28 Şubat 2009 Cumartesi

Beklenmeyen sonuç


Fenerbahçe:4 - Sivasspor:2

Tuncay'ın Liverpool'a golü


M'boro sahasında Liverpool'u 2-0 yendi. Goller Xabi Alonso'dan (kendi kalesine) ve Tuncay'dan geldi. Tuncay'ın golü aşağıda.

27 Şubat 2009 Cuma

Olympique Lyonnais Tarihi

Daha önce Lyon taraftarı olmamın hikayesini ve Lyon altyapısını yazmıştım. Lyon taraftarının Alpaslan Abimiz için açtığı pankarta da yer vermiştim blogda. Lyon tarihiyle alakalı bir yazının zamanı gelmişti. Fransızca bilmediğimden kısıtlı İngilizce kaynaklarla hazırladım bu yazıyı. Umarım beğenirsiniz.


Olympique Lyonnais, bilinen adıyla Lyon kentin adını taşıyan bir takım. Çok yönlü bir kulüp olarak 1899 yılında kurulmuş (Lyon Olympique ), fakat sonradan rugby ve futbol takımları arasında anlaşmazlık çıkınca ayrılmışlar. 1950 yılına denk gelen bu olay Olympique Lyonnais futbol takımının kuruluşu olarak kabul edilir. Fakat taraftarları 1899 yılını kuruluş tarihi olarak kabul ediyor. Kulübü 20 küsur senedir Jean-Michel Aulas yönetiyor. 36 yaşındayken devraldığı başkanlığı büyük bir başarıyla sürdüren Aulas, Avrupa'nın önde gelen kulüp başkanlarından kabul ediliyor şu an. Lyon maçlarını oynadığı stad 41.000 kişilik Stade de Gerland. Bunun yanında 2010'da 60.000 kişilik yeni stada geçmeyi planlıyorlar.


FC Lyon adıyla 1910'da Fransa Şampiyonluğu'nu kazanan kulüp, 1920'de Stade de Gerland'a geçti (1920'den önce Stade des Iris'de oynuyorlardı). Kulübün ismi 1942'de Lyon Olympique Universitaire oldu; 1945-1946 sezonunda birinci lige çıkıldı. Fakat aynı sezonun sonunda Lyon ikinci lige geri düştü. 1952'de Ligue 2 kazanılır. Ligue 1'de geçen bir sezonun ardından yine ikinci lige düşülür; yeni bir takım kuran Julien Darui Lyon'u yeniden birinci lige çıkarır, böylece dört senede iki kez birinci lige çıkılmış olur. 60 ve 70'li yıllar Lyon için üç Coupes de France ve bir Trophée des Champions getirecektir. 1964'te, Bordeaux'ya karşı alınan 2-0'lık galibiyet ilk kupayı getirir: Fransa Kupası (Coupes de France). Aynı sene ilk Avrupa maçı oynanır Kupa Galipleri Kupası'nda.Boldklubben 1913, Olympiakos ve Hamburg'a karşı galibiyetler alınır; yarı finalde Porto eler Lyon'u. Ardından 1967 ve 1973'te Lyon ikinci ve üçüncü kupasını alacaktır. 1983'te -birinci ligde geçen 29 yıldan sonra- Lyon ligden düşer ve 1987'ye kadar orada kalır.

1987 yılı ise Lyon'un miladı olmuştur. Efsane başkan Jean-Michel Aulas daha 40 yaşına gelmeden kulübün kontrolünü almıştır eline. Aulas'ın takımın başına getirdiği Denis Papas Marcel Le Borgne kulübü yeniden birinci lige çıkarma fırsatı bulurlar; hem de iki kez, fakat ikisinde de başaramazlar.


Bu iki ismin halefi olarak kulübün başına getirilen Lyon doğumlu Raymond Domenech kulübü 1989'da -yine- birinci lige çıkarır .Lyon üçüncü kez Ligue 2 şampiyonu olmuştur. Domenech'in Lyon'u Ligue 1'i sekizinci bitirerek kenarından tutunur birinci lige. İkinci sezonunda ligi beşinci bitirip takıma UEFA Kupası'na katılma hakkı kazandırır Domenech. Böylece Lyon en üst seviyeye çıkıp, iki sene içinde Avrupa kupaları biletini almıştır; ki bu da Aulas'ın ilk dört senesine denk gelir.Bu arada 1991'de UEFA Kupası'nda Lyon Trabzon'a toplamda 8-4 elenir.Domenech Fransa 21 yaş altı teknik direktörü seçildikten sonra, 1992-1993 sezonu sonunda Lyon'dan ayrılmaya karar verir. Aulas'ın ilk seçimi eski Fransa milli oyuncusu Jean Tigana olur. Tigana takıma adapte ettiği Abedi Pele gibi oyuncularla Lyon'u şampiyonluk yarışında üst sıralara taşır, ve takım kolay kolay bu yarışı bırakmayacak duruma gelir. Fakat 1995'te medya baskısıyla takımı bırakmaya zorlanır (tanıdık geldi mi?). Yerine Guy Stephan gelir; Lyon Intertoto'da mücadele etmektedir. Stephan sezonun başında istifa eder; ve yerine Bernard Lacombe gelir (halen Lyon'da danışman). Lyon UEFA Kupası'nda üçüncü turda Milan'a elenir; ki Milan kupanın favorilerindendir (Lyon'un bu şanssızlığından bahsetmeye gerek yok, en yeni örnek dün akşam oynadığı ve bu sene Şampiyonlar Ligi'ni alacak olan Barça). Bu arada kulüp yükselişine devam etmektedir; ligde 1998'de altıncı, 99 ve 2000'de üçüncü olmuşlardır.

ARTIK ZAMANI GELDİ


Lyon'un önlenemez yükselişine 2000-2001 sezonundaki lig ikinciliği de eklenir. Juninho Pernambucano takıma yeni gelmiştir. Juninho'nun gelişinin Lyon'un şampiyonluklarına başlamasına denk gelmesi kaderin bir cilvesi midir bilmiyorum ama çok havalı durduğu kesin. 2002-2003 sezonunda UEFA Kupasında Denizlispor toplamda 1-0 ile Lyon'u bu kupada eledi. 2001-2002 sezonunda alınan şampiyonluktan bu güne kadar her sezon şampiyon oldu Lyon. 7 kez üstüste şampiyon olan takım, Fransa'da bu alanın rekorunu elinde tutmakta. Öte yandan, Avrupa hayalleri henüz Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalin ötesine geçemedi (3 kez). Bu süreçteki hocaları inceleyelim şimdi de:

Jacques Santini: 2000 senesinde Sochaux'dan ayrıldıktan sonra Lyon'un başına geçen Santini, Lig Kupası'nı kazandırdı, ki bu 1973'te alınan Fransa Kupası'ndan sonraki ikinci yerel kupaydı. Ayrıca takımın ligi ikinci sırada bitirerek Şampiyonlar Ligi'ne kalmasını sağladı. Fakat defansif taktikleri yüzünden taraftarların onayını alamamıştı. 2002'de Santini Lens'ı yenmiş, bir adım daha atarak Lyon'a ilk Ligue 1 şampiyonluğunu hediye etmişti. Fakat Lyon taraftarı Santini'nin defansif oyunundan iyice bıkmıştı (Galatasaray taraftarına benzetiyorum). Şampiyonlar Ligi'nden erken elenişin ardından, Lens zaferinden yaklaşık onbeş gün sonra Santini istifa etti ve Fransa milli takımının başına geçti.


Santini'den sonra teknik direktör olan Paul Le Guen Lyon'un başına en uzun süre kalan hoca oldu. 2002'den 2005'e kadar Lyon'u çalıştıran Le Guen üç kez şampiyon oldu ardarda. 2002'de Şampiyonlar Ligi gruplarından üçüncü olarak çıkıp UEFA'ya düşen Lyon'u Denizlispor Mustafa Özkan'ın tek golüyle eledi. Le Guen'in ikinci sezonu kendisinin ikinci, takımının üçüncü şampiyonluğuna sahne oldu. Gruplarında birkaç sene öncesinin şampiyonu Bayern Münih'in de bulunduğu Şampiyonlar Ligi'nde de iyi giden Lyon son 16'da Real Sociedad'ı eledi; fakat o sene kupayı alacak olan Mourinho'lu Porto'ya elendi. Sonraki sezon kulüp ligi dördüncü kez kazanmış, fakat ŞL'de yine çeyrek finali geçememişti. Werder Bremen'i 10-2 gibi ezici bir skorla eleyen Lyon PSV'ye penaltılarla elenmişti. Lyon'un dördüncü lig şampiyonluğundan bir gece sonra Le Guen görevinden istifa etti. Aslında tüm taraftarlar Le Guen'in sözleşmesini uzatmasını bekliyordu, fakat o zirvede bırakmayı tercih etti.

2005'te eski Liverpool menajeri Gerard Houllier Lyon'un başına getirildi. Liverpool'a bir UEFA Kupası kazandıran Houllier'in elindeki kadro müthişti: Juninho,Wiltord,Coupet,Malouda ve Chelsea'den gelen Tiago önemli silahlarıydı Fransız hocanın. Bu arada Michael Essien de yaklaşık 40 milyon euroya Chelsea'ye satılmıştı.Houllier yönetimindeki Lyon ligi yine kazandı, ŞL'de yine çeyrek finale takıldı. Bu sefer Lyon'u Milan elemişti. Sonraki sezon Houllier Real Madrid'e 25 milyon euroya satılan Mahamadou Diarra'nın yerine Alou Diarra'yı, Kim Kallström'ü ve Jeremy Toulalan'ı transfer etti. Lyon ligi iyice domine etmiş, fırtınalar estiren bir takım olmuştu. İlk yarı 50 puanla kapatılmıştı. Ocak'ta biraz yavaşlayan Lyon bu süreyi kayıplarla ve beraberliklerle geçirdi; buna o sezon daha önce 4-1 yendiği Marsilya'ya Fransa Kupası'nda elenmesi de dahil. Toparlanarak ezeli rakiplerinii 3-1 yenseler de, Gerland'da Roma'ya yenilerek Şampiyonlar Ligi'nden yine elendiler.


Geçen sezonki teknik direktör Alain Perrin bir sezon önce Sochaux'a lig kupasını aldırmıştı kısıtlı imkanlarla (evet klişe). Ligde yine şampiyonluk geldi, fakat Şampiyonlar Ligi'nde Manchester United'a elenildi. Ve evet, o Manchester kupayı aldı.


Bu sezon ise Claude Puel'le çalışıyor Aulas. Ligde tökezlemeler olsa da en şampiyonluk için en büyük aday yine Lyon. Dünya çapında bir teknik direktör gelmedikçe Lyon'un Şampiyonlar Ligi hayali uzaklarda kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Seneye takımın başına Rijkaard'ın geçmesi en büyük temennilerimden.


Lyon'un 7 şampiyonluğunun üzerinde şu an sekizer şampiyonlukla Nantes ve Marsilya ile on şampiyonluğu bulunan St Etienne var. Fakat bu fark önümüzdeki senelerde er ya da geç kapanacak gibi görünüyor.

TARAFTARLAR VE EZELİ RAKİPLER

Olympique Lyonnais'in son derece ateşli bir taraftar grubu var; "Bad Gones" olarak bilinen bu grup Avrupa'da da iyi bir üne sahip. Türkiye'de ise "Alpaslan RIP" pankartıyla tanınıyorlar. Taraftarların stadda oluşturduğu atmosfer özellikle Şampiyonlar Ligi maçlarında görülmeye değer.








Lyon'un en ateşli rekabeti St Etienne ile. İki takımın da Rhone bölgesi takımı olmasından ileri gelen bu rekabette son 15 seneye Lyon damgasını vurdu. Bu süre zarfında St Etienne kendi sahasında Lyon'u henüz yenemedi. Rekabette Lyon "zenginler,son zamanlarda en başarılı Fransız kulübü" olarak; St Etienne ise "işçiler, eskilerin en büyük kulübü" olarak tanımlanıyor. Toplamda St Etienne'in 38, Lyon'un 30 galibiyeti var; 28 maç berabere bitmiş. St Etienne'in yanısıra Lyon'un diğer rakipleri Monaco, Marseille ve Paris Saint-Germain.

OYUNCU TİCARETİ

Jean-Michel Aulas'ın çok iyi bir tüccar olduğu kesin. Kendisi de pek inkar etmiyor bunu. Futbolcudan "satılacak ürünler" diye bahseden bir adamın tüccar olmadığını inkar etmesi pek fayda etmezdi zaten. Lyon'un bu başarısında aslan payı Aulas'a sahip. Senelerdir al-parlat-sat taktiğiyle Lyon'a milyonlarca dolar kazandırdı. Şimdi önemli birkaç transferine bakalım:


Michael Essien: SC Bastia'dan 7.5 milyon euroya alındı, Chelsea'ye 36.5 milyon euroya satıldı.

Mahamadou Diarra: Vitesse'den 3.75 milyon euroya alındı, Real Madrid'e 25 milyon euroya satıldı.

Florent Malouda: Guingamp'dan 3.8 milyon euroya alındı, Chelsea'ye 20 milyon euroya satıldı.

Eric Abidal: Lille'den 9.6 milyon euroya alındı, Barcelona'ya 14.5 milyon euroya satıldı.

Hatem Ben Arfa: Altyapıdan çıktı, Marsilya'ya 11.5 milyon euroya satıldı (aslında biraz karışık bir hikaye, belki başka bir yazıya)

Gördüğünüz gibi inanılmaz transferler. Ama Lyon sadece satmıyor, bunların yanında pahalı transferler de yapıyor; şöyle ki:

Mathieu Bodmer: Lille'den 6.25 milyon euroya

Kader Keita:Lille'den 15 milyon euroya

Miralem Pjanic: Metz'den 7 milyon euroya

Fabio Grosso: Inter'den 7 milyon euroya

Jean Makoun: Lille'den 13.5 milyon euroya

Jeremy Toulalan: Nantes'tan 6.75 milyon euroya

Ederson Honorato Campos: Nice'den 14.5 milyon euroya

Kim Kallström: Rennes'den 5.75 milyon euroya

Lyon'da emekliye ayrılan numaralar:


16 - 1999 Şubat'ında bir araba kazasında ölen kaleci Luc Borrelli'nin anısına.

17 - 2003 Konfederasyon Kupası'nda Kamerun milli takımı adına oynarken sahada ölen ortasaha oyuncusu Marc-Vivien Foe'nin anısına. Ama bu numara Foe'yle aynı milliyetten olan ve aynı mevkide oynayan Makoun'a verildi bu sene.

Lyon'un şansı ŞL'de hiç iyi gitmedi. Fakat Jean-Michel Aulas sabırlı ve akıllı bir başkan. Eminim ki birkaç sene içerisinde en az bir yarı final oynayacaktır takım. Taraftarın da desteği sonsuz zaten. Şampiyonlar Ligi ya da UEFA Kupası'nda alınacak bir başarı kulübün popülaritesini tavana vurduracaktır. Ve yine eminim ki böyle bir şey olursa Lyon Galatasaray'ın yapamadığını yapıp bunu kullanır ve milyon dolarları kasasına koyar. Biz hala "endüstriyel futbolun çarkları" diye avutalım kendimizi.


Çağrı ERDOĞAN 2009.Tüm hakları saklıdır.

Kaynakça: Wikipedia, Ole Ole, Fierdetre Lyonnais.

Yardımlarından dolayı İbrahim Dalkılıç'a sonsuz teşekkürler. Yanlışlarım olduysa affola.

Bonus: Estelle Denis, Domenech'in yavuklusu.

Fred dosyası kapandı


Lyon'un 25 yaşındaki Brezilyalı forveti Frederico Chaves Guedes, yani Fred artık serbest. Geçen sezonki sakatlığından sonra form tutamayan, sonra da üstüne Piquionne gibi bir kuma getirilen Fred Fluminense ile temaslardaydı bir süredir. Sezon sonunda sözleşmesi bitiyordu, fakat sezon bitmeden Brezilya'ya dönmek istiyordu Fred. Brezilya liginin transfer sezonu kapanmadığı için acele ediyordu fakat Aulas bırakmak istemiyordu, 15 milyon euro verip aldığı oyuncusunu. Fred önce kadro dışı bırakılıp rezerv takıma gönderildi. Geçen Perşembe'den itibaren de ülkesine gönderildi. Kafasını toplayıp geleceğini yönlendirme adına karar vermesini bekliyorlardı, O da kararını sözleşmesini feshetme yönünde verdi. Jean-Michel Aulas "Fred bize 25 milyon euroya mal oldu" demiş. Olayın bu noktaya gelmesindeki sebeplerden birisi de Fred'in sözleşmesinde sağlam bir maç başı para istemesi. Artık istediği yere gitmekte özgür. Bir takıma katılabilmesi için o takımın oynadığı ligde transfer sezonunun açık olması lazım, ki bu durumda Brezilya'da bir takım oluyor bu. Brezilya'da yarım sezonda 15 gol atıp Avrupa'ya geri dönmeyi planlıyor bence. Yolun açık olsun Frederico, senin kıymetini bilemedik.

Megan Fox



Juninho'nun golleri


Lyon'un yaşayan efsanesi Juninho Pernambucano'nun gollerinin dökümünü yapmış French League. Paylaşmak da bize düştü:

Juninho Salı akşamı attığı frikik golüyle Lyon adına 17. Şampiyonlar Ligi golünü attı ve bu alanda takımının en golcü ismi oldu. İstatistikler:

Lyon'da 97 gol; Ligue 1'de 73, ŞL'de 17, Fransa Kupası'nda 7 gol.

43 direkt frikik golü; Gerland'da 29, deplasmanda 14. ŞL'de 10, Fransa Kupası'nda 3, Ligue 1'de 30.

2001-02: Sochaux

2002-03: Sedan, Lens, Auxerre x2, Rennes.

2003-04: Lens, Nice, Bastia, Metz, Bayern Munich.

2004-05: Saint-Etienne, Ajaccio, Metz, Toulouse x2, Istres, Viry, Werder Bremen.

2005-06: Ajaccio x2, Nantes, Real Madrid, Olympiakos x2, PSV Eindhoven, Le Mans.

2006-07: Troyes, Bayonne, Dynamo Kiev, Marseille, Lens.

2007-08: Toulouse, Sedan, Strasbourg, Barcelona, Metz.

2008-09: Nice x2, Steaua Bucharest, Saint-Etienne, Le Havre, Barcelona.

Juninho'nun direkt frikik attığı maçta Lyon kaybetmedi.

13 penaltı golü; Gerland'da 10, deplasmanda 3. Juninho sadece bir tane penaltı kaçırdı (Nantes maçında). ŞL'de 3 (Barcelona, Celtic, Anderlecht).

Sol ayakla 5 gol, kafayla 4 gol, sağ ayakla 88 gol.

Dakikalara göre;

1-15: 13

16-30: 14

31-45: 19

46-60: 16

61-75: 14

76-90: 21

Destan









Hiç moralim bozulmadı bu akşam. Maçın başındaki gol hiç umrumda olmadı. Turu geçeceğimize inancımın tam olmasının en büyük sebebi sahanın kenarında boynuna sarı-kırmızı atkıyı dolamış aslandı. Büyük Kaptan durmadan taktik veriyor, durmadan ıslık çalıyor,maçı yaşıyordu. Özlemişiz böyle bir hocayı, Galatasaray taraftarı bunu ister. Galatasaray taraftarı bu oyunu ister. Maçın skoruna yatmayı değil, daha fazla golü ister. Bülent Hoca bunu bildiği için Topal sakatlanınca Galatasaray taraftarının da istediğini yaptı, Kewell'ı aldı oyuna. İyi ki almış. Kewell o golü atınca benim aklım uçtu kafamdan, başka alemlere gittim, bir şey düşünemez oldum; sadece gırtlağımı acıtmak geldi aklıma. Durumu özetleyen cümle cebimde titremişti sms şeklinde,kardeşim bağırıyordu: "Aklıma en umutsuz anımızda Hagi'nin 40 metreden yazdığı gol geldi" diye.


Ulan son zamanlarda ne ruhsuzmuş takım be, yazdıklarımız az kalır. Topçu yandaki hocanın hırsını görmeyince oynamıyo gerçekten de. Kewell'ın golünden sonra Skibbe nasıl sevinirdi, Kaptan nasıl sevindi kıyaslayın. Bize profesyonel adam lazım değil, taraftar lazım. Kewell gibi pres yapmayan bir adam bile Bülent Hoca'nın sahaya üflediği ruhla bir çok kez top çaldı. Arda kendine geldi, Emre Aşık her zamanki gibiydi, gerçi Valencia'nın izlediği Topal'ımıza nazar değdi, olsun. Ama takımda üç kişinin moralinin sıfır olduğunu gözlemledim maalesef: Lincoln, Baros, Meira. Skibbe'nin gidişi Lincoln ve forvetteki ekürisi Milan Baros'a hiç mi hiç yaramamış. En azından Lincoln Skibbe'den gördüğü motivasyonu Kaptan'dan göremez, bunun farkında. Meira'nın ise aklı Rusya'da hala. Ah şu Servet'le Emre sakatlanmasaydı da gitseydi bu adam. Oynamak istemeyenin zorla oynaması ne kadar kötüdür bilen bilir. Ama Bülent Hoca buna da çare bulur umarım; nasıl ki gencecikken Monaco maçında sahaya sürüldüyse, Semih Kaya'yı da A takıma çıkarır, temennim o yönde. Kaptan'dan en büyük beklentilerimden birisi bu. Ayrıca takımda yavaş yavaş baş gösteren kutuplaşma ise çok büyük bir tehlike. Zamanında Jardel'i nasıl yedilerse, bu sene de birilerini yerler bu kutuplaşma oluşursa. İnşallah takım içi adaleti ve dostuluğu sağlar Kaptan. Motivasyonu nasıl sağladığını gördük bu akşam; Mehmet Güven ve Nonda'yı hatasız oynattı ya, olacakları tahmin edin artık. Güzel günler Galatasaray'ımızı beklemekte. Yeter ki maç 1-0 iken "tur gitti" deyip, skor 2-1'e gelince "kesin geçtik" diyen taraftarlarımız olmasın. Bu akşam onlardan çok vardı etrafımda.

Bir de,bu maçta dua ettiğim kadar sadece Hırvatistan maçında dua etmiştim. Allah'ım çok şükür.

Son olarak; Sabri insan değilsin. Ailenin en sevilen, hem de en sövülen çocuğu gibisin lan.

26 Şubat 2009 Perşembe

Adam değilsiniz



Olum siz ikiniz yavşağın önde gideniymişsiniz ben bunu anladım bugün. Spoiler falan değil bu arada.

Son 16 ilk maçlar


Chelsea'nin golü Drogba'dan, Villareal'inki Rossi'den, Panathinaikos'unki Karagounis'ten, Bayern'in golleri Ribery (2), Toni (2) ve Klose'den; Liverpool'unki Benayoun'dan, Atletico'nunkiler Maxi Rodriguez ve Forlan'dan, Porto'nunkiler Lisandro Lopez'den (2), Lyon'unki Juninho'dan, Barça'nınki Henry'den, Arsenal'inki Van Persie'den geldi.

Kayseri Kadir Has Şehir Stadyumu






32.000 kişilik Kadir Has Stadı'nın 8 Mart'taki Fenerbahçe maçına ev sahipliği yapması bekleniyor malumunuz. WowTurkey'den birkaç foto buldum, buyrun. Hakan Baysal'a teşekkürler.

Kapasite hakkında uyardığı için Njoylife'a eyvallah diyorum.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails