6 Haziran 2009 Cumartesi

Frank Rijkaard'ın Galatasaray'ı


Galatasaray tarihinin ilk Hollandalı hocası, Iniesta son dakika golünü attığında yüzbinlerce insanı havaya zıplatan Barcelona'nın şu anki futbolunun mimarlarından, hem teknik direktör hem de futbolcu olarak Şampiyonlar Ligi'ni kazanan 6 insandan birisi, Türkiye'ye gelmiş en kariyerli teknik direktör, Skibbe'nin hocası Rudi Völler'in spit-buddy'si Frank Rijkaard Lyon'uma beklerken Galatasaray'ıma geldi. Müthiş bir sessizlikle bitirilen bu transfer için Haldun Üstünel'e tebrikler. İki gündür rüyadayız, artık uyanıp önümüze bakmanın vakti. İlk heyecanla bir yazı yazmak istemedim, bu kadar geç kalmam o yüzden.

Galatasaray ikinci devrimini başlattı diyebiliriz Frank Rijkaard'ı getirmekle. İlki tahmin ettiğiniz üzere Jupp Derwall'di. Galatasaray'ın başına geçtikten sonra "Futbolcu istemiyorum, çim saha istiyorum" diyen Derwall. Derwall'in başlattığı devrim tabii ki çok farklı. Rijkaard'ın o kadar kökten değişiklikler yapmasını beklemiyoruz, fakat gelişini "devrim" olarak nitelendirmemiz tabii ki ismi sebebiyle. Aslında bu devrimde Roberto Carlos'un Türkiye'ye gelişinin de etkisi var bence. Carlos'a kadar çok yıldız geldi tabii ki ülkemize, ama o farklı. Ayrıca Rijkaard Carlos'u arayıp da "boy ver bakalım, gelecem oraya" diye sormamıştır ama ülkemizin reklamında önemli bir payı olduğu da kesin Brezilyalı'nın.

Öncelikle şunu söyleyeyim ki kimse Rijkaard eleştirilmeyecek sanmasın. Bizim güzide yorumcularımızın en güzidesi Toshack'a bile sallamıştır, Rijkaard kim oluyormuş? O yüzden eleştirilecek Hollandalı, hem de yeri gelecek çok ağır eleştirilecek. Bu eleştirilerin çoğu ağzından çıkan lafı Galatasaray'dan çok sevenlerden gelecek hem de. Fazla karamsarlığa kapılmadan devam etsek iyi olacak, burada keseyim bu konuyu.

Rijkaard eleştirilecek dedik ama kredisi kesinlikle çok çok üstünde olacak daha önce eleştirilenlerin. İşini yapması için daha fazla zamana sahip olacak kesinlikle. Ayrıca yardımcısı Johan Neeskens'i de yanında getirdi, ki bu da çok büyük bir gelişme. Peşinen söyleyeyim, Neeskens'in nasıl bir yardımcı olduğunu bilmiyorum, o yüzden Aceto'ya yönlendireyim sizi. Ama bir teknik direktörün kesinlikle yardımcısını kendisinin seçmesi gerektiğine inanıyorum. Nitekim Skibbe'nin başarısız olmasının en büyük sebeplerinden birisi yardımcılarının erkenden gönderilmesidir. Böyle bir sorunu olmayacak gibi görünüyor Rijkaard'ın. Belli bir süre Galatasaraylılar tarafından el üstünde tutulacak Rijkaard, Galatasaray düşmanları ise saldırmak için uzun süre beklemek zorunda kalacaklar.

Oynatacağı futbola gelince, sistemini kafasında kurmuş bir adam Frank Rijkaard. Oyuncuları o sisteme uydurmaya çalışacak, sistemi oyunculara uydurmaya değil (İşte bu noktada Skibbe şanssızdı. Bazı maçlarda üçlü defansa dönmek zorunda kalmıştı mesela.). O sistem ise tam da Galatasaray'ın mentalitesine uygun bir sistem: son derece ofansif. Tabii ki 4-3-3'ü oturtmak en az bir sene alır, ama belli mi olur belki de 4-2-3-1'le devam eder Rijkaard. Kesin olan şey ise kafasında bir sistem olması. Kimi gönderip kimle çalışacağına karar vermesi de sistemle alakalı bir olay. Ümit Karan'ın tek forvette yerden paslar ve verkaçlara dayalı akıl futbolunda oynaması pek mümkün değil mesela. Öte yandan Ayhan'ın ise bu akıl futboluna ne kadar uyumlu olduğu gün gibi ortada. Kimin kalıp kimin gideceği az çok tahmin edilebiliyor. En çok merak edilen ise Lincoln'ün durumu. 4-3-3'te klasik 10 numara oynamıyor 4-2-3-1'in tersine. Lincoln de Xavi ya da Iniesta görevini ne kadar benimser orası bir muamma. Açıkta oynaması başka bir seçenek, ki bu biraz daha akla yatkın bence. Asıl yeri forvet arkası olan Messi ve Ronaldinho'nun 4-3-3'te ters kanatlarda oynaması bu durumun en iyi örneği (Bu arada asıl yerinin forvet arkası olduğunu söyleyen Messi'nin ta kendisi).

Transfer konusu var tabii ki çok merak edilen. Stopere, sağ beke, forvete birer takviye şart bence. Lincoln giderse bir transfer daha gelir gündeme. Fazla kafama takmıyorum ben bunları, Frank halleder nasıl olsa.

Galatasaray bu kadar büyük bir transferi yaparak 1-0 önde başladı lige. Ama bu gol rakiplere değil, leş kargalarına. Hayırlı olsun. İleride Türk futbolu Del Bosque ve Luis Aragones'le değil, Rijkaard'la hatırlanır inşallah.

4 Yorum:

ksenophanes dedi ki...

chao rijkaard'ı eleştirecek futbol ulemalarını ben peşinen söyleyim.. Hatta eleştiri kelimesi hafif kalır maksimum 2 mağlubiyette ülkesine sepetlemeye çalışacak futbol ulemaları

1- Gökmen özdenak
2- Serhat Ulueren
3- Hakan Ünsal
4- Ahmet Çakar

liste böyle uzar gider.. Bence rijkaard'ın bu takımda olması herşeyden öte futbolcular üstünde derin bir saygı uyandıracak bir durumdur.. dile kolay bu adam 1 sene önce Dünyanın en iyi futbolcularına nerde durması gerektiğini, nasıl bir taktik izlenmesi gerektiğini öğretiyordu.. Şimdi onlara öğreticek.. Sırf bu saygı bile takımın motivasyonunu ikiye katlayan bir unsurdur..Açıkçası ilk sene bocalıyabileceğimizi düşünüyorum.. Ama ne olursa olsun rijkaard'ın kredisi bitmemeli, zira ilk yol biraz çamurlu olsa da ondan sonrası gül bahçesi olacaktır..

mondo trasho dedi ki...

hıncal'ı bekliyorum ben.
"o barça!yı dedem de şapiyon yapar rijkaard efendi. sıkıysa galatasaray'ı yap!"

Sade dedi ki...

Bence Haldun Üstünel'in elleri öpülmeli, teşekkür etmek az gelir.

Böyle bir transfer hiç ama hiç gerçekci bile gelmezken tuttu getirdi Frank Rijkard'ı ve en önemlisi bence taraftarların içi rahatladı, ve eminim herkesin içinde bir heyecan vardır.

Pek olumsuz düşünen taraftar görmedim bu konuda aksine heyecanlı ve sevinçli herkez. En azından bu his için bile teşekkür etmek lazım.

Başarılı olup olmayacağını bile tartışmam uzun vadede Galatasaray'a büyük katkısı olacaktır.

CaRtMaNtR dedi ki...

Lincoln bence yanında defansif yönü güç bir adam ve arkasında mehmet topal olduğunda 4-3-3'ün orta saha üçlüsünde oynayabilir mesela arkalarında topal olan bir barış - lincoln ikilisi olabilir keza o bölgeye barış'tan daha fazla aklını kullanan ama ayhandanda daha iyi savunma yapabilen biri getirilirse muhtemelen çok çok daha iyide olabilir.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails