
Daha önce
Lyon taraftarı olmamın hikayesini ve
Lyon altyapısını yazmıştım. Lyon taraftarının Alpaslan Abimiz için açtığı
pankarta da yer vermiştim blogda. Lyon tarihiyle alakalı bir yazının zamanı gelmişti. Fransızca bilmediğimden kısıtlı İngilizce kaynaklarla hazırladım bu yazıyı. Umarım beğenirsiniz.

Olympique Lyonnais, bilinen adıyla Lyon kentin adını taşıyan bir takım. Çok yönlü bir kulüp olarak 1899 yılında kurulmuş (Lyon Olympique ), fakat sonradan rugby ve futbol takımları arasında anlaşmazlık çıkınca ayrılmışlar. 1950 yılına denk gelen bu olay Olympique Lyonnais futbol takımının kuruluşu olarak kabul edilir. Fakat taraftarları 1899 yılını kuruluş tarihi olarak kabul ediyor. Kulübü 20 küsur senedir Jean-Michel Aulas yönetiyor. 36 yaşındayken devraldığı başkanlığı büyük bir başarıyla sürdüren Aulas, Avrupa'nın önde gelen kulüp başkanlarından kabul ediliyor şu an. Lyon maçlarını oynadığı stad 41.000 kişilik Stade de Gerland. Bunun yanında 2010'da 60.000 kişilik yeni stada geçmeyi planlıyorlar.

FC Lyon adıyla 1910'da Fransa Şampiyonluğu'nu kazanan kulüp, 1920'de Stade de Gerland'a geçti (1920'den önce Stade des Iris'de oynuyorlardı). Kulübün ismi 1942'de Lyon Olympique Universitaire oldu; 1945-1946 sezonunda birinci lige çıkıldı. Fakat aynı sezonun sonunda Lyon ikinci lige geri düştü. 1952'de Ligue 2 kazanılır. Ligue 1'de geçen bir sezonun ardından yine ikinci lige düşülür; yeni bir takım kuran Julien Darui Lyon'u yeniden birinci lige çıkarır, böylece dört senede iki kez birinci lige çıkılmış olur. 60 ve 70'li yıllar Lyon için üç Coupes de France ve bir Trophée des Champions getirecektir. 1964'te, Bordeaux'ya karşı alınan 2-0'lık galibiyet ilk kupayı getirir: Fransa Kupası (Coupes de France). Aynı sene ilk Avrupa maçı oynanır Kupa Galipleri Kupası'nda.Boldklubben 1913, Olympiakos ve Hamburg'a karşı galibiyetler alınır; yarı finalde Porto eler Lyon'u. Ardından 1967 ve 1973'te Lyon ikinci ve üçüncü kupasını alacaktır. 1983'te -birinci ligde geçen 29 yıldan sonra- Lyon ligden düşer ve 1987'ye kadar orada kalır.

1987 yılı ise Lyon'un miladı olmuştur. Efsane başkan Jean-Michel Aulas daha 40 yaşına gelmeden kulübün kontrolünü almıştır eline. Aulas'ın takımın başına getirdiği Denis Papas Marcel Le Borgne kulübü yeniden birinci lige çıkarma fırsatı bulurlar; hem de iki kez, fakat ikisinde de başaramazlar.

Bu iki ismin halefi olarak kulübün başına getirilen Lyon doğumlu Raymond Domenech kulübü 1989'da -yine- birinci lige çıkarır .Lyon üçüncü kez Ligue 2 şampiyonu olmuştur. Domenech'in Lyon'u Ligue 1'i sekizinci bitirerek kenarından tutunur birinci lige. İkinci sezonunda ligi beşinci bitirip takıma UEFA Kupası'na katılma hakkı kazandırır Domenech. Böylece Lyon en üst seviyeye çıkıp, iki sene içinde Avrupa kupaları biletini almıştır; ki bu da Aulas'ın ilk dört senesine denk gelir.Bu arada 1991'de UEFA Kupası'nda Lyon Trabzon'a toplamda 8-4 elenir.Domenech Fransa 21 yaş altı teknik direktörü seçildikten sonra, 1992-1993 sezonu sonunda Lyon'dan ayrılmaya karar verir. Aulas'ın ilk seçimi eski Fransa milli oyuncusu Jean Tigana olur. Tigana takıma adapte ettiği Abedi Pele gibi oyuncularla Lyon'u şampiyonluk yarışında üst sıralara taşır, ve takım kolay kolay bu yarışı bırakmayacak duruma gelir. Fakat 1995'te medya baskısıyla takımı bırakmaya zorlanır (tanıdık geldi mi?). Yerine Guy Stephan gelir; Lyon Intertoto'da mücadele etmektedir. Stephan sezonun başında istifa eder; ve yerine Bernard Lacombe gelir (halen Lyon'da danışman). Lyon UEFA Kupası'nda üçüncü turda Milan'a elenir; ki Milan kupanın favorilerindendir (Lyon'un bu şanssızlığından bahsetmeye gerek yok, en yeni örnek dün akşam oynadığı ve bu sene Şampiyonlar Ligi'ni alacak olan Barça). Bu arada kulüp yükselişine devam etmektedir; ligde 1998'de altıncı, 99 ve 2000'de üçüncü olmuşlardır.
ARTIK ZAMANI GELDİ

Lyon'un önlenemez yükselişine 2000-2001 sezonundaki lig ikinciliği de eklenir. Juninho Pernambucano takıma yeni gelmiştir. Juninho'nun gelişinin Lyon'un şampiyonluklarına başlamasına denk gelmesi kaderin bir cilvesi midir bilmiyorum ama çok havalı durduğu kesin. 2002-2003 sezonunda UEFA Kupasında Denizlispor toplamda 1-0 ile Lyon'u bu kupada eledi. 2001-2002 sezonunda alınan şampiyonluktan bu güne kadar her sezon şampiyon oldu Lyon. 7 kez üstüste şampiyon olan takım, Fransa'da bu alanın rekorunu elinde tutmakta. Öte yandan, Avrupa hayalleri henüz Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalin ötesine geçemedi (3 kez). Bu süreçteki hocaları inceleyelim şimdi de:

Jacques Santini: 2000 senesinde Sochaux'dan ayrıldıktan sonra Lyon'un başına geçen Santini, Lig Kupası'nı kazandırdı, ki bu 1973'te alınan Fransa Kupası'ndan sonraki ikinci yerel kupaydı. Ayrıca takımın ligi ikinci sırada bitirerek Şampiyonlar Ligi'ne kalmasını sağladı. Fakat defansif taktikleri yüzünden taraftarların onayını alamamıştı. 2002'de Santini Lens'ı yenmiş, bir adım daha atarak Lyon'a ilk Ligue 1 şampiyonluğunu hediye etmişti. Fakat Lyon taraftarı Santini'nin defansif oyunundan iyice bıkmıştı (Galatasaray taraftarına benzetiyorum). Şampiyonlar Ligi'nden erken elenişin ardından, Lens zaferinden yaklaşık onbeş gün sonra Santini istifa etti ve Fransa milli takımının başına geçti.

Santini'den sonra teknik direktör olan Paul Le Guen Lyon'un başına en uzun süre kalan hoca oldu. 2002'den 2005'e kadar Lyon'u çalıştıran Le Guen üç kez şampiyon oldu ardarda. 2002'de Şampiyonlar Ligi gruplarından üçüncü olarak çıkıp UEFA'ya düşen Lyon'u Denizlispor Mustafa Özkan'ın tek golüyle eledi. Le Guen'in ikinci sezonu kendisinin ikinci, takımının üçüncü şampiyonluğuna sahne oldu. Gruplarında birkaç sene öncesinin şampiyonu Bayern Münih'in de bulunduğu Şampiyonlar Ligi'nde de iyi giden Lyon son 16'da Real Sociedad'ı eledi; fakat o sene kupayı alacak olan Mourinho'lu Porto'ya elendi. Sonraki sezon kulüp ligi dördüncü kez kazanmış, fakat ŞL'de yine çeyrek finali geçememişti. Werder Bremen'i 10-2 gibi ezici bir skorla eleyen Lyon PSV'ye penaltılarla elenmişti. Lyon'un dördüncü lig şampiyonluğundan bir gece sonra Le Guen görevinden istifa etti. Aslında tüm taraftarlar Le Guen'in sözleşmesini uzatmasını bekliyordu, fakat o zirvede bırakmayı tercih etti.

2005'te eski Liverpool menajeri Gerard Houllier Lyon'un başına getirildi. Liverpool'a bir UEFA Kupası kazandıran Houllier'in elindeki kadro müthişti: Juninho,Wiltord,Coupet,Malouda ve Chelsea'den gelen Tiago önemli silahlarıydı Fransız hocanın. Bu arada Michael Essien de yaklaşık 40 milyon euroya Chelsea'ye satılmıştı.Houllier yönetimindeki Lyon ligi yine kazandı, ŞL'de yine çeyrek finale takıldı. Bu sefer Lyon'u Milan elemişti. Sonraki sezon Houllier Real Madrid'e 25 milyon euroya satılan Mahamadou Diarra'nın yerine Alou Diarra'yı, Kim Kallström'ü ve Jeremy Toulalan'ı transfer etti. Lyon ligi iyice domine etmiş, fırtınalar estiren bir takım olmuştu. İlk yarı 50 puanla kapatılmıştı. Ocak'ta biraz yavaşlayan Lyon bu süreyi kayıplarla ve beraberliklerle geçirdi; buna o sezon daha önce 4-1 yendiği Marsilya'ya Fransa Kupası'nda elenmesi de dahil. Toparlanarak ezeli rakiplerinii 3-1 yenseler de, Gerland'da Roma'ya yenilerek Şampiyonlar Ligi'nden yine elendiler.

Geçen sezonki teknik direktör Alain Perrin bir sezon önce Sochaux'a lig kupasını aldırmıştı kısıtlı imkanlarla (evet klişe). Ligde yine şampiyonluk geldi, fakat Şampiyonlar Ligi'nde Manchester United'a elenildi. Ve evet, o Manchester kupayı aldı.

Bu sezon ise Claude Puel'le çalışıyor Aulas. Ligde tökezlemeler olsa da en şampiyonluk için en büyük aday yine Lyon. Dünya çapında bir teknik direktör gelmedikçe Lyon'un Şampiyonlar Ligi hayali uzaklarda kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Seneye takımın başına Rijkaard'ın geçmesi en büyük temennilerimden.

Lyon'un 7 şampiyonluğunun üzerinde şu an sekizer şampiyonlukla Nantes ve Marsilya ile on şampiyonluğu bulunan St Etienne var. Fakat bu fark önümüzdeki senelerde er ya da geç kapanacak gibi görünüyor.
TARAFTARLAR VE EZELİ RAKİPLER
Olympique Lyonnais'in son derece ateşli bir taraftar grubu var; "Bad Gones" olarak bilinen bu grup Avrupa'da da iyi bir üne sahip. Türkiye'de ise "Alpaslan RIP" pankartıyla tanınıyorlar. Taraftarların stadda oluşturduğu atmosfer özellikle Şampiyonlar Ligi maçlarında görülmeye değer.






Lyon'un en ateşli rekabeti St Etienne ile. İki takımın da Rhone bölgesi takımı olmasından ileri gelen bu rekabette son 15 seneye Lyon damgasını vurdu. Bu süre zarfında St Etienne kendi sahasında Lyon'u henüz yenemedi. Rekabette Lyon "zenginler,son zamanlarda en başarılı Fransız kulübü" olarak; St Etienne ise "işçiler, eskilerin en büyük kulübü" olarak tanımlanıyor. Toplamda St Etienne'in 38, Lyon'un 30 galibiyeti var; 28 maç berabere bitmiş. St Etienne'in yanısıra Lyon'un diğer rakipleri Monaco, Marseille ve Paris Saint-Germain.

OYUNCU TİCARETİ
Jean-Michel Aulas'ın çok iyi bir tüccar olduğu kesin. Kendisi de pek inkar etmiyor bunu. Futbolcudan "satılacak ürünler" diye bahseden bir adamın tüccar olmadığını inkar etmesi pek fayda etmezdi zaten. Lyon'un bu başarısında aslan payı Aulas'a sahip. Senelerdir al-parlat-sat taktiğiyle Lyon'a milyonlarca dolar kazandırdı. Şimdi önemli birkaç transferine bakalım:

Michael Essien: SC Bastia'dan 7.5 milyon euroya alındı, Chelsea'ye 36.5 milyon euroya satıldı.
Mahamadou Diarra: Vitesse'den 3.75 milyon euroya alındı, Real Madrid'e 25 milyon euroya satıldı.
Florent Malouda: Guingamp'dan 3.8 milyon euroya alındı, Chelsea'ye 20 milyon euroya satıldı.
Eric Abidal: Lille'den 9.6 milyon euroya alındı, Barcelona'ya 14.5 milyon euroya satıldı.
Hatem Ben Arfa: Altyapıdan çıktı, Marsilya'ya 11.5 milyon euroya satıldı (aslında biraz karışık bir hikaye, belki başka bir yazıya)
Gördüğünüz gibi inanılmaz transferler. Ama Lyon sadece satmıyor, bunların yanında pahalı transferler de yapıyor; şöyle ki:

Mathieu Bodmer: Lille'den 6.25 milyon euroya
Kader Keita:Lille'den 15 milyon euroya
Miralem Pjanic: Metz'den 7 milyon euroya
Fabio Grosso: Inter'den 7 milyon euroya
Jean Makoun: Lille'den 13.5 milyon euroya
Jeremy Toulalan: Nantes'tan 6.75 milyon euroya
Ederson Honorato Campos: Nice'den 14.5 milyon euroya
Kim Kallström: Rennes'den 5.75 milyon euroya
Lyon'da emekliye ayrılan numaralar:

16 - 1999 Şubat'ında bir araba kazasında ölen kaleci Luc Borrelli'nin anısına.

17 - 2003 Konfederasyon Kupası'nda Kamerun milli takımı adına oynarken sahada ölen ortasaha oyuncusu Marc-Vivien Foe'nin anısına. Ama bu numara Foe'yle aynı milliyetten olan ve aynı mevkide oynayan Makoun'a verildi bu sene.

Lyon'un şansı ŞL'de hiç iyi gitmedi. Fakat Jean-Michel Aulas sabırlı ve akıllı bir başkan. Eminim ki birkaç sene içerisinde en az bir yarı final oynayacaktır takım. Taraftarın da desteği sonsuz zaten. Şampiyonlar Ligi ya da UEFA Kupası'nda alınacak bir başarı kulübün popülaritesini tavana vurduracaktır. Ve yine eminim ki böyle bir şey olursa Lyon Galatasaray'ın yapamadığını yapıp bunu kullanır ve milyon dolarları kasasına koyar. Biz hala "endüstriyel futbolun çarkları" diye avutalım kendimizi.
Çağrı ERDOĞAN 2009.Tüm hakları saklıdır.
Kaynakça:
Wikipedia,
Ole Ole,
Fierdetre Lyonnais.
Yardımlarından dolayı
İbrahim Dalkılıç'a sonsuz teşekkürler. Yanlışlarım olduysa affola.
Bonus: Estelle Denis, Domenech'in yavuklusu.