2005-2006 sezonu. Real Madrid-Lyon maçı var televizyonda. Lyon'u daha tanımıyorum. Bu maçta Lyon 3-0 çakıyor Real'e; hiç sevmediğim Real'i yenen Lyon ise bir taraftar daha kazanıyor (daha önce anlattım). Üçüncü golde Roberto Carlos'un kanadını yol geçen hanına çeviren Reveillere bana Fatih Akyel'i hatırlatıyor. Wiltord da golü atışıyla Hasan Şaş'ı. Gol aşağıda, Youtube linki yine. Her neyse, o maçta Real Madrid Lyon'dan top alamıyor desek yeridir. Hatta o sene ve ertesi sene Real Madrid Lyon'u yenemiyor, ki 2005-2006'da Capello var Madrid'in başında. Lyon çeyrek final oynuyor o sezon; Milan'a eleniyor. Sonraki sezon ikinci turda Roma'ya; ondan sonraki sezon (geçen sezon) yine ikinci turda Manchester'a eleniyor. Bu sezon malum kime elendiği. Ama bu elenmeler önemli değil, Lyon Şampiyonlar Ligi'nde sürekliliği sağlıyor, ligde de önüne çıkabilen yok. Lyon taraftarı artık Avrupa'da başarı istese de St Etienne, PSG, Marsilya galibiyetleri yetiyor onlara. Juninho'nun frikiklerini tattırmadığı takım yok. Her şey güzel gidiyor. Fakat bu sezon çok şey değişecek gibi. Öncelikle Lyon Fred'i serbest bıraktı, ki bu Lyon transfer politikasının yüz karası. Şampiyonlar Ligi'nde her zamanki gibi gruptan çıkıldı, yine her zamanki gibi Nisan ayı görülemedi. Lige dönüldü, fakat ligde de daha önceden kaybedilmiş olan anlamsız puanlar yüzünden çok sıkıntı yaşandı. Ve artık Marsilya lider. Geçen haftaki bir puan farkı hala var, sadece sıralar değişti. Juninho bile "artık başkasına sıra geldi herhalde" dediğine göre bu sene Fransız ihtilali olabilir. Peki bu nasıl oldu? Lyon gümbür gümbür geldikten sonra yedi tane ardarda şampiyonluk almasına, maddi ve manevi olarak tüm rakiplerini safdışı bırakmasına rağmen bu sene niye farklı? Uzun uzun analiz yapacak kadar bilgim yok, ama birkaç sebep sıralayabilirim:-Malouda, Abidal ve Tiago'nun satılması. Abidal şu an sakat, Tiago ve Malouda ise Lyon'daki performanslarını mumla aratıyor. Kulübe çok para kazandırdılar fakat kendilerini bitirme noktasına geldiler. Malouda'yı Lyon'da izleyip de Chelsea'de nasıl böyle oynadığına şaşırmayan yoktur herhalde. Aynısı Tiago için de geçerli.
-Teknik direktör istikrarsızlığı. Claude Puel, Alain Perrin, Gerard Houllier, Paul Le Guen, falan filan. Hepsinin ortak noktası Şampiyonlar Ligi'nde başarısızlık. Puel'in kariyerine bir de "Lyon'un şampiyonluk serisini bozma" eklenebilir böyle giderse. Truva atı mı lan yoksa bu adam?
-Coupet'nin satılması. Tamam Lloris müthiş bir kaleci, ama daha çok genç. Üç kuruş para için efsaneni satarsan, tecrübenin yokluğunu hissetmeye mahkum olursun.

-Tabii ki bunların yanında Erik Gerets'in hırsı da var. Geldiği günden beri aklını şampiyonluğa takan, "Lyon'la kapışmak için sabırsızlanıyorum" diyen Gerets bu sezon mutlu sona çok yakın. Galatasaray'da şahit olduğumuz gol sevincini Marsilya'da da göstermesi, oyuncularına bu denli yakın olmasının bir tezahürü olsa gerek. Son haftalarda Velodrome'da Lyon maçı var, şampiyonluk maçı olacak gibi. Bekliyoruz... Juninho'nun Marsilya'ya attığı gol de aşağıda. Bir de frikiği var ama, zaten herkese var frikiği. Koymaya gerek görmedim.
6 Yorum:
chao grey senin için işler yolunda gitmiyor bu sene fazlasıyla. tuttuğun takımlar tepe taklat gitmeye başladı:)
lyon'u henüz şampiyon olmadığı 2001'den bu yana destekleyen birisi olarak söyleyebilirim ki lyon'un şu ana kadarki en büyük hatası o bahsettiğin 05-06 sezonunda takımın başında bulunan ve bir zamanlar liverpool'u da tekrardan ayağa kaldırmış olan büyük fransız teknik adam gerrard houllier'le yollarını ayırmasıdır, hem de sadece çeyrek finalde o yılların en iyi takımlarından biri olan milan'a aslında turu çok daha hak etmiş taraf olmasına rağmen elenmesi yüzünden.. yoksa bahsettiğin oyuncu satışları zaten lyon'un senelerdir bu kadar istikrarlı ve kaliteli bir takım olmasının arkasında yatan en önemli sebepti ve illa birilerinden bahsedeceksek bence essien, diarra gibi adamlar çok daha önemliydi lyon için.. lyon'un yöneticileri diğer açılardan gayet başarılı olmalarına rağmen maalesef teknik adam istikrarının bir takım için hayati öneme sahip olduğunu bir türlü anlayamadılar ve real madrid'in dahi yıllardır süründüğü cl'de sırf şampiyon olunamadı diye anlamlı anlamsız pek çok değişikliğe gittiler, şu anki tökezlemedeki temel sebep bu biraz da.. ne de olsa dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma denilen hadise bir gün gelip gerçek olucaktı, bugüne denk geldi.. ben yine de lyon'u tanıyorsam bu sene asla şampiyonluğu bırakacağını sanmıyorum ama daha önemlisi gelecek seneden itibaren gerçekten kaliteli bir td'de karar kılıp anlık başarılardan bağımsız en az 5 sene sebat edilmeli kendisinde, yoksa bu zihniyetle şu anki üstünlüğün dahi korunması zor gözüküyor.. ha bu seneki nispi başarısızlığın en temel sebebi de takımın her şeyi konumundaki juninho'nun artık yeterince yaşlanmış olması ve eskiden rahatça yaptığı katkıları haliyle sağlayamaması.. onun da yerine güzel bir alternatif bulunduğu takdirde ben yeniden mutlu ve başarılı günlere dönülmemesi için hiçbir sebep göremiyorum ortada..
Maalesef. Ama ne demişler, "En güzeli Lyon'u üzgünken sevmektir" :)
Del Piero,
Bir Lyon taraftarı daha bulmak güzel. Gerard Houllier konusuna gelince, Lucescu bizim için ne ise Houllier de Lyon taraftarı için odur. Defansif oyunu istemiyorlar. Essien ve Diarra gittikleri takımda da çok iyi oynadılar, hala da oynuyorlar. O yüzden örnek olarak onları göstermedim. Teknik direktör olarak eğer Rijkaard gibi birisini ikna edebilirlerse çok iyi olur. Yerel hocalarla bu işin gitmesi zor. İlla ki bir Fransız Fatih Terim çıkarma şansları var, ama ona da sabredilmesi lazım. Juninho'nun da Galatasaray zamanı gelmiş de geçiyo :)
ben rijkaard'ın asla kaliteli bir teknik direktör olduğuna inanmıyorum, deco gibi futbolcudan başka her şey denebilecek bi adamı barcelona'nın o kutsal orta sahasında 3 sene oynatabilmiş bi insanın akli dengesinde sorun vardır.. 2006'da barcelona her şeyi kazanırken bile rijkaard gönderilmeli diyordum, 2 sene sonra o noktaya ancak gelebilen barcelona yönetimi şu an nasıl topluyor semeresini ortada.. bence lyon'un başına yakışacak en ideal kişi didier deschamps'tır.. juve'nin nasıl olup da kendisini elinde tutmadığını şu an dahi anlayabilmiş değilim ama 2004'te yarattığı monaco mucizesi hala aklımdan çıkmaz.. bence mourinho'nun porto'sundan çok daha iyi bir takımdı o sene monaco ve biraz da aksilikler sonucu finalde kaybetmişlerdi kupayı.. aslında galatasaray'ın başına gelmesini çok isterdim ama bizimkilerde öyle bi vizyon olmadığını bildiğimden bari lyon alsın isterim.. öyle bir durumda, mantıklı oyuncu transferleyle birlikte 2-3 seneye kalmadan cl kupasını dahi alması olası olur lyon için.. futbolculuğu kadar td becerisinden de emin olduğum adamı sevdiğim takımın başında büyük başarılara koşarken görmek de ayrı bir gurur vesilesi olucaktır naçizane :)
gerets'i görünce aklıma geldi.. Kendisinden hiç haz etmem.. Bence galatasaray tarihinin en basiretsiz teknik direktörüdür.. Hemen bir örnek vereyim..
Dakika 85.. Olimpiyat stadında oynanan bordeux maçı.. Gole ihtiyaç var..Yedek kulübesinde bir hareketlilik var. Herhalde bir ofans oyuncusu giriyor ancak ısınan cihan haspolatlıdır. İşin daha enteresanı gole en yakın olan, takımın en sinsi adamı sasa ilic oyundan alınıp yerine cihan haspolatlı girer.. Bunun mantığını kurabilen beri gelsin..
Yorum Gönder