"Bu filmden sonra bu kırmızı ceketler moda oldu." demişti bir arkadaş. "Sadece kırmızı ceketler olsa iyi" diye geçirmiştim ben de içimden o anda. Brad Pitt'in o saç tarzı, Ed Norton'ın gömlek içinden görünen atleti, eşyanın değersizliğine inandığını söyleyen ve bununla övünen gençlik, falan filan... Fight Club'ın etkilerinden bahsetmeye başlasak altından kalkamayız. Ben filmi başka bir açıdan ele alacağım.--------------DİKKAT! FİLMİ İZLEMEYEN VARSA GERİSİNİ "KESİNLİKLE" OKUMASIN! ---------------
Ne demiştim, filmi başka bir açıdan ele alacağım: ŞİZOFRENİ. Şizofreni bende çok büyük bir hayranlık uyandırmıştır her zaman. "Manyak mısın, deliliğe mi hayransın?" diyenler olacaktır. Benim hayran olduğum şey insan beyni. Şizofreni tamamen hayal ürünü, hayali arkadaşların oluyor şizofrenide. Bu müthiş bir şey değil mi sizce de? Bir düşünün, Tyler'ın ortaya çıkış sebebi neydi? Anlatıcımızın hayattan çok sıkılmış olması ve tüketici olmaktan yorulması. Beyninin bir yarısı modern insan olmanın gereklerini (iyi bir gardrop, iyi bir mutfak, iyi giysiler) yerine getirmesini telkin ederken, diğer yarısı buna karşı çıkıyordu. Kafayı sıyırdıktan sonra bile bu çatışma devam ediyordu, ki asıl zevk buradadır işte. Zaten böyle bir çatışma olmasa niye delirsin insan? Kademe kademe inceleyelim kahramanımızın şizofreniye giden yolunu:
Uykusuzluğu çeken bilir, insanı çıldırtmak için son derece elverişli bir durumdur uykusuzluk. Aklınıza hiç gelmeyecek sandığınız şeyleri düşünür, uyuyamaz tuvalete ya da mutfağa koşar, televizyonu karıştırırsınız ama faydası yoktur. Sağa döner uyuyamazsınız, sola dönersiniz yatağın olmayan yayı batar, sırtüstü yatarsınız horlamaktan korkarsınız. İğrenç bir durumdur. Kafayı ucundan yemeye başlarsınız. Anlatıcımızda da böyle olmuştu.
Kahramanımız uykusuzluktan kurtulmanın yolunu dayanışma gruplarına giderek insanlarla ağlaşmakta bulmuştu. Bob'ın devasa göğüslerine gömülerek ağlamak ona uykunun yolunu açtı. Bebekler gibi uyumaya başladı geceleri. Ta ki...
"Bir tümörüm olsa adını Marla koyardım."Ama sonra Marla berbat etti her şeyi. O'nun da kendisi gibi bir yalancı olduğunu bildiğinden ağlayamıyordu anlatıcımız. Marla'nın bu gruplara geliş sebebi ise çok basitti: Bedava kahve, sinemadan daha ucuz bir mekan. Hayatı boşveren tavrıyla Fight Club'a özenen tüm gençleri kendisine aşık eden Marla hikayedeki dengeleyici, ya da denge bozucu oldu bir anda. Yeniden uykusuzluk...
Son evreye geldik. Kahramanımızın elinden ağlama yetisi de alınınca, tüm koşullar oluşur; ve
şizofreni başlar. İşte tam burada insan aklının ne kadar mükemmel bir şey olduğunu görüyoruz. Kendi oluşturduğu imgeye hem yabancı kalan, hem de hayran olan bir akıl. Arada bir karşı koyuyor akıl bu gidişe, fakat genelde kendisini deliliğin dingin sularına bırakıyor. Şizofrenide karşı koymama yolu daha zevkli ve kolay bir yoldur; ama gerçek değildir. Karşı koyarsan da kafan çatlayacak gibi olur. Fight Club'da kahramanımız şizofreninin verdiği zevkten
yeteri kadar tatmin olunca karşı koyuyor, ama biraz gecikiyor. Zira birkaç gökdelen patlamak üzere; ki patlıyorlar. Karşı koyma deyince, bu kısım da müthiş. Önce otelde Marla'ya telefon eder ve "Hiç seviştik mi?" diye sorar kahramanımız. Sonra Marla kendisine Tyler diye hitap edince kafasında şüphe kalmaz, çünkü daha önceden de biraz araştırma yapmıştı. Hatta bir barmen ona Tyler Durden olduğunu söylemişti. Sonra yanıbaşında Tyler bitiverir. "Benim hakkımda konuşmayacaktın onunla" der. Biraz nutuk çeker, şöyle bir şey söyler: "İnsanlar bunu her gün yapıyor, kendileriyle konuşuyorlar. Kendilerini olmak istedikleri gibi görüyorlar. Sende ise bunu devam ettirebilecek cesaret var." Sonra bu işin bitmesi gerektiğine karar verir. Polise gider ama tüm önlemler alınmıştır kendisi tarafından. Testislerini zor kurtaıp Tyler'ı yok etmek için harekete geçer. Gökdelende kafasına (our head) silah dayar, sonra o silahı ağzına sokup tetiği çeker kahramanımız. Kendisi ölmez (tough motherfucker), Tyler ölür.

-What's that smell?
-Elinin körü.


X: Şizofreninin işlenişi.




2 Yorum:
Harika anlatmışsın...Filmlerin farklı analizlerine bayılıyorum.. Sende de görmek hoş oldu. Blog yazarlarında da hafif bir şizofreni olabilmeli zaten..:) Dostum Tyler sana yazıyorum yine gibisinden..
Eline sağlık kanka güzel yazmışsın. Tyler bir bakıma Marla'nın erkek versiyonu zaten. Marla'ya kendi kişiliğinde ulaşamayınca Tyler olup ulaşmıştı Jack. Sayfalar yazılabilir aslında bu film üzerine. Şizofreniyi anlatan en iyi film, ama böyle reklam etmek de spoiler'in en babası olur.
Yorum Gönder