
İkisine de kısaca değinmiştim daha önceden. Hasan Şaş'ı çok severim, Ümit Karan'a özel bir sevgi duymam. Kendini yere atmaları, kaprisleri, falan filan... Tek sevdiğimiz yönü fantastik golleriydi, onlar da yok bu sezon. İkisinin de kendilerine bakmadıkları aşikar; Hasan Şaş'ın kiloları gün gibi ortada ama, Ümit Karan da her şeyi salıvermiş, oradan anlıyorum kendisine bakmadığını. Halbuki iyi çalışsa, hırslı olsa, sahadaki çirkefliğini, anti futbolunu bir bıraksa böyle olmazdı Ümit Karan. Her hava topunda faul, her mücadelede çimlerle muhabbet, her kararda itiraz. Önceden de yapardı ama, gol de atardı. Belki de o yüzden bu kadar göze batmazdı bu hareketleri.
Hasan Şaş'ı Hamburg maçlarından beri sonradan oyuna girme serisi bitirdi. Fazla kiloları sebebiyle çok yuhlandı, eleştirildi. Halbuki Hasan Şaş'ın suçlu olduğu kadar Bülent Hoca da suçlu. Göz göre göre taraftarın önüne attı Hasan'ı. Kendini bilmez birkaç odun da yuhladı Hasan'ı, kafasına telefon attı, ana avrat sövdü. Biz de kızarız Hasan'a zaman zaman, ama kardeşimize, arkadaşımıza kızdığımız kadar. Velhasıl, Hasan Şaş bitme noktasına geldi. Hasan'a sövenlerle "Bülent istifa" diye bağıranlar aynı familyadan. Daha dün kredisi sonsuzdu Bülent Korkmaz'ın.
Kayseri'de yapılacak olan Ankaragücü maçının kadrosuna alınmadı Hasan ve Ümit. Skor medyamız leş kargası gibi saldırdı tabii, duyduğum kadarıyla. Ama ben hiçbirini okumadım. Kimbilir neler yazmışlardır. Ben işe farklı bir yönden bakmak istiyorum. Günü kurtarma zihniyeti maalesef Büyük Kaptan'a da sirayet etmiş. Zira Hasan ve Ümit kadroya alınmayarak eleştiri okları onların üstüne yöneltildi kısa bir süreliğine de olsa. "Daha kaç gün önce kurtarıcı olarak oyuna aldığın adamları niye kadroya almadın" derler adama. Sakatlıkları falan yok şu ana kadar yapılan açıklamalardan anladığımız kadarıyla. Karanlık çağ devam ediyor. Işığı hala göremiyoruz.
0 Yorum:
Yorum Gönder