31 Ağustos 2010 Salı

Insua, Misimovic, Diakhate



Başlığa bakıp fazladan coşmayın, Diakhate'nin Galatasaray'la bir alakası yok. O Lyon'a gitti kiralık olarak. Geçen sezon St. Etienne'de kiralık oynamıştı, Yeşiller 8 milyonluk opsiyonu kullanmadı, o da Dinamo Kiev'e döndü, artık Lyon'da. Opsiyon hakkında bir açıklama yok şu an.  Diakhate çok ilginç bir deneyim yaşayacak, önce St. Etienne'de, sonraki sezon Lyon'da oynayarak, Caner Erkin'in transferine benziyor. Neyse, Caner'in adını anıp moral bozmayalım, geçelim Insua'ya. O da kiralık geldi Galatasaray'a, opsiyonun olduğu söyleniyor ama henüz kesin bir bilgi yok. Liverpool'la sözleşmesi 2012'de bitiyor Insua'nın, Genoa ve özellikle Fiorentina'yla adı geçmişti ama o kiralık oynamayı seçmiş gibi. İnşallah kalıcı olur zira bu çocukta büyük potansiyel var. Sol bek için müthiş bir takviye, Hakan da böylece stopere geçer ve ayağı top yapan tandem hayalimiz gerçek olur inşallah. Misimovic için yazacak fazla bir şey yok zira oyuncu hakkında fazla bilgim yok. Onun gelişiyle Elano sola ya da sağa geçer gibi geliyor bana zira ortada beraber oynarlarsa orta sahadaki yumuşaklık daha da artar. Teknik mevzulara fazla girmeden hayırlı olsun deyip bitirelim.

29 Ağustos 2010 Pazar

Girdi mi Sezercik?


Yavşak seni.

Bravo Galatasaray, ite-köpeğe dersini verdin. Teşekkürler, en azından bugün başım dik gezebildiğim için.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Saturday Night Fever #2



- Gourcuff resmen üzgün kaslı değil mi? Futbol seven kız'ı seviyoruz ama onların büyük bir kısmı bizle değil, bu yakışıklı piçle ilgileniyor. Lyon'a gelmemiş olsan çemkirecektim lan Yoann, ama parçalı'yı, pardon kırmızı-mavi'yi giyiyorsun sonuçta. Bol bol da fangirl getirmiş oldun kötü mü. Ehehe.

- Fangirl diyorum yahu. Ulan belki adam takımı şampiyon yapacak ben nelerin peşindeyim. Yine de; "Haydi Kızlar Lyon'a!" kampanyasını başlatmış bulunuyorum. Haydi gızlar Lyon'a.

- Speed Slicer diye bi zamazingo var, küçük burjuvalığa özenip aldık üzerinize afiyet, birkaç gün önce de beğenmeyip iade ettik. "Biz bu boku niye yedik" bilmiyorum ama başka bir şeyden bahsedeceğim. Alacak olursanız -ki kullanışlı gibi değil gibi- tutacağı olmadan katiyen kesme işlemi yapmayın. Başparmağımın selamı var, o diyor bunları ben demiyorum. Kanama durmadı yahu yarım saat.

 - gGg Güllaç gGg

 - Galatasaray birçoğumuz için son kale oldu çocukluğumuzdan beri, sevgili Oğuz'un dediği gibi. Bizi başarıya, kupaya alıştırdı, hiç üzmedi. Nitekim bu başarılarla büyüyen taraftardan embesil, başarıya tapan, çok isteyen az veren bir nesil yetişti. "14 seneeeöeöeöeö" diye bağırıp 14 ay sabredemeyen, parasının karşılığını isteyen bir müşteriye dönüşen, gördüğü tek şey deli gibi saldırmak olduğu için takıma gelen her futbocudan 'ruh' isteyen, takım gerçekten küme düşse protesto (peeh) edip maçına gelmeyecek olan iğrenç bir nesil. Biz de başarılarla, kupalarla büyüdük ama bu kadar talepkâr olmak çok ters bana, taraftarın geri kalanına da ters olmasını istiyorum, çok mu? Ne tribünde, ne internet ortamlarında birlik yok; büyük kısmı "Herkesin Galatasaray'ı ayrıdır" lafına inanan bir güruhtan birlik beklemem belki yersiz ama başka çarem de yok ki. Total Futbol'dan, sahayı pasla kat etmekten, yıldız futbolcudan, 4-3-3'den önemli olan bu, beraber olmak. Bursa kenti şampiyonluk, Trabzon şehri Şenol Güneş, Beşiktaş semti yönetim karşıtlığı (davalarına ihanet etmeye başlayanlar olsa da aralarında) etrafında toplanmışken Galatasaraylılar neyin etrafında toplandı? Neyi istiyor Galatasaraylılar? Her şeyden önce düşünmemiz gereken bu. Yoksa takımdan beklediklerimizin gerçekleşmesi için Arap sermayesinin buralara uğramasını beklemek zorunda kalacağız bu gidişle. Şu zor günler taraftar için bir sınav bana göre; gerçekten "sevinmek için sevmeyenler"i bu günlerde görüyoruz, göreceğiz. Kaptanına "taraftara küsülmez" diye kızan taraftar takımına küsme hakkını kendinde görmemeli; çocukluğundan beri gördüğü en büyük başarıları yaşatan takımı yere düşmüşken, şark kurnazının biri bir yandan "O takım karşısında Galatasaray'ı bulmayacak" derken, ne oldum delisi şımarık topçunun biri ASY'de futbolcumuza, taraftarımıza diklenme cüretini gösterirken, gazete dedikleri o paçavralarda söylemlerimizle alenen dalga geçilirken, yalan haber yapılırken, taraftarın yapması gereken takımı tutup yerden kaldırmaktır.

- Bu "yeni nesil taraftar" tabirine de uyuz olanlar var biliyorum ama benim bahsettiklerim tepkisi samimi olmayanlar. Florya'yı basıp futbolcuyu tartaklasa benim gözümde daha samimi olur bu tepkiler ama yapamazlar zira ne verdiler ki ne istiyorlar takımdan? Bunun bilincindeler. Her şey samimiyette bitiyor işte. Gerçekten istediğini alamadığına inanan taraftarın tepkisi böyle olmaz, buna inanmam imkansız.

- Harbiden, şu Fikret Ünsal denen herif çok sinirlendirdi beni ama "it ürür kervan yürür" de diyemiyorum zira kervanın yolcusu kalmadı hacı.

- Öyle bir durumdayım ki, maç yazısı yazmak falan zul geliyor şu sıralar. O kadar gençliğimin amına koydu Galatasaray. Yalnız o tezahürat da ne güzeldir değil mi, bir de içi boşaltılmasa. "Canın sağolsun"u candan söyleyebiliyorsanız içiniz rahat olsun.

- Galatasaray Formaları blogunda şöyle bir mevzu var, göz atmanızı tavsiye ederim.

- Gareth Bale nasıl coşuyor ama? "Tottenham'ın solu, Katalunya yolu" demişti Twitter'da vakilinchuk. Yeni Giggs de olabilir tabii, Fergie birkaç sezon içinde bırakmazsa. Ireland'ın da bir sonraki durağı United olur gibi geliyor bana hatta. Liverpool olsun daha iyi tabii.

- Worms Reloaded isteyenler, goşun lan goşun. Crackini falan yapın, Skidrow klasörü crack klasörü yerine geçiyor unutmayın. Sonra gelip yorumlarda yardım istemeyin!!!11bir

-  Mourinho "Manchester'ı çalıştırırım ama Liverpool bana göre değil" minvalinde bir şeyler söylemiş. Ha şunu bileydin. Pis herif.

-Mecid Mecidi filmlerini izleyin. İlk olarak Reng-e Hûda'yı izlemiştim, aradan aylar geçti filmi yazamıyorum çünkü altından kalkamayacağıma emin olacak kadar saygı duyuyorum filme. Her filminde kalbinizin bam teline dokunan bu güzel adamın 4 filmini izledim, diğerlerini de en kısa sürede bitirmeye niyetliyim. İran sinemasının neden bu kadar meşhur olduğunu anlayacaksınız Mecidi'nin filmlerini izledikten sonra.

- ŞL gruplarında Lyon kek gruba düştü; Benfica, Hapoel Tel Aviv ve Schalke 04. Gruptan 15 puanla çıkmamız gerekiyor bence. Barcelona ise Panathinaikos, FC Copenhagen ve Rubin Kazan'la aynı grupta. Onlardan da 18 puan bekliyorum. Avrupa Ligi'ndeki Liverpool'umuzun grubunda da Steaua, Napoli ve Uthrect var. Puan tahmini yapamıyorum zira çok karışık Liverpool'da durumlar. Yazının yazıldığı şu saatlerde Mascherano Barça'ya gitti, Meireles de Liverpool'a gelecek gibi. Defansif açıdan güçsüzleşsek de Meireles çift yönlü bir oyuncu ve onun gelişiyle takımdaki köprü vazifesi artık sadece Gerrard'ın omuzlarına yüklenmemiş olacak, bu yönden müthiş bir transfer. Çirkefliği başka mevzu tabii.

- Ibrahimovic Milan'a gitti. Bu sezon kiralık, 24 milyon satın alma opsiyonu da var. Gider gitmez "Milan'la her şeyi kazanmak istiyorum, Avrupa'nın en büyük kulüplerinden birine geldim, hatta Barça'dan bile büyük" demiş bir de yavşak yavşak. Geçen sezon da en iyi takıma geldim ayağı çekiyodun Zlatan? Adam sanmıştık lan seni. Performansını takipte olacağım belki ama eskisi kadar sevemeyeceğim kesin. Daha topun peşinden koşmayı öğrenecektin ulan. "Guardiola son aylarda benimle konuşmadı, odaya girdiğimde odadan çıktı" demiş, bunun üzerine Pep'in de açıklama yapması farz oldu. Özetle, Barça'da takım içinde egosunu törpüleyemedi, ben haksız çıktım, o da aradığını bulamadı. Böyle giderse ŞL falan da kazanamayacak bence. Milan'da oradaki Brezilyalı popülasyonunun alışık olduğu pohpohlanmaya kavuşur ve futbol oynama isteği canlanır. Yine de çok sinirlendim, üzüldüm ve hayal kırıklığına uğradım. Ibra için "egosu büyük" diyenlerle dalga geçmiştim, hepsinden özür dilerim.

-  Şaka maka Milan süper transfer yaptı. İhtiyar heyetine bak lan sen.

-  Fanatik'e bu kansız, haysiyetsiz, şerefsiz kapağından dolayı haddini bildirecek bir yönetim, bir kaptan, bir taraftar yok bizde. Ümitsizliğim bu yüzden.

-  Yine de şu kötü günleri yaşamamız daha hayırlı olacak gibi geliyor bana. Taraftar bir emelin etrafında toplandı; kimin suçlu olduğunu gördü, haksızı korumaya and içti en azından (bir kısmı tabii). Hala "romantiksiniz yaaa" "devrim size mi kaldı yaaa" diye küçümseyenler olsa da desteği çekmemek, doğru yere doğru tepkiyi göstermekten çekinmemek lazım.

27 Ağustos 2010 Cuma

New Apprentice

 
Benim için Arda Turan artık Darth Vader'lığını tamamlamıştır. Bilen bilir ki en fanatik "ardaturansporlu" ben oldum hep; fakat zamanında delicesine, hesapsızca, sırf benim için sahada her şeyini ortaya koyuyor diye tüm falsolarını görmezden gelerek savunduğum adamlardan sonraları nasıl nefret ettiysem Arda da kendinden öyle uzaklaştırıyor beni artık. Kaptan yapıldığında 'yakışır' dediğim, acıdan yüzü ekşidiğinde kalbimin acıdığı, samimiyetine, iyi niyetine delicesine inandığım adam bu değil. Florya'daki kokuşmuş yeniçeri mirası onu tamamen ele geçirmiş vaziyette. Yanına kattığı birkaç adamla (ki birisi de Hakan Balta'dır) kazan kaldırma işlemlerini tamamladılar. Bunu şimdiye kadar görmezden gelmedim ama Arda'nın içinde hala iyi bir şeyler olduğuna inanıyordum, şimdi de inanıyorum gerçi ama artık kolları-bacakları kesik durumda, akıl hocasının (hocalarının) gözetimi altında o. Ne zaman birisi gelip onu kurtarır, ne zaman yeniden Anakin olur bilemiyorum ama tarafım bellidir: Frank Rijkaard oley!

Not: Tabii ki Arda'yı silmiş değilim, ama içinden o yeniçeri ruhunu söküp atmadan kendisine karşı eskiden hissettiklerimi hissetmeyeceğim.

24 Ağustos 2010 Salı

Yoann Gourcuff Lyon'da



Gourcuff birkaç aylık flörtten sonra Lyon'da. "Bordeaux satmak istemezse yapacak bir şey yok" minvalinde sözler sarf etmişti Aulas bundan birkaç hafta önce; Gourcuff gelmek isteyince Bordeaux da Tigana da engelleyemedi haliyle bu durumu. Puel'in 4-3-3 eğilimlerinin yanında ofansif orta sahalı sistemlere de soğuk olmadığını biliyoruz. Gourcuff'ün etrafında şekillenecek bir takım, varyasyonlarını fazlasıyla çeşitlendirir, elini de güçlendirir. İki sezon önce Blanc'ın takımında şampiyon olan (hatta takımı şampiyon yapan) Gourcuff, aynısını Lyon'da da yapabilecek bir adam, ama şüphesiz ki gözü daha yükseklerde. Şu ahvalde ne Arsenal, ne de başka bir takım Bordeaux'ya ciddi bir teklifle gelmeyince Gourcuff ülkesinin en büyük sıçrama tahtasını tercih etmek durumunda kaldı. Porto'nun 3 milyona Otamendi'yi aldığı saatlerde Lyon'un 22 milyona Gourcuff'ü alması kısmen haklı eleştirileri beraberinde getirebilir; Lyon uzun zamandır kelepir oyuncu transfer etmiyor (Briand'ın böyle bir transfer olması ihtimali var tabii, zaman gösterecek bunu da) ki başarısının kaynağında bu vardı, eleştirisi gibi. Ama Lyon'un bu süre zarfında alt yapısında gösterdiği gelişime vakıf olmayanların bunları söylemesi çok normal. Halihazırda Gassama, Grenier, Tafer, Lacazette gibi gençler A takımda oynayabilecek ya da büyük patlamalar yapabilecek durumda ve yeni jenerasyon her geçen sene daha çok etkiliyor izleyenleri. Aulas gibi futbolu bilen bir başkan -hatalar yapsa da- tabii ki bunun farkında ve hiçbir şeyi aceleye getirmiyor, özellikle son zamanlarda. Alt yapıdan çıkan futbolcuyu önce iyi bir rakama satıp sonra arkasından koşması yanlış olsa da, halen 4. ligde futbolcu aradığını görmek güzel.  Bir sezonda 70 küsur milyon harcaması -görece- yanlış olsa da 6 milyona Briand'ı aldığını görmek güzel. Altyapıdaki oyuncular hakkında (misal Belfodil) mantıklı yorumlar yapabildiğini görmek, hocasının arkasında durduğunu görmek, yani futboldan gerçekten anladığını görmekse en güzeli muhakkak.

14 Ağustos 2010 Cumartesi

SS-GS Maçı Sonrası Ahval

Taraftara şöyle bir bakınca şunu rahatlıkla iddia edebilirim ki kimsenin bir şeyleri feda edeceğini sanmıyorum. Kime sorsan "harala-gürele, vur-kır-parçala, son dakikada ofsayt gol at, uzaktan bir gole bel bağla, önde bas" futboluyla gelecek şampiyonluğu ister misin, diye, kabul eder bence. Üzüntü-sinir-hayal kırıklığı sonucunda yaşadığınız duygu patlamalarını yanlış yere yönlendirmemeniz gerekiyor ama herkesin bir hedef araması normal aslında. Şu ahvalde suçu yükleyeceğiniz makamın bu adamları bir şeyleri değiştirmek adına değil de, birilerine psikolojik baskı kurmak/isim yapmak adına getirdiği aşikar olanlar olduğunu göremiyorsanız, futbola bakışınızı gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Takımın kalecisi yok, beklerinden birisinin kafası nerde bilinmez, diğeri bek bile değil, orta sahadakilerin top kontrolü şu satırların yazarından daha kötü, forvet o şanssız sakatlıktan kurtuldu mu belli değil, diğer forvet oyunda olsa her dakika kendisine top şişirileceği aşikar, sağlam olan tek adam skorun tüm yükü üzerine kalan kaptan... Taraftarın ikinci şansı tanıyacağı oyun kurucu gönderilip yerine başkası getirilecek (muhtemelen bir sezon sonra gönderilmek üzere), daha ilk günden hiç kredi tanınmayan bir kalecinin ardından ondan beterlerine kalınmış, alt yapıdan çıkan gençler üflesen düşecek halde, başkanın çıkıp dalga geçer gibi "bizde transfer bitmez" diyor, bu durumda suçlu Rijkaard öyle mi? Hadi ordan.

Hiçbirimizde affetme kültürü yok, hiçbirimiz bir şeylerin değişmesi için 2 senenin yetmediğini anlamak istemiyor. Boka batmış bu sistemin içinde ondan nasıl faydalanacağımızı düşünüyoruz, ondan kurtulmak yerine. "Buralarda bu sistem olmaz yeaa"dan  tut da "bizim futbolcumuz değişmez abi"lere kadar her boku bildiğimizi iddia eden laflar sarf etmekten vazgeçemiyoruz. Tüm ümitsizliğimiz, tüm memnuniyetsizliğimiz, tüm negatif enerjimiz futbolcumuzun, hocamızın üzerine aksettirilmiş; ne onların bize verebileceğine inandığı bir şey var, ne bizim onlara güvenimiz. İki tarafta da tedirginlik, gerginlik had safhada. Ve bu beni Fener'den 6 yemekten, HSV'ye 2-0'dan maç vermekten, Sami Yen'de Kocaeli'ye 5-2 yenilmekten daha çok üzüyor/korkutuyor.

Sen, Galatasaray taraftarı; eğer şu çarpıklık içinde, bu çarpıklığa kurban giden adamları korumak yerine bunun mesullerinden son bir iyilik (peeh) beklersen, bugün sövdüğün zihniyetin yarın kaos futboluyla getireceği şampiyonluğa tav olursan, birileri bu adamların kuyusunu kazarken sen de buna ses çıkarmazsan yazıklar olsun sana. Aklını başına topla, Rijkaard'ı getirip ona gerekli ortamı sağlamayan zihniyetle çatış, Rijkaard'la değil.

8 Ağustos 2010 Pazar

Saturday Night Fever



- Akraba ziyareti nedir hacı yahu?

- Akraba sofralarında "az koy" aslında "doldur tabağı" demektir. Şimdiye kadar istisnasız bir şekilde, bu uyarım bana bol bol gaz ve mide spazmı tehlikesi olarak döndü, bundan sonra da dönecek gibi. Yahu çok koyma işte, 4 tabak dolu dolu yemek bende o süslü salona osuramama rahatsızlığına sebep oluyor, emin ol o olmasa daha çok gurur duyarsın misafirperverliğinle. Lütfen sevgili akrabalar. Lütfen. Bak halâ.

- Trabzonspor geçen sezon birkaç maçlık bir "güzel oyun serisi" yakalamıştı güzel adam Şenol Güneş'le. O aralar gıptayla izlediğim takım sezon sonuna kadar bir kez daha zevk vermemişti fakat süper kupa maçındaki takım çok daha iyi olduklarını gösteriyor. Yere batasıca Türk futbolunun karakteristiği olan sert-çirkef oyunu sergilemeye pek hevesli Bursaspor karşısında ilk yarım saat -hatta ilk yarı- güzel bir oyun oynayamadılar ama gollerden sonra moralini kırdıkları Bursa karşısında asıl oyunlarını gösterdiler. Kupayı da hak ettiler sonuna kadar. Helal olsun.

- Bursaspor'a karşı bir nefretim falan yok ama sevemiyorum bu takımı. Öncelikle şu "Anadolu devrimi" masalına inanmadığımı belirteyim zira "Anadolu-Bizans" ayrımı bir "ötekileştirme" projesinden ibarettir. Bundan holiganizmin ve linç kültürünün dibine vurmuş taraftarlar ve şark kurnazı yöneticiler faydalanıyor. Eski Türk filmlerindeki "biz okumadık amma, yüreğimiz büyüktür haa" diyen hademelerin ezikliğinde bir "Anadolu takımı" imajı yaratıldı son birkaç senede. Bunda hepimizin payı büyük; transferlerde usulsüzlük yapan İstanbul takımlarından tutun, yanlı-şovmen hakemlere, satılık medyadan tutun başarıya tapan taraftarlara kadar hepimizin. Ama çocukluğumuzdan beri bize aşılanan o meşhur "ötekileştirme"nin pençesine düşmeden çözülmeye çalışılmalıydı bu sorunlar; etik dışı işlerin İstanbul takımları tarafından yapılması sonucu "Bizans" yakıştırması yapılıp, Anadolu takımları aynısını yapınca "hep onlar mı yapacak canım" acındırması yapılmamalıydı mesela -ki halen yapılıyor ne yazık ki. Oluşturulan bu hava neticesinde "anti-İstanbul" nefreti bir tarafta, "küçük takım işte" illüzyonuyla oluşturulan hor görmeler diğer tarafta yemeye devam ediyor bu ülkenin futbol seyircisinin beynini. Bu ülkenin "ipi elinde tutanları" gerçekten Anadolu takımlarını şampiyon yapmıyordu ise de Bursa bunu aşarak bu geyiği öldürmüş oldu, sırf bu yüzden takdiri hak ediyorlar aslında. Senelerce yapılanma sorunlarını, profesyonellikten bihaber hamleleri, altyapı eksikliğini, istikrar cehaletini ve yoksunluğunu "Anadolu'dan şampiyon çıkarmazlar yea"ya bağlayanların ağzını kapattı Bursaspor, helal olsun. Ama işin diğer tarafında da şu var ki; yukarıda anlattığım sebepler yüzünden Bursaspor'un şampiyonluğuna "Anadolu devrimi" romantiği gözüyle bakamayacağım, kusuruma bakılmasın. Başardıkları büyük iştir, ama buna "yıktık Bizans'ın saltanatını" gözüyle bakanlara da hoşgörüm yok. Bursaspor antipatimin başka bir sebebi daha var ki o da bize olan sebepsiz nefretleriydi, ASY'de olsun Bursa'da olsun ortamı germek için çok uğraşırlardı ve bu da takdir edersiniz ki kendilerini sevmeme engel oldu. Bariz "İstanbul takımı nefretleri" onlarda da vardı ayrıca. Ha aynısı belki Trabzonspor'da da var ama ben Trabzonlu arkadaşımdan "Fener'i şampiyon yaptığınız o seneye kadar Trabzon'da herkesin ikinci takımı Galatasaray'dı" lafını duymuş birisi olarak onların bu nefretini anlayabiliyorum, onlara hak verebiliyorum. Ama Bursa'nın bu sebepsiz nefretini anlayamıyorum işte.

- Sercan neden oynatılmıyor, neden rotasyon oyuncusu muamelesi görüyor? Bilen var mı? Hayır uzun santrfor tercihine lafım yok ama Manchester'ın istediği adamı oraya göndermedin, BJK'ye ya da GS'ye de göndermiyorsun, kulübede neden oturuyor arkadaş? Sol açıkta bile Volkan'dan daha etkili olur yahu. Sakatlık makatlık hikaye, sakatlığı geçince de kadroya giremediğini gördük.

- Selçuk İnan'ı Trabzon'a kaptırmamalıydık, o kadar. Sarp 40 yılda bir Xavi pası atsın diye bekliyoruz şimdi işte.

- Geçenki maçta Prekazi "yıldız oyuncu ne demek... bak Arda 70 dakkada bir şey yapmadı, mikkemmel bir gol attı" diyerek tanımladı ya yıldız oyuncuyu, işte Teofilo da Güney Afrika'daki Higuain misali hiçbir şey yapmadan 3 gol attı. Golcü bu demek sanırım. İlk ve üçüncü gollerdeki gol sezgileri, ikinci goldeki müthiş bitirişi gol sanatının olmazsa olmazları. İlk yarı bitene kadar "ne diye aldılar lan bu adamı" diyordum fakat oynatmakta ısrar edilirse -aşağı yukarı her Güney Amerikalı gibi- ligin tozunu attırabilir.

- Onur Kıvrak yeni Şenol Güneş malumunuz. Kaleci yetiştirmekte teknik direktöre büyük iş düşüyor gerçekten de. Hele ki o teknik direktör eski bir kaleciyse, bir de eski bir "efsane" kaleciyse yetiştirdiği adam böyle bir kaleci oluyor. Bizim milletin anlamadığı bir şey var, yapısında olmayan mı desek yoksa; şu sabır olayıyla alakalı bir bok bilmiyoruz. Leo Franco'nun geldiği zamanı hatırlayın; "abi" blogculardan tutun kavedeki Galatasaraylı'ya kadar herkes Mallorca maçındaki performasını kafasından silmeyi aklına getiremedi. O masum gibi görünen ön yargı bu adama hiç kredi tanımamayla devam edip Fener maçında patladı, adam insaflıymış ki bizi de süründürmedi sağolsun. Yoksa hala takımdaydı, izlemeye de mecburduk. İşte Şenol Güneş bunları hepimizden iyi bildiğinden Onur'a güvendi, güvendirtti, arkasında durdu, sonuç ortada. Ders alırız umarım, tabii Aykut gibi karakter yoksunu adamların "Türk kalecilere bi güvenseler, ah bi güvenseler" acındırmalarına kanmadan!

- cCc AOÇ Dondurması cCc

- Mevzu bilgisayar oyunları ve Avrupa futboluysa, şovenistin önde koşanı bayrak taşıyanıyım arkadaş. Mevlüt'ü ne çok sevdiğimi biliyorsunuz, bu gece Ligue 1'in açılış golünü attı. Halen son vuruşlara çok sıkı bir şekilde çalışması lazım ama şu haliyle de 2 maça bir gol ortalamasını yakalaması çok muhtemel gözüküyor. İyi futbolcu olmasının yanısıra mükemmel bir karaktere sahip olması da onu çok farklı kılıyor gözümde. "Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin" kafasında değilim ama bu adamları oralarda izlemek güzel lan. Kabze'ye de başarılar dileyelim bu arada. Ayrıca Mevlüt coşarken bizim salaklar Monaco'ya gol atamıyordu. Hmpfs.

- Yıldız oyuncu dedik ya yukarıda, Dünya Kupası sırasında tweetlediğim şeyleri buraya da yazayım: Forlan bu kupada beni büyüledi. Bize attığı goller nedeniyle çocukça bir nefret beslediğim bu adamı artık çok takdir ediyor ve kendisine büyük sempati besliyorum. Forlan milli takımında bir Zidane, bir Hagi etkisi yapıyor. O her duran topun başındaydı, her golün içindeydi, etrafına yaydığı pozitif enerjinin yanında rakibe bariz bir korku salıyordu gerçekten de. Onun sahada olması Uruguaylı futbolcular için özgüven kaynağı oldu, oyun kurucu bir forvet oyuncusu (Del Piero-Totti-Alex) olmamasına rağmen tam da o tarz bir klasik performans sergileyen bu "yıldız" oyuncu, çok büyük saygımı kazandı. İnşallah bir gün yollarımız kesişir kendisiyle, herhangi bir takımımda.

- Gregory Coupet'yi çok seviyorum. Hayatımda gördüğüm en centilmen futbolculardan, en çocuksu ruha sahip adamlardan. PSG'de oynaması benim için kesinlikle sorun değil. Zaten ne PSG'den, ne de St. Etienne'den bir Fransız gibi nefret etmiyorum. PSG de ayrıca Bodmer'i de alarak iyice sempatikleşti gözümde. Antoine "Obama" Kombouare'ye tanıdıkları şans ve istikrara inanmaları takdirimi kazandı. Orta sahayı biraz daha güçlendirirlerse Mevlüt-Sessegnon-Nene-Hoarau hattıyla çok can yakarlar.

- Eğer hayattan soğuduysanız, bir şekilde İkbal'le Diyar Diyar programını bulup birazcık izleyin. Anında öyle olmadığınıza şükredeceksiniz. Sahteliğin, samimiyetsizliğin, hor görücülüğün kitabını yazmış kadın.

- Luis Suarez denen herifi hiç affetmeyeceğim. Ve evet, aynısını Arda yapsaydı ona da "afferin oğlum" demezdim, onu da sonsuza kadar affetmezdim. Başka argümanlarla gelin.

- PSG-St Etienne maçındaki golleri görmeniz şiddetle tavsiye edilir. Seksi goller için tıklayın!

- Genoa neler yapıyor öyle yahu. Motta, Milito, Borriello gibi satışlardan sonra Rafinha, Miguel Veloso, Zuculini gibi kelepir sayılabilecek transferler yaptılar. Hatta bizim Insua'yı da alacakları söyleniyor -inşallah öyle bi şey olmaz. İtalya'nın Porto'su mu olacaksınız lan siz başımıza?

- Fransa Ligi'nde maksimum 7 milyonluk transfer yapılmış bu sezon, o da M'Bokani transferi. Lyon geçen sezonki çılgınlıktan sonra çok para harcamadı (6.5 Briand'a, o kadar), diğer takımlar da kadroları korumayı düşündüler her şeyden önce, yani bir hareketlilik olmadı ama yine de forza Ligue 1! Son senelerdeki "abi maçlarda gol olmuyor yeaa" klişesini aşanlar bu ligi izlemekten zevk alır emin olun.

- Yeni reklam anlayışı acayip. Turkcell ve Fiat reklamlarına bakın, insanlar markalardan duydukları memnuniyeti dile getiriyor. Kimisi şarkı söylüyor, kimisi "Doblo süper hacı" diyor, velhasıl, bu ne lan!

- Rıdvan Dilmen'in her lafı GS'ye getirmesini eleştirip Tamburacı'nın aşağı yukarı her yazısında Fener'e soktuğu laflarla övüneni evladım olsa sevmem, üstüne döverim hatta. Yavşaklığın alemi yok.

- İslam Çupi'nin "lavabona sokar sonra" sözlerindeki ırkçılığı (o Galata kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen) ve holiganizmi göremeyenlere Nedret Göz Hastanesi'ni öneriyorum. "Nedret Göz Hastanesi, şeytanın gör dediği!"

- No Ntv Spor tepkisini anlamamakta diretenlere ise Hagi'den geliyor, tıklayınız efendim.

- Hagi deyince, izlediğim en güzel Hagi videosu şu olabilir. Aman yarabbi, ne güzel hazırlamış arkadaş, elleri dert görmesin.

- Liverpool farklı bir havada Joe Cole'den sonra. Twitter'da bir Liverpoollu'nun dediği gibi; "He is fucking boss. Loving his link with Gerrard already."

- Bu arada Güntekin Onay da "Liverpool Chelsea'nin yedeği Joe Cole'ü kurtarıcı diye aldı" da dedi tam oldu. Hacı Rıdvan'ın yanında duran ya huyundan ya suyundan, anladık da, "kurtarıcı diye oyuna aldığına bak hoca!" diye bağıran kave adamından farkın var diye sevmiştik biz seni be. Yine de samimiyetine inanıyorum ben.

- Lyon Briand'dan başka transfer yapmadı, üşüyoruz Aulas Reyiz modundayım ama takımı özgüveni yerine gelmiş gördüm ya, daha da ölsem gam yemem. Zaten şimşek hızındaki Lacazette, "Fransız Kaka" Grenier, Novillo, Pied gibi gençler de heyecanlandırıyor bol bol. Kallström'ü de buralara göndertebilseydim, neyse... Yine de o Monaco yenilmeliydi arkadaş!!!!1!bir

- Bizim ligin kalitesi de gözle görülür şekilde artıyor; Guti, Quaresma, Schuster, Jaja, Cana, Stoch, Insua, Vittek, Sestak, bunlar çok iyi transferler - en azından kağıt üstünde.  İnşallah kalıcı olurlar en azından birkaç sezonluğuna. İnşallah ülkece sabır denilen şeyin bir sezonluk olmadığını idrak ederiz. Ve inşallah kendi takımımıza gelmedi diye "sizi sisteme uymaz o" illüzyonuyla bok atmayız rakibin transferlerine.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Cevad

 
Öncelikle şunu belirteyim, şu maç Galatasaray taraftarının ruh halini özetledi zira "gülme Fener'e gelir başına"dan çok genel profile hakim bir ümitsizlik vardı taraftarda. Ama Allah'tan bi kaza olmadı da sezona fiyaskoyla girmedik (henüz). Aslında böylesine gazozuna yapılan bir maçı bloga da yazmayacaktım ama Prekazi klavyenin başına geçirdi beni. Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra sanki efsane sıfatını onlara veren bu takım değilmiş gibi kan/kin kusan, taraftarın kafasındaki hatıralarını yıkan, seneler boyunca ekmek yedikleri kaba pisleyen o sözde efsaneler bu adama baksın da "aşk" ne demek öğrensin. Cevad Prekazi  "Aşk ve iş başka. Galatasaray aşkım benim. Onların bana olan sevgisini saygısını ölene kadar unutmam." derken diğer efsaneler Lincoln'ü yemekle, Arda'yı yanlarına çekmekle, "bu Benfica da eski Benfica değilmiş yea" deyip utanmadan sırıtmakla meşgul.  Hep kendime sorardım, ben bu adamı niye bu kadar çok seviyorum diye, boşuna değilmiş. Maçın sonlarına doğru Partizan'dan bize önerdiği Branislav Jovanovic'i anlatırken heyecanı sesinden belli oluyordu, "Rijkaard'ı okuyorum... kitap gibi, haha şaka" derken ise Monaco'ya o golü attıktan sonra sevinirken gösterdiği çocuksu ruhu hissediliyordu. Şu gergin ruh halimize ilaç gibi geldi Cevad vallahi. İnşallah Gica'ları da alır yanına, buralara gelir uzun süreliğine.

Blanc ve Yeni Fransa



İrlanda maçı ve Ray "16. Louis'den beter" Domenech'ten sonra Fransa'nın seveni (varsa da) kalmadı gözlemlediğim kadarıyla. Bense önceden beri bir sempati duyardım Fransa'ya fakat şu son birkaç senede bu sempatim de rafa kalkmıştı. Ama Blanc'la başlayan değişim Zidane'lı kadronun verdiği sempatiyi (sadece futbol bazında tabii ki) yeniden kazanacak gibi gözüküyor. Bugün, 11 Ağustos'ta Norveç'le yapılacak 22 kişilik hazırlık maçı kadrosu açıklandı. Benzema, M'Vila, Menez, Mexes, Sakho, Tremoulinas, N'Zogbia, Ruffier gibi isimler sürpriz gibi gözükebilir ama Blanc'ın çok daha adil ve aklıselim davranacağını bilenler için değil aslında. Bordeaux'daki Gourcuff odaklı 4-2-3-1'ini milli takımda da devam ettirmesi olası; ileride futbola kafasını verebilecek bir Benzema, arkasında Gourcuff-Nasri-Ben Arfa, onların da arkasında Ligue 1'de bol bol bulunan "işçi" ön liberolar (Sissoko, Matuidi, M'Vila gibi), ve kendisinin de belirttiği gibi yeni bir stoper tandemi -Mexes, Sakho, Rami, hatta belki de Squillaci- oluşacak tahminimce. Güney Afrika'da gördüğümüz Almanya'nın kozmopolit yapısı aslında çok önceden Fransa'da vardı; Zidane'la, Thuram'la, Desailly'yle yakalanmıştı bu havayı ama yazının başında belirttiğim sebeplerden (ve daha bir çok başka sebepten) dolayı bariz bir antipati topladı bu takım, ama kadroyu okurken "Charles... Aznavour, pardon N'Zogbia" diyebilecek kadar neşeli olan, yeteneğine ve adaletine inanılan bir adamın başında olduğu bir milli takım futboluyla övgüleri ve sempatiyi hak edecek gibi gözüküyor şimdilik.


GARDIENS : Stéphane Ruffier (Monaco), Nicolas Douchez (Rennes).

DÉFENSEURS : Rod Fanni (Rennes), Adil Rami (Lille), Philippe Mexès (AS Rome/ITA), Mamadou Sakho (Paris-SG), Benoît Trémoulinas (Bordeaux), Aly Cissokho (Lyon), Mathieu Debuchy (Lille).

MILIEUX : Lassana Diarra (Real Madrid/ESP), Moussa Sissoko (Toulouse), Yann M'Vila (Rennes), Samir Nasri (Arsenal/ANG), Yohan Cabaye (Lille), Charles N'Zogbia (Wigan/ANG), Blaise Matuidi (Saint-Etienne).

ATTAQUANTS : Hatem Ben Arfa (Marseille), Karim Benzema (Real Madrid/ESP), Loïc Rémy (Nice), Jimmy Briand (Lyon), Jérémy Ménez (AS Rome/ITA), Guillaume Hoarau (Paris-SG
).

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails