
Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir diye bir söz var. İşte aynen öyle, Elano'nun gelişi de Rijkaard'ın, Keita'nın gelişinden belliydi. Yavaş yavaş yükseldi çıta. Açık söyleyeyim, bu transferi bekliyordum ben. En mantıklı isimlerden birisi çünkü Elano. 28 yaşında, yani ne genç ne yaşlı; Manchester City'nin aç kurtlar gibi her yere saldırdığı bir ortamdan koparılmaya müsait, çok yönlü bir oyuncu. Rijkaard'ın özellikle istediğine eminim.
Hıncal Uluç, Rijkaard geldikten sonra şöyle demişti: "Bu, Galatasaray'ın vizyonunun dışa dönük olduğunu gösterir." Bunları söyledikten sonra Daum'u getiren Aziz Yıldırım'a da dokundurmuştu, belki de o sözleri 90 Dakika'nın sonu oldu. Elano transferi de Hıncal Uluç'un bahsettiği bu vizyon çerçevesinde yapılan bir hamle. Aslında ben buna "özümüzü bulma" diyorum. Çünkü Galatasaray'ın vizyonu kuruluşundan beri aynı: "Türk olmayan takımları yenmek" Yani hep dışa dönük oldu vizyonumuz. Hagi, Taffarel, Popescu, Jardel, Jupp Derwall, Graeme Souness gibi isimler bu vizyon çerçevesinde geldi Türkiye'ye. Ama bu vizyonun duraklaması söz konusu oldu Özhan Canaydın döneminde, ne yazık ki. Şimdi geri kazandık o vizyonumuzu. Adnan Polat yönetimi her ne kadar hatalar yapsa da (bu seneki formalar, demogojik açıklamalar) bu vizyonu yeniden kazandırdı Galatasaray'a. Şimdilik son bir görevleri var: sabır. Fatih Terim'e, Derwall'e gösterilen sabır.
0 Yorum:
Yorum Gönder