22 Mart 2009 Pazar

Lincoln'ün bitirilişinin kronolojisi



Cassio de Souza Soares Lincoln Galatasaray'a geldiği günden beri takibimde oldu. Havaalanında karşılanışı, ilk antrenmanı, açıklamaları, her şeyi izledim. "Hagi'nin yüzde otuzu kadar oynarsam yeter" dedi, hastası oldum. Antrenmanda Necati'yi şakadan tekmeledi, sempati besledim. Bu kadar sevdiğim bir adam, HSV maçında yaptıkları yüzünden çok karışık duygular içine attı beni. Sevdiğiniz insandan nefret etmek nedir bilir misiniz? Ben biliyorum işte. Durumun bu hale gelmesindeki en büyük etken çoğu zaman olduğu gibi kokuşmuş Türk basını oldu malumunuz. Alttaki postta da yazdığım birkaç cümleyi az duymadık bu sene, ama Lincoln'e duyulan gelmeden önce de vardı basında. Hatırladığım kadarıyla dökümünü yapayım bu icraatlerin:

-Schalke'de kaçan şampiyonluğun en büyük hedeflerinden birisi olarak gösterilen 10 numara Cassio Lincoln 5 milyon euro civarı bir bonservisle 4 seneliğine Galatasaray'a imza attı. Schalke bırakmak istemiyordu, Lincoln yönetimi çok zorlayınca istemeden bıraktılar.

-Geleceği kesinleşince taraftar forumlarında, çeşitli internet ortamlarında, yazılı ve görsel basında tanıyanlar yorumlar yaptı. Bunlardan iki tanesi "Alex'in koşanı" ve "Fener'e iki gol atarak Galatasaraylı olduğunu gösterdi" cümleleri. İkisinden de nefret ediyorum bu yorumların. İşte bu iki cümle Lincoln'ün daha ülkemize gelmeden bazıları tarafından sevilmemesinin en büyük sebepleridir. Bunların yanında da şöyle bir yorum daha vardı: "Gece hayatı yok". Tamamdır, gece hayatı yoksa başlı başına bir nefret kaynağı basın için, çünkü topçu dediğinin gece hayatı olur, gay mi lan yoksa bu? Halbuki dünya güzeli bir sevgilisi var adamın. Yorumlara gelelim:

"Alex'in koşanı". Eyvah, ne yaptınız siz? Alex'in koşmadığını mı söylüyorsunuz? Valla zaten 1-0 yenik başladı adam Türkiye'nin en iyi futbolcusuyla karşılaştırılarak. Bittiniz oğlum siz. Alex topla sihir yapar be sihir. Lincoln kim Alex'le karşılaştırıyorsunuz? Hem Brezilya milli takımında oynamış mı ki?

"Fener'e iki gol atarak Galatasaraylı olduğunu gösterdi". Ne lan bu? Galatasaray'a gol atan Fenerli oluyormuş tamam, bize ne bundan da hemen misilleme ürettiniz manyaklar? Ne yani Volkan Demirel Fenerli değil mi şimdi, gol atmadı bize hiç. Bu yorumla Fenerli medya (evet aynen öyle) iyice kızdırıldı. Tamamdı artık, Lincoln'e saldırılacaktı.

Geçen seneki kadroyu izlemek için bir heyecanla Çaykur Rizespor maçına gittim kahveye koşa koşa. Dört tane gol attığımız o maçta Lincoln top ayağına gelir gelmez iki kişiyi saf dışı bırakıp müthiş bir gol atmıştı. O maçta sakatlanmıştı aynı zamanda. Al sana bir tane daha malzeme: "Müzmin sakat." Müzmin sakat mıymış değil miymiş bu sene gördünüz leş kargaları.

Beşiktaş maçına kadar çok iyi oynayan, arada sırada kasap topçuların hedefi olmaktan oynayamayan Lincoln için Beşiktaş maçı bir dönüm noktası oldu. O maçta Hakan Şükür'le beraber kulübün kurallarına aykırı bir biçimde davrandığı gerekçesiyle kadro dışı bırakılan Lincoln, küstü ve doğru dürüst top oynamadı bir süre. Maçtan önceki gece tesislerde akrabalarıyla kalan iki futbolcu böyle cezalandırılmıştı. Gittiği takımlarda yıldız olarak gösterilen futbolcuların biletini kesen moruk Kalli, 2007-2008 Galatasaray'ında da Lincoln'ü kestirmişti gözüne. Bu olay, leş kargalarının ağızlarının suyunun iyice akmasına neden oldu. Günlerce süren tartışmalar çok yıprattı Brezilyalıyı.

İlk yarı bittikten sonra verilen arada maçlar olmadığı için Lincoln'den medyaya malzeme çıkması zordu. Onlar da Almanya'daki kaynaklara başvurdular. Hamit'e sordular; "pohpohlamanız gerekir" dedi. Başka yerlere sordular, "yumruk attı beş maç ceza yedi" dediler. Tamamdı, bu kadar malzeme lig açılana kadar idare ederdi leş kargalarını.

Sene sonuna doğru; bir arkadaşımın tabiriyle "Manchester'ın gelse çıkamayacağı" Gençlerbirliği deplasmanında tek golle takımı kurtaran Lincoln'e bu da yetmedi. Birkaç maç daha oynadı, sezonu 26 maçta 7 gol 8 asistle kapattı.

Bu sezon ise O'nu gerektiği şekilde yönetecek adam geldi Galatasaray'ın başına: Michael Skibbe. Alman teknik adam, geldiği günden beri Lincoln'ün ne kadar önemli bir oyuncu olduğundan bahsetti basına. Hatta geç gelmesine rağmen hiç kızmadı, bilakis destek çıktı. Lincoln'ü günahı kadar sevmeyen basın ise bu işe pek sevinmedi ama, sinsice beklediler. Galatasaray formasını giymişlerden tutun da, kulübe yaklaştırılmayan tüm şerefsizler Lincoln'ün gönderilmesi için kampanya başlattılar. ŞL ön elemesi geçilemeyince Skibbe'ye de salladılar, asıl suçlunun Steaua'yı küçümseyenler olduğunu bile bile (Kim mi onlar? Düşünün biraz.). Sonra öyle bir şey oldu ki, Lincoln coştu. Goller, asistler, mücadele, ne ararsan vardı Brezilyalı'da. Gönderilmesi taraftarı olanlar önce sustu, onlar da bekliyordu zamanını.

Her neyse, Lincoln olmayınca Galatasaray'ın düzeni bariz bir biçimde aksadığı için takımı yalnız bırakmakla suçlandı. Sezonun ilk ağır yenilgi Eskişehir'den alındı:4-2. O maçta Lincoln yoktu mesela.

Sıra gelmişti Fenerbahçe maçına. Geçen sene Volkan'la yaşadığı tartışma yüzünden iyice nefret edilen Lincoln için çok önemliydi bu maç. Her zaman agresifliğini eleştirdikleri Volkan'ı Lincoln'e diz atmasından dolayı neredeyse alkışlayacak adamlar vardı o ara. İşte o maça golle başladı Lincoln, sonrasında Galatasaray gol yedi ve Fenerbahçe ceza sahası önünde bir serbest vuruş kazandı. O serbest vuruşu önce direkt, Lincoln golü attıktan sonra da endirekt olarak değerlendiren hakem maçın gizli kahramanı olmuştu. Lincoln'ün yapısını bildikleri için, moralini bozdular; gerisine dokunmadılar. Aynı taktiği bir çok maçta uyguladı hakemler Galatasaray'a; hem ligde hem Avrupa'da. Örnekler: Sivas maçı, Steaua Bucuresti maçı.

Ve zamanı geldi: Hacettepe maçı. Maçın sonlarına doğru top sektirerek giden Lincoln'ün üzerine maçtan sonra Erdoğan Arıca yürüdü, bir de "Metalist maçında yapsaydı o hareketleri" dedi. Bunu fırsat bilen tüm leş kargaları Lincoln'e saldırmaya başladı. Toshack'a bile sallamasıyla ünlü olan Erman Toroğlu "kıstırırdım" dedi düşünün artık. Bu süreçte Roberto Carlos'tan bir destek geldi, helal olsun valla. Lincoln Hertha Berlin maçında yaptı o hareketleri, Metalist maçı mazide kalmıştı çünkü.

Gerisini biliyorsunuz zaten, uzun uzun yazmaya gerek yok. Skibbe gidince; nasıl ki Baros'a pas atacak Lincoln lazımsa, takımda kendisine önemli olduğunu hatırlatacak bir adam kalmayan Lincoln'ün morali yerlerde süründü. Hafızalarımızda çıkık omzuyla, aslan yelesi saçlarıyla yer etmiş Büyük Kaptan da Lincoln'ün bitirilişine çok büyük yardım etti; Kalli'den mi öğrendi artık bilmiyorum.

Bir önceki postun yorumlarında birisi beni tutarsızlıkla suçlamış; "Skibbe'nin gitmesini isteyenlerdendin" diyerek. Şimdi de "Lincoln'e sallıyordun hani, ne oldu?" diyebilir birisi çıkıp. Biz Galatasaray için tükürdüğümüzü yalarız, önemli değil. Ama Skibbe gitsin falan da demedim böyle biline.

1 Yorum:

horozmania dedi ki...

ağzına sağlık çok güzel bi yazı olmış. En çok şu sözünü beğendim.

"sevdiğin insandan nefret etmek"

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails