Dün gece itibariyle Lyon Ligue 1'i ikinci olarak bitirdi ve 11. kez Şampiyonlar Ligi'ne gruplardan katılma hakkını elde etti. Sidney Govou'nun veda maçında ligden düşen Le Mans'ı 2-0'la geçti takım, Lorient da sahasında Lille'i yenince sezon çok da kötü bitmemiş oldu böylece. Öyle ki Aulas "kulüp tarihindeki en iyi sezon" olarak
niteliyor bu sezonu.
Genel olarak ele alındığında bol alternatifli bir kadrosu var Lyon'un, fakat defans bölgesi için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Takım savunmasında sorun yaşanmasa da geçen sezon defansın sağında, Squillaci'nin gidişinden beri de defansın ortasında yaşanan sorunlar Lyon'un başını ağrıttı. Bodmer, Toulalan, Anderson, Boumsong, Cris ve devre arasında takıma katılan Lovren dönüşümlü olarak oynadı defansta; bunlardan ikisinin orta saha oyuncusu olduğunu düşünürsek Lyon'un en çok güçlendirilmesi gereken bölgenin burası olduğunu görmek zor değil. Nitekim çalışmalara çoktan başlandı; Porto'dan rekor bir ücretle (30 milyon civarı bir rakam duydum) Bruno Alves transfer edilmek isteniyor. Orta sahaya da Gourcuff ve/veya Hazard'ı almak istiyor Aulas.
Takım defansta sorun yaşadı fakat, diğer bölgelerde de durum çok farklı değildi aslında. Juninho sonrası boş kalan liderlik mevkiini Lisandro Lopez kısmen doldursa da diğer oyuncular onun hırsından nasiplenmeyince zaman zaman, Lyon ŞL'de yarı final oynamasına rağmen ligde şampiyon olamadı. Yine de Avrupa'da alınan başarı kulüp tarihinde bir ilk, bunu yaşatan da Puel; bu yüzden bir şansı daha hak ediyor. Kadroda küçük çaplı bir revizyon yaparak çok daha dengeli bir takım kurabilir bu sezon. Neyse, bunlardan sonuç bölümünde daha çok bahsederiz, şimdi gelelim oyuncuları teker teker incelemeye.
Hugo Lloris: Kendi kuşağının en iyilerinden, hatta en iyisi desek abartmış olmayız sanırım. Kimseyi şaşırtmayacak bir şekilde Fransa'da yılın kalecisi
seçildi. Gerland'daki Liverpool maçında gösterdiği performans halen akıllarda fakat o meşhur klişede söylendiği gibi birçok maç kurtardı bu sezon tek başına. Milan ve Manchester United ciddi şekilde istiyorlar onu fakat yüklü bir bonservisi gözden çıkarmaları şart bunun için. Çoktan Coupet'nin yerini doldurdu, Fransa Milli Takımı'nda da bir numarayı kaptı. Carrasso'nun ve Mandanda'nın performansları da son derece iyiydi fakat Lloris ülkesinin en iyi kalecisi şu an. Joel Bats'ın koçluğunun da bu gelişiminde payı var tabii ki. Yine de halen tam performansıyla oynamadığını düşünmekteyim. Gelişimini bu şekilde sürdürürse üç-dört sene içinde dünyanın en iyi üç kalecisinden birisi olur. 52 maça çıktı, 54 gol yedi, Montpellier karşısında asist bile yaptı
. 9/10
Remy Vercoutre: 2 lig, 2 de kupa maçında oynadı sadece Remy. Coupet'nin gidişi sonrası Lyon kalesini bir süre korumuştu fakat Lloris de geldikten sonra formayı alamayacağını anlamıştır o da sanırım. İyi bir yedek, konsantrasyonunu üst seviyede tutabilen bir kaleci ve Lyon'u çok seviyor - ayrılmaması da bunu gösteriyor. Oynadığı kupa maçlarında gol yemedi, lig maçlarındaysa 5 gol yedi ve takım bir galibiyet, bir mağlubiyet aldı.
6/10
Mathieu Bodmer: Aslen orta saha oyuncusu ama stopere çekildi Puel tarafından ki bence en büyük hatalarındandır bu, Fransız hocanın. Bodmer pozisyonunu pek sevmedi fakat yaşadığı sakatlıkları düşününce bunu dert etmiyordur sanırım. Çok kaliteli bir oyuncu fakat sakatlıklar yüzünden 19 maça çıkabildi sadece. Muazzam tekniği, şutları, paslarıyla orta sahayı çekip çevirebilecek bir adam; seneye defansa takviye yapılır da asıl mevkiine geçerse, sakatlık belasından da kurtulduğu takdirde Lyon'a büyük katkısı olur.
4/10
Dejan Lovren: Genç Hırvat, kendisini Chelsea ve Tottenham'ın da istemesine rağmen Lyon'u tercih etti. 8 milyon euro ödendi onun için Dinamo Zagreb'e. Defansın her yerinde oynayabilen, tekniği vasatın üzerinde, çok hırslı ve agresif bir oyuncu Lovren. 2'si kupa maçı olmak üzere 10 maça çıkabildi sadece fakat seneye rotasyonda çok daha fazla yer bulacaktır.
5/10
Aly Cissokho: Bir aralar kendisi beni hayal kırıklığına uğratmıştı fakat istikrarı yakalayıp ritmi tutturunca coştu Ali. Milan dişlerindeki sorundan dolayı onu almadığına pişmandır eminim, Favalli'ye muhtaç olduklarını düşünürsek eğer. Tam 48 maça çıktı, arada kısa süren sakatlıkları da oldu. Çok iyi bir tekniği yok, müthiş bir driplingci değil; ben bir Evra beklemişim sanırım, o yüzden biraz hayal kırıklığına uğradım fakat Cissokho beni utandırdı. Yaptığı bindirmeler ve defansif gücüyle sol kanatta hiç sorun yaşatmadı, kendisi için ödenen bedeli hak ettiğini de gösterdi.
7/10
Lamine Gassama: Lyon altyapısının ürünlerinden. 21 yaşında ve aslında genç sayılmayacağı döneme girmiş sayılır, fakat Reveillere'den sonra sağ bekin ona emanet edileceği tahmin edilebiliyor. Cissokho'nun sağ bek versiyonu adeta. Onun gibi hızlı, hırslı, birazcık daha tecrübesiz ama çocuk Lyon'dan dışarı çıkmış değil, hoş görmek gerekir. 10 maça çıktı, ikisi ŞL'deki Fiorentina ve Liverpool maçlarıydı ve bu maçlarda gayet iyi oynadı - Lille maçını saymazsak, o maçta berbattı. Geleceğe dair büyük ümit veriyor ama fazla bir vakti kalmadı. Onu gördükçe aklıma Uğur geliyor, efkarlanıyorum...
6/10
Cleber Anderson: Sezonu sakat geçirdi. Sözleşmesi seneye bitiyor, sezon sonu beklenmeden gönderilir sanırım.
1/10
Cris: 49 maça çıktı, aşağı yukarı her sezon yaptığı gibi 4 de gol attı. Govou bir tenis maçında alkollü görülünce kaptanlığı elinden alınıp Cris'e verildi, o da pazubandını hakkıyla taşıdı fakat defanstaki partneri değiştikçe çok zorlandı. Dünyada değeri bilinmeyen oyuncular listesine en üst sıralardan giriş yapan Brezilyalı stoperimiz 33 yaşına geldi ve Lyon'daki misyonunu tamamlamaya doğru gidiyor. Futbolu orada mı bırakır, yoksa Caçapa veya Juninho gibi bir kariyer sonu macerası mı yapar bilemiyorum ama önümüzdeki sezon artık son sezonu olur sanırım Lyon'da, zira sözleşmesi seneye bitiyor. Alıştığımız üzere müthiş oynadı, Gerland'daki Bayern Münih maçındaki kırmızı kartı olmasaydı daha da iyi olurdu ama çok da önemli değil bu.
8/10
Jean-Alain Boumsong: Bence Lyon için yetersiz bir stoper Boumsong. Son derece düzgün karaktere sahip bir adam, centilmen ve sportmen bir oyuncu ama ancak bir yedek olabilir Lyon'da. Sakatlıklar onun da peşini bırakmadı, buna rağmen 29 maça çıkabildi. Seneye bitecek olan sözleşmesi uzatılmaz sanırım.
6/10
Anthony Reveillere: Geçen sezon Clerc'le beraber ikisi de diz sakatlığı yaşadı, Clerc o sakatlığı halen tamamen atlatamadı fakat Reveillere geri döndü; tam 47 maça çıktı bu sezon. Onun sözleşmesi de seneye bitiyor, 31 yaşında ve bir-iki sezon daha oynayabilecek gücü var. Lyon kadrosunda ŞL bazında en tecrübeli futbolculardan birisi olan Reveillere çok iyi bir sezon geçirdi. Benim aklımda hep Real Madrid maçlarıyla kalacak.
8/10
François Clerc: Reveillere'in vârisi olması gereken adam Clerc'ti fakat yaşadığı şanssız sakatlıklar Lyon kariyerini bitirme noktasına getirdi onu. Sözleşmesi bitiyor ve uzatılmadı, İtalya'dan teklif aldığı söyleniyor ki o diz sakatlığından sonra pek akıllı bir seçim olacağını sanmıyorum bunun. İkna edilip getirilirse buralarda çok iş yapar fakat ikna edilebilir mi bilmiyorum. 27 yaşında ve artık kariyerinin sonlarına gelmeden farklı bir tecrübe yaşamak isteyecektir. 2'si ŞL olmak üzere 9 maça çıkabildi sadece bu sezon. Au revoir François diyelim biz de kendisine...
4/10
Ederson: Büyük hayal kırıklığı. Juninho "ne yaptım lan ben" diye dövünüyordur tavsiye ettiği adamın halini gördükçe. Çıktığı 36 maçın tam 20'sinde oyuna sonradan girdi. Belki ısrar edilip kendisine güvenilse, her Brezilyalı gibi daha iyi oynayabilecek bir futbolcu fakat eline geçen şansları hızla tüketiyor. Bir hücum oyuncusu fakat aldığı süre içinde 2 golü ve 4 asisti var sadece. Onun için Nice'e 15 milyon ödenmişti. 24 yaşında ve sözleşmesi iki sene içinde bitiyor. Asıl mevkii olan forvet arkasında oynayamıyor zira Puel'in sisteminde ya kanatta, ya da orta sahanın ortasında oynaması lazım. Rotasyonda kalmayı mı tercih eder, yoksa hep ismiyle beraber anılan İtalyan kulüplerine gitmeyi mi önümüzdeki yaz göreceğiz. İkincisi her iki taraf için de en iyisi olur bence.
5/10
Cesar Delgado: Bir rotasyon oyuncusu daha. Oynadığı 43 maçın 20'sinde sonradan girdi oyuna. Real Madrid ve Liverpool deplasmanlarında takıma galibiyeti ve turu getiren adamlardandı. Lyon'un Benayoun'u o, çok mücadele ediyor, bol bol öldürücü dripling yapıyor ama sürekliliği yok. Yine de iyi bir yedek. Sezonu 5 gol, 3 asist ve bir kas yırtığıyla kapattı.
7/10
Miralem Pjanic: Juninho'nun vârisi, Lyon'un geleceği yükselişini hızla sürdürdü. Madrid'de Lyon'a turu getiren golü atan Pjanic bu sezon 53 maça çıktı, 11 gol 13 asistle oynadı (15'inde oyuna sonradan girdi bu maçların). Frikik kullanıyor, oyun kuruyor, takımı ateşliyor, artık daha fazla gol de atıyor. Çok yönlü bir oyuncu, kanatlarda da oynayabilmesine rağmen asıl mevkii forvet arkası. Fakat Puel onu genelde ortada oynatıyor ki bu Pjanic daha çok mücadele etmek zorunda bıraksa da fazla fark eden bir şey yok oyuna katkısında. Seneye rotasyon elemanı olmaktan çıkıp da kadronun as elemanlarından olunca çok daha iyi olacaktır.
7/10
Maxime Gonalons: Saldırgan ön liberomuz, aslında hak ettiğinden az kart görüyor. Tecrübesizliğinden olsa gerek, çok kontrolsüz giriyor bazen rakibine, Allahtan şimdiye kadar kimseyi sakatlamadı! Liverpool deplasmanında attığı galibiyet golüyle büyük kredi toplayan Gonalons'un hırslı yapısı ve defansif yeteneği büyük artıları, fakat hızlı karar vermekte zorlanıyor ve çalım atmak ya da topu ayağında bekletmek gibi gereksiz işlere girişiyor. Kendinden beklentim çok büyük değil ama en az Toulalan kadar iyi bir oyuncu olacak kapasitesi var. 27 maçta 8 sarı, bir kırmızı kart gördü.
6/10
Kim Kallström: Lyon kadrosundaki bir diğer box-to-box orta saha oyuncusu Kallström'dür Bodmer'le beraber. Arada bir sol bekte ya da açıkta oynasa da asıl yeri olan orta sahaya geçince, gerekli süreyi de bulunca kalitesini gösteriyor. Bu sezona kadar yeterli süre bulamamaktan muzdaripti, bu sezon da durum aynı şekilde devam etse Lyon'dan ayrılabilirdi ama takımla 47 maça çıktı, 5 gol atıp 7 asist yaptı İsveçli. Şutları, frikikleri ve pasları muazzam. Kaleyi karşısında gördüğü zaman affetmiyor kolay kolay. Galatasaray ya da Liverpool'dan birisine gitmeyecekse Lyon'da kalmasını istiyordum, öyle oldu çok şükür. 2012'ye kadar sözleşmesi var (Transfermarkt'a göre).
8/10
Jeremy Toulalan: Jeremy 4 senedir Lyon'da, ilk golünü daha bu sezon attı. Gol atıp atmamak onun için hiç önemli değil, tam bir takım oyuncusu o. Agresif bir ön libero ama hiç çirkef değil, tam bir beyefendi. Mehmet Topal gibi yürüyüşüyle her an düşecek gibi görünse de, son derece soğukkanlı ve defansif sezgileri kuvvetli. Arada bir yavaş kalıp gereksiz top kaptırıyor ama o takım için çok önemli bir oyuncu. Bu sezonun ciddi bir bölümünde stoper oynamasına rağmen bunu hiç sorun etmedi ve görevini yaptı.
7/10
Jean Makoun: Makoun kaliteli bir ön libero aslında, fakat alışılandan biraz daha yumuşak bir oyun tarzı var. Lyon için Diarra'lar ve Essien'den sonra bir başka Afrikalı olarak biraz sönük kalıyor maalesef. Tabii ki onlar kadar iyi olmasını beklemiyoruz ama beklediğimiz bundan da fazlası. Yine de istikrarlı bir oyuncu, 41 maça çıktı takımla.
7/10
Michel Bastos: 13'ünde oyuna sonradan girdiği 47 maçta 15 gol, 4 asist. Bastos bir istatistik futbolcusu, belki de bu sayede Lille onu tam 18 milyona, yani aldığı fiyatın 6 katına satabildi Lyon'a. Lille'de geçen sezon 37 maçta 14 gol 13 asistle oynadı ama bu maçların sadece ikisinde 11'de başlamamış, bu da demektir ki ısrar edilmeden kazanılmayacak bir oyuncu o. Zaten Brezilyalı olması bunu gösteriyor. Sert şutları ve frikikleriyle skora her an etki edebilecek bir oyuncu olsa da asla bir Malouda değil. Topu alınca hızla çizgiye inebilecek yeteneğe, sert pasları kolayca yumuşatabilecek bir top kontrolüne sahip değil. Tekniği iyi, fakat sanırım benim bir kanat oyuncusundan beklentim bu değil, o yüzden Bastos'tan şimdilik memnun değilim. Seneye her şey daha güzel olur inşallah sevgili Michel.
6/10
Bafetimbi Gomis: Ezeli rakipten gelip de kendini kabul ettirebilmek, baskıya dayanıp iyi bir performans göstermek zordur. Hele bir de bunların üstüne
hayati bir tehlike yaşarsanız, dağılmanız an meselesidir. Gomis'e bu yüzden biraz haksızlık ettiğimi düşünüyorum, zira iyi bir transfer olmadığını söylüyordum. 20'sinde 11'de başlamadığı 51 maçta 15 gol atıp 5 asist yaptı ki yeterli olduğunu söylemek mümkün değil aslında. Açıkçası o rahatsızlıktan önce ne kadar cesurdu, ne kadar istekliydi hatırlamıyorum ama Gomis'in Lyon'daki ilk yıl performansında bir etkisi olduğu kesin o olayın. İnşallah bir daha böyle bir şey yaşamaz.
6/10
Sidney Govou: Sid dün gece Lyon'a veda etti. Takımdan ayrılıyor, farklı bir tecrübe yaşamak istiyor. West Ham'ın kendisiyle ilgilendiği söylentiler arasında. 11 senedir Lyon'da, tüm şampiyonlukları gördü. Skora fazla katkısı olmaz pek, aslına bakarsanız abartılmış bir oyuncudur, bence futbolu bıraksa daha iyiydi. Ama daha oynamak istiyor, bunu da anlamak mümkün, sonuçta 31 yaşında, önünde en az 3 sene var. Lyon kariyeri boyunca 232 maçta 34 golü, 18 asisti var. O da Coupet gibi, Toulalan gibi çok düzgün karakterli bir adam. Kameralara sarhoş yakalanıp kaptanlığı kaptırmak? Affedilebilir... Merci Sid!
10/10
Yannis Tafer: Kendisinden Yeni Benzema diye bahsedilen Tafer yeteri kadar süre bulamadı. Sadece ikisine 11'de başladığı 11 maçta 1 golü 1 asisti var. Sol ayaklı ve sol kanatta da oynayabiliyor, hızlı, bitirici, soğukkanlı bir forvet. 19 yaşında ve fazla bir vakti yok patlamayı yapmak için.
3/10
Lisandro Lopez: Galatasaray'da yaptığımız gibi sezonun en önemli oyuncusunu sona bıraktık. Sezon boyunca Lyon'un ona ödediği her kuruşun hakkını verdi "Licha". Muhteşem bir profesyonel, terinin son damlasına kadar savaşıyor, inanılmaz bir konsantrasyona ve kazanma hırsına sahip ama bunların yanında çok önemli bir özelliği daha var: düzgün karakteri. Gelir gelmez takımla kaynaşmasından tutun da golü kaçırdıktan sonra rakip kaleciye sarılmasına, faul yaptıktan sonra özür dilemesinden tutun da milli takıma çağrılmamasına rağmen moral bozukluğunu oyununa hiç yansıtmamasına kadar dört-dörtlük bir insan o, müthiş bir futbolcudan önce. 49 maçta 24 golü, 9 asisti var fakat o istatistiklerden çok daha fazlası. Abarttığımı düşünebilirsiniz ama onu izlemeden anlayamazsınız bu yazdıklarımı. Benzema'nın yerini dolduramayacağını sanıyordum fakat çok büyük yanılgıya düşürdü beni sağolsun. Porto'dayken kendisini bir-iki maçta izlemiştim sadece, daha çok izleyince kalitesini gördüm. 4 tane takım tutuyorum (GS, Barça, Liverpool ve Lyon) ve bu takımlarım adına sezonun kazanımı kesinlikle Lisandro Lopez'dir benim için. Ligue 1'in en büyük yıldızı o, zaten "sezonun futbolcusu" ödülüne
layık görüldü UNFP tarafından. Son sözüm, eğer takımınızda böyle bir oyuncu yoksa, gerçekten çok şey kaçırıyorsunuz...
10/10
Claude Puel: ŞL'de yarı final oynanmasaydı mümkün değildi bence gelecek sezonda da Lyon'un başında olması. Ama o, takımı müthiş bir şekilde motive etti ve bunu başardı ki Puel'in en iyi yaptığı şeylerdendir motive etmek. Kafasındaki takımı kurması için gereken ortam hazır; gelecek sezona yine iyi bir bütçe sunulacaktır emrine, artık bir-iki sezon içinde ŞL finali ve lig şampiyonluğu beklenir kendisinden. Kendisine basiretsiz diyen beni de şaşırttı, hatta... neyse. Sağolasın hocam!
8/10