki...

dergiyi bekliyorum, bir ses edeyim dedim...

Chao Grey dedi ki...

@outlaw

Abi eyvallah, ilgilenenleri gördükçe verdiğim sözü bir an önce tutmam gerektiğini anlıyorum ama mobil tarayıcı alana kadar pek mümkün görünmüyor onu taratabilmem, ama yapıcam yani bunu. Bir ay olur, 15 gün olur ama yapıcam inşallah. Beklemede kal :)

antropoit dedi ki...

Bak hala beklemedeyiz, bir haber edeyim dedim. :)

Chao Grey dedi ki...

Sözümüz söz :)

Chao Grey dedi ki...

Buyrun:

http://issuu.com/confeng/docs/gslilik

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails