31 Ağustos 2009 Pazartesi

Fabio Grosso ve Anthony Mounier


Yaklaşık 9 milyona gelen adam 2 milyona gitti. Yüksek maaşından kurtulmuş olmak güzel ama, Cissokho'nun yedeği Kolodziejczak mı olur orası muamma işte.


Mensah gibi sızlanıp duran Anthony Mounier de Nice'e satıldı. 2.5 milyon euro+ gelecek satıştan %15 kâr için anlaşıldı Nice'le. Nice-Lyon hattında bir yolcu daha.

Ankaraspor:0 - Galatasaray:2


Maç falan izleyemiyorum memlekette, o yüzden maç yazısı yok. seanpenn kusura bakmasın artık.

Not: Ama Rijkaard'ın oyuna soktuğu adamların maçı aldığını öğrenmek çok güzel oldu.

Dişi Zidane

Mademki konu kadın futbolundan açıldı, Louisa Necib'e değinelim biraz. Lyon Kadın Futbol Takımı'nın 10 numarası Necib, Zidane gibi Cezayir kökenli. Fransa milli takımında 14 numarayı giyiyor. Lakabı Dişi Zidane. Biz "Dişi Juninho" demişiz zamanında.







Kuğu balesi


UEFA Kadınlar Avrupa Şampiyonası'ndan bir kare... Lyon'dan 7 futbolcu var Fransa Milli Takımı'nda.

Kerebiç



Mersinli bir arkadaş ikram etmişti, o günden beri tadı damağımda. "Mersin'de bile zor buluyoruz" diyerek hayallerimi yıkmıştı ama, benim hala ümidim var.

Axel Witsel

FM oynayıp da Witsel'i bilmeyen yoktur. Standard'ın Martinik Adaları asıllı, fakat Belçika vatandaşı genç orta saha oyuncusunun Barcelona ile adı bile geçmişti yaz döneminde. Konumuz o değil ama. Standard'ın Anderlecht ile yaptığı maçta Anderlecht'in Polonyalı defans oyuncusu Marcin Wasilewski'nin kaval kemiğine basan Witsel, Wasilewski'nin bacağını korkunç bir şekilde kırdı. Wasilewski'ye geçmiş olsun diyoruz, sezonu kapattı. Bir seneden önce dönmesi beklenmiyor. Witsel'e ne diyebiliriz ki? Direkt kırmızı karttan atıldı zaten. Dikkat edin, ben bu kadar kötü bir sakatlık hatırlamıyorum Güven Kocabal'dan beri. Ona göre izleyin...

Caner Erkin Galatasaray'da


Kiralık olarak gelmesi çok iyi oldu. Aşı tutmazsa geri gider. Ama Fenerbahçeli olduğunu söylemiş olması ne kadar sorun çıkaracak Caner'e, göreceğiz. Galatasaray'a sövmediyse benim için sorun yok. Gelelim asıl mevzuya, rotasyonda hangi mevkide göreceğiz Caner'i? Sol bek için bir alternatif, ki ben kesinlikle oynatmam Caner'i orada. Fildişi Sahili maçında sonradan sol beke geçmişti, çok sönüktü. O mevkide olmaz bence. Zaten Rijkaard Uğur'u sol bekte denedi bir-iki kez, eğer Uğur yapabilirse o mevkide; sorun çıkmaz. Caner asıl yeri olan sol açıkta oynarsa daha verimli olur kanısındayım. İki-üç farkla önde gittiğimiz maçlarda sonradan girer, ya da kupa maçlarında... Ne diyorum lan ben, en iyisini Rijkaard ve Neeskens Dede bilir zaten. Ne diye endişeleniyoruz?

30 Ağustos 2009 Pazar

Arif Erdem'i rahat bırakın!


Arsenalli Eduardo Celtic maçında kendisini yere attı, bariz bir şekilde (O çok sempati duyulan Eduardo). Bu olaydan sonra bazı aklıevveller -yine- Arif'i hatırlattılar temcit pilavı tadında. "Arif de böyleydi, kendisini yere atardı, haksız yere penaltı kazandırırdı." Tamam doğru, ama bu adam kendisini yere attı diye idam mı edilecek yani? Senelerdir tartışılır Arif'in kendisini yere atması, yahu adam futbolu bıraktı, uğraşmayın artık. Eduardo'nun hareketi üzerine Michel Platini "biz de yapardık zamanında" dedi. Çok sevilen güzel adam Platini. Daha dün Raul de aynısını yaptı. Hani o "profesyonellik abidesi" olarak gördüğünüz Raul. Diyeceğim odur ki, başka örnekler bulun, bulmayacaksanız da Arif'i rahat bırakın. "Galatasaray'dan gittikten sonra kinini kusmayanlar kulübü"nün az sayıda üyelerinden birisi Arif, sırf bu yüzden bunu hakediyor.

Psycho killer, qu'est que c'est


Seri katil gibi oldum şerefsizim. Banyoda terlik fırlatarak bile öldürüyorum yavşakları.

The Simpsons göndermeleri no:5

The Haw-Hawed Couple (Sezon 18, Bölüm 8)

Nelson doğumgününe gelmesi için okuldaki çocuklara kaba kuvvet kullanır. Çocukları kışkırtan Bart, Nelson'ın partisine gitmemeleri için onları ikna eder. Fakat Marge bu durumu öğrenir ve Nelson'ın kırılmaması için Bart'ı zorla gönderir. Partiye gelen tek kişi Bart olduğu için Nelson'la en iyi arkadaş olurlar. Bart'ın deyimiyle, "o günden sonra hayatı değişir". Tam burada devreye giren gönderme Goodfellas'a. Meşhur tek plan "restorana arka kapıdan giriş" sahnesine benzer bir sahne. İzlerken çok güldüm. Buyrun:







#4
#3
#2
#1

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Olympique Lyonnais:3 - AS Nancy-Lorraine:1


  • Allah'tan Kanal A şifreli değildi. Yoksa yakardım lan bu blogu.
  • Lyon'un seyircisi muhteşem. Gomis ve Lopez için hazırladıkları pankartlar çok güzeldi. Desteği hiç kesmediler.
  • Seyirci deyince; Beşiktaşlılar Nobre'yi yırtıcılığından dolayı çok seviyorlar ya, işte Lyon'da da artık iki tane Nobre var taraftarın şimdiden sevdiği. İkisi de birer gol attılar, mücadeleleri de görülmeye değerdi. Lopez için Milan'ın sportif direktörü Ariedo Braida "Gattuso'nun forvet olanı" diyor. Bunu kanıtlarcasına enerjisi bitmeyecekmiş gibi koştu bu akşam, nitekim bitmedi de o enerjisi. Ayrıca çok iyi verkaç yapıyor Lopez, oyunu açmak açısından bu katkısı büyük. Gomis de çok iyi top indiriyor, Lopez kadar olmasa da defansı yoran bir yapıya sahip.
  • Goller üç yeni transferden geldi: Gomis, Lopez ve Bastos. Gomis'in golünde Pjanic çok güzel bir pas verdi hızlı düşünerek; Lopez'e asisti yapan Gomis oldu, Bastos'a asisti yapan da sonradan giren Makoun'du fakat Bastos'un vuruşu müthişti.
  • Bastos ve Pjanic "yeni Juninho" olmak için yarışıyorlar resmen, bu da ilginç bir rekabete sahne oluyor. İkisi de frikik atmak istiyor, uzaktan şut deniyorlar, liderliğe de soyunacaklar Cris bıraksa; fakat ikisinin toplam mücadelesi Juninho'yla boy ölçüşemez.
  • Lyon bu akşam 4-4-2, 4-2-3-1 ve 4-3-3-'le oynadı. Kallström ve Toulalan'ın önünde Pjanic, O'nun solunda Lopez, sağında Bastos, önünde Gomis vardı başlarda. Sonradan Lopez'in yerine Pjanic geçince 4-4-2'ye döndüler. En son da 4-3-3'e döndü sistem; Delgado sol açığa geçti, Lopez de asıl yerine. Defansta Boumsong'un sakatlığı olduğunu duydum, mecburen yine Bodmer oynadı orada. Kanal A'nın yorumcusunun da dediği gibi, orta sahada tam da Bodmer'in üretkenliğine ihtiyaç varken O defansta harcanıyor. Yine de o bölgeden güzel paslar attı. Cris birkaç hatasına rağmen bence hala Ligue 1'in en iyi stoperi olduğunu gösterdi. Her pozisyonda var, her topa müdahale ediyor, çok zeki ve güzel paslarla oyunu açıyor. Ama yanındaki isimlerden dolayı birkaç senedir zor durumda.
  • Nancy'de Issiar Dia Cissokho'nun eceli olmuştu, Allah'tan oyundan erken çıktı (sanırım sakatlığı sebebiyle). O çıkınca Cissokho daha fazla destek verdi hücuma. Cissokho'ya da değinelim: Ben bir genç Patrice Evra bekliyordum açıkçası o kadar bonservis bedeli ödendikten sonra (15 milyon euro), fakat yine de bir hayal kırıklığı değil genç sol bek. Fiziğini iyi kullanan, hızlı ve zeki bir oyuncu. Karar vermekte bazen biraz aceleci davranıyor, o eksiğini de tecrübe edindikçe giderecektir.
  • Kallström'ün bazı yetenekleri yedek kulübesinde çok oturduktan sonra biraz körelmiş, ama yavaş yavaş göstermeye başladı o yeteneklerini. Mücadelesini hep biliyorduk, ama bu kadar üretken ve teknik olduğunu unutturmuştu İsveçli. Devamını bekliyoruz.
  • Lloris iki tane müthiş kurtarış yaptı, yer tutuşu ve topu oyuna sokuşu da çok iyi. Kale sağlam ellerde artık.
  • Toulalan ve Makoun bu takımda her zaman 11'de başlaması gereken isimler. Makoun'un varlığı bile rahatlatıyor herkesi. Pozisyon almadaki becerisi ve teknik yönü gerçekten çok iyi. Toulalan da soğukkanlı oyunuyla hep güven veriyor. Önlerinde Ederson veya Pjanic çok iyi olur.
  • Yarın Marsilya-Bordeaux maçı var. 1-1'lerini yemelerini bekliyorum. 22.oo'de Kanal A'da.

Usain Bolt

Bu vuruşu naklen izleyemedim. Neden mi? Çünkü NTV şifreliydi.

Mevlüt Erdinç'ten Lisandro Lopez'e


"O'nun hırsını seviyorum. Bu özelliği genç forvetler için örnek olmalı. Oyun zekâsını kendime örnek alıyorum, çünkü bir forvetin oyununun yüzde doksanı mentaldir."

Nur yüzlü amca





Amca, size "dede" diyebilir miyim?

John Mensah


Stopere ihtiyaç varken Mensah'ın sızlanmaları hiç dinmedi, sonunda muradına erdi. Kiralık olarak bir sezon boyunca Sunderland'de oynayacak "Cebelitarık Kayası". Hayırlı uğurlu olsun, biz de Boumsong'la idare ederiz artık. Rennes'den 8.4 milyon euroya gelmişti, Aulas'ın hatalarından birisi oldu bu transferle. Sunderland'le bonservis konusunda anlaşıldı mı, anlaşıldıysa da miktar ne kadar bilmiyorum. Evet Lyon taraftarıyım. Ne yani? Her şeyi bilecek değiliz ya.

28 Ağustos 2009 Cuma

Futbol Topu Böyle Vuruşları da Gördü vol. 4

Dördüncü bölümümüzde konuk unutamadığımız Hagi'miz. Monaco'ya attığı o golü her izleyişte hala ah çekmeyen Galatasaraylı var mıdır acaba? 12 Eylül 2000'de atılan bu gol, hiç bir zaman eskimedi bizim gönüllerimizde.

Üstüne çok titrediği, futbolunu aşıladığı, kramponlarını elleriyle giydirdiği, çok şey öğretse de insanlığı öğretemediği Emre'nin pasını sol kanatta alır almaz her zamanki gibi kaleye baktı Hagi. Önce biraz açtı topu, kaleciyi ileride görünce kararını verdi: O top kaleye girecekti. Hiç gerilmedi, yerinde yaylanarak çok rahat ve yumuşak bir vuruş yaptı; ve top süzülerek gitti kaleye. Gol olmamasını kim bekliyordu ki o an? O topun belli bir doğrultuda gidişini tekrar tekrar bin kez izlesek bıkmayız. İyi ki vardın Gica...



Bonus: Hagi'nin Barça yıllarından iki gol.

A Milli Takım Aday Kadro


Kaleciler
Serkan Kırıntılı (Ankaragücü), Volkan Demirel (Fenerbahçe), Sinan Bolat (Standard Liege)

Defans
Hakan Balta, Sabri Sarıoğlu, Servet Çetin, Gökhan Zan (Galatasaray), İbrahim Kaş, İsmail Köybaşı (Beşiktaş), Gökhan Gönül, Önder Turacı (Fenerbahçe)

Orta saha
Arda Turan, Mustafa Sarp (Galatasaray), Kazım Kazım, Emre Belözoğlu (Fenerbahçe), Ceyhun Gülselam (Trabzonspor), Hamit Altıntop (Bayern Münih), Nuri Şahin (Borussia Dortmund), Tuncay Şanlı (Stoke City)

Forvet
Nihat Kahveci (Beşiktaş), Sercan Yıldırım (Bursaspor), Semih Şentürk (Fenerbahçe), Mevlüt Erdinç (Paris Saint Germain)

Mustafa Sarp hakettiğini aldı şimdilik, inşallah forma giyer. Kaleyi de Sinan Bolat'a emanet etmek gerekir bence, Volkan Valdes'den kurtulmak için.

5 Eylül'de Kayseri'de Estonya, 9 Eylül'de Zenica'da Bosna-Hersek maçı var.

Mazi kalbimde... #4


Foto Kaynak

Ertem Şener


"Rakibinin ayağı, Yaya Toure'nin, nasıl tarif etsek... Seyrediyorsunuz."

Star Wars vs. LOTR


Futbol dünyasında çok ateşli ve zevkli bir tartışma vardır: Pele mi Maradona mı? Ucu gelmez bu tartışmanın, sabaha kadar konuşsanız durumu eşitlikten kurtaramazsınız. Belki de kesin bir cevabı var bu sorunun, ama onu söylemek istemiyor kimse. Böyle karşılaştırmalardan insanlar çok hoşlanıyor, hayatın her alanında karşınıza çıkar zaten. Futbolda Barça-Real Madrid'den tutun da, müzikte Ferdi-Orhan'a kadar uzar gider. Sinema dünyasında ise birkaç senedir Star Wars-Lord Of The Rings savaşı var. Genelde "geek"ler (hastalık derecesinde hayran) tarafından yapılan bu karşılaştırma iyice alevlendi benim gördüğüm kadarıyla. Beyazperdeye de sıçradı bu kavga. Clerks 2'de Randall'ın bir LOTR hayranını kusturacak kadar sinirlendirmesi favori sahnelerimdendir.

İki seriyi de izledim, ama Star Wars'u hatmettim. Tarafımız belli oldu sanırım. Yüzüklerin Efendisi'nin üçüncü filmi güzeldi ama serinin tamamını sevmedim. Peter Jackson'ın filmi gereksizce uzatması, hobbitlerin uyuzluğu, özellikle Frodo aptalı ve orkların iğrençliği ana etkenlerdir seriyi sevmememde. Ian McKellen ve Christopher Lee bile kurtaramadı seriyi benim nazarımda. Anket altta, hadi bakalım.

Tuncay Stoke City'de


Transfer kesinleşti fotoğrafta gördüğünüz üzre. Stoke City Boro'ya 5.7 milyon euro ödeyecek. Az bir miktar değil bu. Rıdvan Dilmen ve türevleri (ki bayağı bir Fenerli var bunların arasında) her ne kadar Tuncay'a layık görmeseler de Stoke City'yi, önceden de söylediğim gibi bence hangi ligde oynadığı çok önemli. Rıdvan Dilmen Barcelona'dan falan bahsediyor, ben oha diyorum. Kendimizi hep böyle yükseklerde gördüğümüz için bu haldeyiz ya zaten. Arda'nın da bu hataya düşmemesini temenni ediyorum. "Tottenham'a gitmesin" diyordum ama Tottenham'ın kötü bir takım olduğunu söylemek istemedim ben, sadece kişisel fikrimi belirttim. Sevmiyorum ben Tottenham'ı.

Tuncay'ın Almanya'ya gitmesini isteyenler vardı, Premier Lig'le Bundesliga arasında çok fark var malumunuz. "Premier Lig olsun da taştan olsun" mantığındayım ben de. Hep kullandığımız bir klişe var ya; "Orada Terry'ye karşı oynayacak, burada Aydın Toscalı'ya karşı" tarzında, doğru işte bu.

Tuncay İngiltere'ye gittikten sonra ana avrat söven Fenerliler vardı, çok iyi hatırlıyorum. Hala başarısız olmasını istediklerinden de eminim onların. Galatasaraylılar'dan sevmeyen çok kişi var kendisini, Beşiktaşlılar'dan da. Yine de, Premier Lig'deki tek Türk oyuncu şu an Tuncay. Irkçılığa yoracaksanız, o yüzden desteklemiyorsanız orası başka. Ama unutmayın ki, bu adam geçen sene ligden düşen bir takımda da olsa "yılın oyuncusu" seçildi. O yüzden şu nefretinizi bir kenara bırakın da saygı duyun. Askerlikten dolayı gelmemiş falan, bırakın bu işleri.

UEFA Avrupa Ligi Grupları



Grup A
Ajax (HOL)
Anderlecht (BEL)
Dinamo Zagrep (HIR)
Timişoara (ROM)

Grup B
Valencia (İSP)
Lille (FRA)
Slavia Prag (ÇEK)
Genoa (İTL)

Grup C
Hamburg (ALM)
Celtic (İSK)
H.Tel-Aviv (İSR)
Rapid Wien (AUS)

Grup D
Sporting Lizbon (POR)
Heerenveen (HOL)
Hertha Berlin (ALM)
Ventspils (LET)

Grup E
Roma (İTL)
Basel (İSVR)
Fulham (İNG)
CSKA Sofya (BUL)

Grup F

Panathinaikos (YUN)

Galatasaray

Dinamo Bükreş (ROM)

Sturm Graz (AUS)

Grup G
Villarreal (İSP)
Lazio (İTL)
Levski Sofya (BUL)
Salzburg (AUS)

Grup H
Steaua Bükreş (ROM)
Fenerbahçe
Twente (HOL)
Sheriff (MOL)

Grup I
Benfica (POR)
Everton (İNG)
AEK Atina (YUN)
BATE Borisov (BEL)

Grup J
Shaktar Donetsk (UKR)
Clubbe Brugge (BEL)
Partizan (YUG)
Toulouse (FRA)

Grup K
PSV (HOL)
Kopenhag (DAN)
Sparta Prag (ÇEK)
CFR Cluj (ROM)

Grup L
Werder Bremen (ALM)
Austria Wien A (AUS)
Atletich Bilbao (İSP)
Nacional (POR)

Güzel grup, birinci çıkarız. Fikstür de şöyle:

17 Eylül
Panathinaikos - Galatasaray

1 Ekim
Galatasaray - Sturm Graz

22 Ekim
Galatasaray - Dinamo Bükreş

5 Kasım
Dinamo Bükreş - Galatasaray

3 Aralık
Galatasaray - Panathinaikos

16 Aralık
Sturm Graz - Galatasaray

Futbol Topu Böyle Vuruşları da Gördü vol. 3

Üçüncü bölümümüzde Ronaldinho konuğumuz oluyor. Barcelona'daki son sezonu hariç oynadığı zamanlarda Avrupa'yı kasıp kavuran, açık ara dünyanın en iyi futbolcusu olan Ronaldinho, Milan'da iyice kayboldu. Eski haline dönmesi imkansız gibi, Zidane olabilecek potansiyeli varken göbek bağlayıp bitirdi kendisini. Ama kariyerinde Dünya Kupası, ŞL ve La Liga şampiyonluğu olan bir futbolcu. Yine de bu gözler o eski Ronaldinho'yu bir kez daha izlemek istiyor. Ne Messi, ne Cristiano Ronaldo, ne de Kaka o zevki vermiyor.

Gelelim gole. 2004-2005 sezonu, ŞL ilk 16 eleme turunda Rijkaard'ın Barcelona'sı ve Mourinho'nun Chelsea'si karşı karşıya gelir. Nou Camp'ta 2-1 yenilen Chelsea, Stamford Bridge'de Barça'yı 4-2 yener ve turu geçer. Ronaldinho durumu 3-2'ye getiren golü attığında Barcelona umutlanmıştır ama Terry 76'da bileti keser. Ronaldinho'nun golü attıktan sonra her zamanki gibi "çocuk sevinci" görülmeye değer tabii ki ama, golü açıklayalım biz. Defanstan şişirilen topu Terry indirir Iniesta'nın ayaklarına; Iniesta topu Ronaldinho'ya aceleyle verip kaçar defansın arasına doğru. Ronaldinho'nun etrafını üç kişi sarmıştır şimdi. Iniesta da ilerdedir. Ronaldinho herkesin ümit kestiği pozisyonda öyle hareketler yapar ki, golü efsaneler arasına girer: Önce kalçasını sağa sola sallar danseder gibi, karşısındaki Ricardo Carvalho ecel terleri dökerken. Sonra topa öyle bir vurur ki, kaleci de dahil dört kişiyi alt edip iğne deliğinden geçirir ve golünü atar. Buyrun:


video

Happy Birthday #22


David Leo Fincher

28 August 1962, Denver, Colorado, USA

Güle Güle Volkan


Çok sevdiği Galatasaray'ının formasını giyeceği için o kadar heyecanlıydı ki, konuşamamıştı kameralar karşısında. Güle güle Volkan, profesyonel olamadın maalesef. Ama unutma, biz sevmeyiz profesyonelleri.

Stoke Fenerbahçe'den büyük mü?


Değil ama ligleri bizim ligi beşe katlar. Tuncay'ın transferi kesinleşsin, yazacaklarımız var.

Tepki


Fener seyircisinden fahiş bilet fiyatlarına tepki. Müthiş gönderme, fakat durum bize komik gelse de seneye bizim kale arkası da 50 lira olabilir. Elano'yu, Keita'yı, Arda'yı izlemenin bir bedeli var ne de olsa (!) değil mi?

Futbol Topu Böyle Vuruşları da Gördü vol. 2

İkinci bölümümüzde Lyon'un efsane kaptanı, futbol tarihinin gördüğü en büyük frikikçilerden Juninho Pernambucano konuğumuz. Katar'a giderek artık dinlenmek istediğini göstermiş olsa da, Galatasaray'ın kendisini almamasının şokunu günlerce üzerimden atamamıştım. Lyon'da geçen 7 müthiş sezonun ardından, son sezonki hüsrana tanık oldu. Ve gözyaşlarıyla ayrıldı Fransa'dan. Katar ligi Eylül'de başlıyor, ama nasıl izleyeceğimi bilemiyorum Juninho'yu. Her neyse, bu kadar duygusallık yeter; konuya geçelim.

Juninho 7 Mayıs 2008'de Sedan karşısında kazanılan frikikte her zamanki gibi topun başına geçti. Mesafe pek yakın değildi kaleye: 37.2 metre. Daha önceden 40 metreye yakın yerlerden kalecileri avlamış olan Reis; hakemin düdüğüyle beraber kendinden emin bir şekilde topa doğru sokuldu, her zamanki öldürücü tekniğiyle vurdu: Top yükseldi, yayaların karşıya geçtiği gibi önce sola, sonra sağa, sonra tekrar sola süzülüp ağlara gitti. Juninho'nun en iyi frikiği olarak kabul ettiğim bu golün değerinin anlaşılamamış olduğunu düşündüm hep. Casillas'a da, Kahn'a da, Valdes'e de müthiş frikikler attı Juninho, fakat bu golünün yeri ayrıdır bende. Videoda son tekrara kadar anlaşılmıyor topun aldığı falso, izleyin...

Bir sonraki bölümde konuğumuz sevgili Ronaldinho olacak.


video

UEFA Avrupa Ligi Torbaları


1. TORBA

Werder Bremen
Villarreal
AS Roma
PSV Eindhoven
Shakhtar Donetsk
Sporting CP Lisbon
Hamburger SV
Benfica
Valencia
Panathinaikos
Ajax
Steaua Bükreş

2. TORBA

Galatasaray
Fenerbahçe
FC Basel
Lille OSC
Celtic
Everton
Club Brugge
Heerenveen
Anderlecht
Austria Wien
FC Kopenhag
Lazio

3. TORBA

Hertha Berlin
Sparta Prag
Dinamo Bükreş
AEK Athens
Slavia Prag
Levski Sofya
Athletic Bilbao
Partizan Belgrad
Hapoel Tel-Aviv
FC Twente Enschede
Dinamo Zagreb
Fulham FC

4.TORBA

CSKA Sofya
Toulouse FC
CFR Cluj
Genoa
Rapid Wien
FC Timisoara
BATE Borisov
Nacional Funchal
FC Salzburg
Sturm Graz
FK Ventspils
Sheriff Tiraspol

Şampiyonlar Ligi Grupları

Beşiktaşlılar Messi'yi sokakta görse dalacak durumdalar şu an. Kötü bir gruba düştüler; oynanan futbola bakarsak gruptan çıkmalarının zor olduğunu söylemek malumun ilanı olur, bakalım Tabata ne kadar faydalı olacak? Geçelim gruplara...


A Grubu'nda Bayern Münih ve Juventus favori gibi görünüyor, fakat Bordeaux şampiyonluktan sonra artık Avrupa'da da yukarılara tırmanmak için çabalayacak. Genelde ŞL'den UEFA'ya düşmek Bordeaux için en muhtemel senaryo gibi, ama Bayern Münih'i dengesiz yakalarlarsa gruptan çıkarlar. Malum, o inanılmaz kibirleri yüzünden en çok puan kaybeden takımlar arasında Bavyeralılar. "Alman disiplini" en az onlarda hissediliyor, ama Van Gaal toparlayacaktır takımı. Yine de Bordeaux'nun şansı bayağı yüksek. Maccabi Haifa ise İsrail'de bir-iki çelme takabilir, onun dışında sürpriz yapacaklarını sanmıyorum.

B Grubu'nda Türkiye'nin tek temsilcisi Beşiktaş kötü bir kuranın kurbanı oldu. Manchester United'ın ilk beş maçını alması geleneği devam eder herhalde bu sene de, sonra da rölantiye alırlar. Wolfsburg'dan daha iyi bir takım gelebilirdi tabii ki dördüncü torbadan, ama gelmedi işte. Saat 19.00'dan beri konuşup duruyorlar, artık yeter. Bu ayardaki takımlar bize rakip olunca hep klasik bir tahmin yaparız: "İçerde yeneriz, dışarıda beraberlik alırız, etti 4 puan." Gerek yok böyle klişelere, tahmin yapmasam daha iyi. CSKA'yı Fener'in tokatladığı gibi Beşiktaş da yenerse güzel olur. 2.lik mücadelesi güzel geçecek gibi bu grupta.

C Grubu Kaka'nın San Siro'ya yeniden çıkmasına sahne olacak gibi, ama hayat bu, belli olmaz. Sakatlanmaz ya da başka bir şey olmazsa ilginç görüntülerin ortaya çıkacağı kesin. Favoriler belli: Milan ve Real Madrid. Marsilya da UEFA'ya gider. Zürich de bu grubun M. Haifa'sı olur.

D Grubu'nda adaylarım Chelsea ve Atletico Madrid. Porto'nun ŞL tecrübesi malum, ama büyük güç kaybettiler. Gerçi Bruno Alves takımda kaldı ama Lisandro Lopez, Lucho Gonzalez ve Cissokho gibi isimlerin gidişi pek iyi olmadı. Ama Porto bu, bir şekilde yerlerini doldurur gidenlerin. Falcao, Belluschi ve Alvaro Pereira'dan beklenen de bu. APOEL'in ŞL'ye katılması büyük başarı zaten, sıfır çekmeden elenirlerse yeter onlara.

E Grubu'na geldik. Lyon Premier Lig'de olsaydı Liverpool'dan zerre korkmazdım ama ŞL'de adamlar bir başka. Tecrübenin en çok gerekli olduğu turnuva bu, o tecrübe de Liverpool'da fazlasıyla var. Elemelerde işi sıkı tutan Liverpool, grup maçlarında ise yenilmez değil hiç bir zaman. Gerets hem Marsilya'yla, hem Galatasaray'la yenmişti Liverpool'u hatırlarsanız. İki maçtan üç puan çıkarsak kâr. Fiorentina'yla geçen sene de aynı gruptaydık, Benzema'yı unutamamıştır Franchi. Tarihinde ilk defa Şampiyonlar Ligi'ne katılan Debrecen'in ise işi zor. Diğer üç takımın karşılaşmaları çok iyi mücadelelere sahne olur diyelim, bu grubu da geçelim.

F Grubu'nda Inter-Barça eşleşmesi çok güzel oldu. Elele (!) çıkarlar gruptan, orası kesin; ama İbrahimovic ve Eto'o'nun hem eski hocalarına, hem de birbirlerine karşı oynaması çok güzel olacak. Mourinho zoru sever, Barcelona ilaç gibi gelir Portekizli'ye. Dynamo Kiev ile Rubin Kazan UEFA için mücadele verir. Gökdeniz'in de ŞL'de Beşiktaş'ın oyuncularından başka Türkiye'yi temsil edecek tek oyuncu olacağını unutmamak lazım -Wenger Oğuzhan Özyakup'u oynatmazsa.

G Grubu'nda Unirea Urcizeni'den sürpriz bekliyorum, zira Rumen takımları sever sürprizleri. Gerçi Steaua'ya elenmemiz pek sürpriz değildi ama CFR Cluj'un geçen sezon yaptıklarına sürpriz dememek de zor. Bence Rangers ve Sevilla gruptan çıkarlar, Stuttgart da sonuncu bitirir.

Geldik son gruba: H Grubu. Arsenal çok şanslı bu kurada, kabul etmek lazım. En az 15 puan almalarını bekliyorum. Olympiakos sürpriz yapabilir, Belluschi'yi kaybetmelerine rağmen Derbyshire, Mellberg ve Maresca gibi üç iyi transfer yaptılar. AZ Alkmaar hakkında hiç yorum yapamıyorum. Standard da UEFA'ya gider bence.

Levadia Tallinn:1 - Galatasaray:1


Maç yazısı yok.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Mustafa Sarp #2


Geldiği gün kanım ısınmıştı kendisine. Bursaspor'da kendisini izlememiştim daha önceden, bize gol attığını hatırlıyorum sadece. Röportajında söylediklerini de samimi bulmuştum, babası Galatasaray için İstanbul'a taşınmış bir futbolcumuz vardı artık daha ne olsundu?

Mustafa Rijkaard tarafından hep 11'de oynatıldı, İstanbul'daki Netanya maçı hariç. Tobol maçında demiştim ki, "Önliberodaki Mustafa Sarp'ı beğendim ben. Çok koşuyor, mücadeleci ve hırslı. Topu kullanışı ise yeterli." Tam o maçtan anladım işte takımın vazgeçilmezi olacağını, diyemeyeceğim; çünkü Topal'ın ya da Linderoth'un dönüşüyle yedek kulübesine gönderileceğini düşünüyordum çoğu kişi gibi. Aslında Mustafa'nın şimdiye kadar oynamasının sebepleri arasında bu ikisinin yokluğu büyük pay sahibi. Ama bu şansı iyi değerlendirdi Mustafa, önemli olan da bu. Kayserispor maçında çoğu kişi tarafından "maçın adamı" olarak gösterildi. Bitmeyen enerjisi, takım oyununa yatkınlığı, hem mental hem teknik olarak oynanan sisteme uygunluğu Mustafa'yı Rijkaard'ın gözdesi yaptı. İlerleyen zamanlarda Topal form tutarsa yedek kulübesinin yolunu tutar mı bilmiyorum ama benim kredimi fazlasıyla kazandı Mustafa. Galatasaraylı olması ise ayrı bir güzellik. İnşallah futbolunda hiç gerileme olmaz, gelişimini hızla sürdürü ve Galatasaray'ımızın vazgeçilmezi haline gelir bu güzel adam.

Mustafa Sarp

Özür ve Sallama


Diyarbakırspor'un taraftar sitesinden özür metni:

Bugün sahamızda yaşanan rezaletin hiçbir açıklaması olamaz.Yapanın rengi ne olursa olsun bizler müsaade etmemeliydik.Bizler mahcubuz , Sadece Fenerbahçe ‘ ye değil..Tüm Türkiye‘ye..Tüm futbol severlere..

Unutulmasın ki en büyük zararı yine bizler göreceğiz.Bizler misafirperverliğimiz ile nam salmış insanlardık..Ancak içimizde ki İrlandalılar , Hainler yine sazı ellerine aldı ve engelleyemedik..

Bu utanç ile , Engelleyemediğimiz için Tüm Türk Spor Kamuoyundan özür diliyoruz.İçimizde ki arma aşkına zincir vuran bu akli dengesizleri ise ALLAH ‘ a havale ediyoruz..

Başta Fenerbahçe camiası olmak üzere , kötü görüntü verdiğimiz herkesten özür dileriz.Sizlerin bir şey söylemesine gerek yok.Bu utanç bizlere yeter..
Bu açıklamalardan dolayı kendi adıma teşekkür ediyorum Diyarbakırsporlu taraftarlara. Şimdi de işin yönetim cephesine geçelim. Kulüp başkanı Çetin Sümer açıklama yapıyor; "Olayları büyük bir kulübün taraftarları çıkardı" diye. Adres belli: Diyarbakır'da fazlasıyla bulunan Galatasaraylılar. Taraftarlar yaptıklarından dolayı özür diliyor; kendisinin de yapması gereken buyken, birileri 3 sene üstüste şampiyonluk sözü verdi diye taşın altına o da elini koyuyor. Galatasaray'ın hocasına, dünya çapındaki transferlerine fütursuzca sallayanlar gibi Çetin Sümer de kendi taraftarına tercih ediyor Fenerbahçe dalkavukluğunu. Maçtan önce Colin Kazım'ın "ısınma" hareketlerini de görmemişsiniz herhalde sayın Sümer.

Not: Kapalı Tribün'deki yazıyı da tavsiye ederim, benden önce yazmış.
Not 2: Bu yazıdan da ırkçı ifadeler çıkaracak olanlar varsa, bağcının adresini muhtelif telefon rehberlerinden öğrenebilirler.

Futbol Topu Böyle Vuruşları da Gördü vol. 1

Bir zamanlar F Dergisi'nde Ronaldinho'nun Chelsea'ye attığı efsane gol için "Futbol topu Roberto Carlos'un 1998 Dünya Kupası'ndaki vuruşundan beri bu kadar güzel bir vuruş görmemişti" sözlerini okumuştum, oradan esinlenerek yeni bir seri başlatıyorum. İnşallah unutulup gitmez blogun tozlu raflarında.

İlk bölümümüzün konuğu Roberto Carlos. Bu golü bilmeyeniniz yoktur; 1998 Dünya Kupası'nda Fransa'ya karşı attığı bu frikiği "tüm zamanların en iyi frikik golü" olarak kabul edenler var. Daha fazla konuşmadan sizi bu şaheserle başbaşa bırakıyorum. Golün ne kadar müthiş olduğunu Barthez'in duruşu anlatıyor. Serinin geri kalanında Ronaldinho, Juninho, Quaresma, Hagi, Zidane gibi isimler konuğumuz olacak.

Edit: Sportsman uyardı, bu gol 1998 Dünya Kupası'nda değil, 1997'deki Tournoi de France'da 1-1 biten karşılaşmadan. Yarım yamalak atılan postların sonu budur, Allah kahretmesin.

video

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Kaptan... #3

Duygu sömürüsü mü dersiniz, gösteriş mi dersiniz, ne derseniz deyin. Mevkisinin gerektirdiği şekilde hareket etmeye devam ediyor Galatasaray kaptanı Arda Turan. Bir MS hastasını ziyaret etmiş. O durumdaki bir insan için tuttuğu takımın kaptanının ziyarete gelmesi ne demektir, yaşayan bilir sadece. Buyrun:




Video Gel Gidersin'den.

Kaptan#2
Kaptan

Kim bu? #4


Tabii ki John Terry. Kolay oldu, gözler ele verdi Chelsea'nin manyak kaptanını.

Kaos

Lyon Şampiyonlar Ligi'nde

Ne ben şaşırdım buna, ne yazıyı okuyan siz, ne de Anderlechtliler. Maçı izleyemedim ama golleri koyuyorum. Lisandro Lopez'in ilk hat-trick'ini yaptığı maç 3-1 bitti. Maç hakkında söyleyebileceğim iki şey var: İlki Lyon'un Avrupa forması gözüme daha bir müthiş göründü. Ahdettim; bir tane geçen seneki Parçalı'dan, bir de bu formadan alacağım inşallah. İkincisi de Lopez takıma çok çabuk uyum sağladı, ve aidiyet hissettiğini belli ediyor. Böyle devam etmesi ümidiyle...



Not: İlk golün FM diliyle formülü: Determination+Work Rate+Anticipation

25 Ağustos 2009 Salı

Ulan sen bela mısın?


Biz yazmaktan bıktık, adam salya saçmaktan bıkmıyor. Sağolsun seanpenn haberdar etti, FOX TV'de akıtmış bu sefer de o iğrenç salyalarını. "Elano'yu rahatsız eden yoktu ondan rahat vurdu ve gol oldu" demiş. Yahu bir uslan be adam, salyalarını sil önce, illa ki saldıracam diyorsan biraz bekle bazı abilerin gibi, bir açığımızı yakalarsan öyle vurursun darbeni. Nedir bu acelecilik, nedir bu ruh hastalığı? En sonunda "artık bir s.ktir git be adam" diye başlık attıracaksın bana lan. Yemin ederim karasineklerden betersin, onlar kovulunca gidiyorlar başka yere.

Dava aç lan bana.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails