30 Eylül 2009 Çarşamba

CSKA Moskova: 2 - Beşiktaş:1


En çok şikayet ettiğimiz şeylerdendir futbol yorumcularının "bu adam burada oynar mı yahu" diye serzenişte bulunmaları. Brezilya'nın Konfederasyon Kupası'ndaki bir maçını yorumlarken Ömer Üründül az söylenmemişti "Daniel Alves sol bekte oynar mı" diye; birkaç dakika sonra Daniel Alves gol atmıştı, frikikten de olsa. Benim de pek hoşuma giden bir durum değil bu; Meira orta sahada oynar mı, Sabri sağ bekin adamı değil, ya da Baros sağ açığa nasıl geçer diye uzun uzun tartışmaya girecekken çekildim çoğu kez. Bu duruma benzer eleştirilerden birisi de oyuncu seçimlerini eleştirmektir ki o daha tehlikeli. Mustafa Denizli'yi eleştirirken bu iki unsuru kullanacağım birazdan.

Beşiktaş Nihat'ı yeniden Türkiye'ye getirerek büyük bir risk altına girdi. Çünkü Nihat bir basamak geri inmiş olacaktı kariyerinde, güvenini kaybetmesi olasıydı. Ve benim bu akşam gördüğüm Nihat dibe vurmuş durumda. Gelir gelmez kaptan yapılması, ısrarla forvette oynatılması, el üstünde tutulması gereken bir adamdı Nihat. Ne var ki Mustafa Denizli üçünü de yapmadı. Kararlı bir yapıya sahip olan Nihat da dayanmaya çalışıyor ama böyle giderse çok kötü duruma düşecek; ki ben Nihat'ı seven birisi olarak bunu istemem, her ne kadar Beşiktaş'ta oynasa da.

Bir başka sorun Nobre-Bobo-Holosko üçlüsü. Bobo ve Holosko'ya üvey evlat gibi bakıyor Denizli. Nobre'nin sözleşmesini fahiş bir ücretle uzatmaya göz yumduğu yetmediği gibi, kendisinden de vazgeçmiyor. Halbuki Nobre kesinlikle Bobo'ya tercih edilmesi gereken bir adam değil. Son vuruş yok, soğukkanlılık yok, hız yok, teknik yok, yok oğlu yok. Var olan tek şey, çalışkanlık. Beşiktaş seyircisinin kendisini çok sevmesi de bu yönde yapılan yorumları haklı çıkarıyor. Zira hep denir ki; "Bir futbolcunun Beşiktaş seyircisinin gözüne girmek için deli gibi koşması yeterlidir." Bence garip bir durum. Bobo Nobre'nin yanında Ronaldo'dur çünkü. Bobo'yu da oynattığı kısa sürede sol açıkta kullanıyor Denizli. Dripling az da olsa var ama hız yok Bobo'da, bir kanat oyuncusunda bu özellikler yoksa yırtıcılık olmalıdır, o da yok Brezilyalı'da. E sen o zaman bir şey bekleme bu adamdan sol kanatta. Holosko'nun moralinin iyiden iyiye bozulduğunu gözlemledim, bu durum Denizli'den kaynaklanıyor deyip iyice yüklenmek de istemiyorum ama başka bir ihtimal de gelmiyor aklıma.

Ekrem Dağ konusuna gelelim; bugün Dzagoev'in yanında gördük çoğu kez. Derbide de Arda'yı marke ediyordu. Adam markajının çağdışılığından dem vurmaya gerek yok; Ekrem'in defansif zaafını görmek varken. Bunu görmekte de diretiyor Mustafa Denizli.

Kaleci rotasyonu ise çok anlamsız. Hakan'ın takıma nasıl hala monte edilemediğini anlamak güç. Rüştü çok zayıflayan refleksleriyle bitişe iyice yaklaştığının sinyallerini veriyor; ki Rüştü'yü biz refleksleriyle tanıdık. Hakan'ı da gördük bu sene, Beşiktaş kalesini artık alması gerekiyor. Yenilen ikinci golde Rüştü'nün hatası barizdi bence. Hakan daha genç bir kaleci olduğu için o topu kurtarırdı.

Claude Puel'e basiretsiz dedim ama, Denizli'nin yanında taktik deha kalıyor Fransız hoca. Beşiktaşlı arkadaşlar kusura bakmasın ama ŞL'de yeniden sıfır çekecek gibi duruyor Mustafa Denizli. Açıklamalarından tutun da motivasyon eksikliğine kadar basiretsiz bir adam Denizli. Bir türlü takımın üzerindeki baskıyı atıp da rahatlatamadı futbolcuları. Beşiktaş için felaket ya da kurtuluş senaryosu yazmaya elim gitmiyor. Bu süreçte ayakta kalan iki isim var: Ernst ve Ferrari.

CSKA'da Guilherme'yi göremedik ama Dzagoev ismini iyice ezberletti. Golünde Rüştü'yü önde gördü mü bilmiyorum ama vuruşu aşırtmaydı. Pasları, hırsı ve oyun görüşü müthiş. Bakalım seneye nerede oynayacak genç Rus?

4 Yorum:

Erbo dedi ki...

bravo chao eline sağlık çok güzel açıklamassın durum.

ksenophanes dedi ki...

Renk yok, canlılık yok, enerji yok yok oğlu yok beşiktaşta.. Galatasaray'a bakıyorsun keita'yı, arda'yı elano'yu görünce lan bu adamlar skoru değiştirir diyorsun.. Fener'e bakıyorsun alex, semih, dos santos.. Peki beşiktaşta fark yaratan adam kim ? Geçen sene holosko'yu görünce hakikaten bu adam verilen 5 milyon euro'yu fazlasıyla hakketmiş demiştim peki ya bu seneki ? Acaba kabahat holosko'da ya da boboda mı yoksa onları hazırlayamayan geçen seneki formlarını mumla arattıran teknik ekipte mi ? Tamam ütopya olacak ama şu beşiktaş tabata'ya 8 milyon euro vermek yerine zaten sorunlu olan lincoln'ü çok daha ucuza galatasaray'dan kapatabilse daha iyi bir iş yapmaz mıydı ? hoş denizli'nin tabata gibi lincolnü de "mc" ya da "dmc" pozisyonunda oynatma ihtimalini saymıyorum...

father vic dedi ki...

maçtan sonra 'mükemmele yakın bir çizgiye geliyoruz' die bi açıklama yapmış doğru mu??

öyleyse amigo orhan boşuna kafa atmamış denizli'ye

Pamukk dedi ki...

cska uzaktan şut taktiği kurmuş heralde.
gerek yokmuş ki kalede Rüştü varken zaten işleri yeterince kolaydı.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails